ABD kendi FETÖ'sünü temizleyebilecek mi?
- GİRİŞ18.07.2026 09:04
- GÜNCELLEME18.07.2026 09:04
Hafta içinde Amerika ile İsrail arasında büyüyen çatlağa ilişkin oldukça önemli bir podcast yayınlandı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, dünyanın en çok dinlenen podcastlerinden biri olan The Joe Rogan Experience programına konuk oldu. ABD-İsrail ilişkilerini değerlendirdi, Amerikan çıkarlarını öncelediği için nasıl hedef tahtasına konulduğundan bahsetti. Dış müdahaleden etkilenen yöneticileri eleştirdi.
JD VANCE’İN AÇIKLAMALARI NE ANLAMA GELİYOR?
İran savaşıyla ilgili konuşuyordu podcast’in bu kısmında. Mealen de şunu söylüyordu. "Netanyahu savaşa devam etmek, Trump ise başarılı bir anlaşmayla savaşı bitirmek istedi. İsrail'in finanse ettiği isimler müzakereleri gerçekleştirdiğim için bana acımasızca saldırdılar. Katar tarafından etkilendiğimi, yabancı ülkelerden talimat aldığımı söylediler. İsrail hükümetindeki unsurların anlaşmayı eleştirmesi beni rahatsız etmiyor çünkü yabancı hükümetler her zaman ABD'yi etkilemeye çalışır. Ancak beni rahatsız eden ABD'li liderlerin bundan etkilenip savundukları şeyleri değiştirmeleri."
Kendisine saldıranlara şu sözlerle devam etti JD Vance. "Cehenneme kadar yolunuz var. Ben Amerika halkı için yapmam gerekeni yapacağım"
ABD-İSRAİL ÇATLAĞI BÜYÜYOR!
Daha önce bu köşede ABD'nin içindeki İsrail karşıtlığının, demokratların yanı sıra cumhuriyetçi tabanda da yer bulmaya başladığını dile getirmiş, MAGA'cılarla siyonistler arasında patlak veren mücadeleyi dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışmıştık.
JD Vance'in açıklamaları gösteriyor ki bu mücadelede yeni bir perde açıldı. ABD Başkan Yardımcısının şu sözleri de neden Cumhuriyetçilerin "America First" anlayışına sıkı sıkıya bağlandığını gösteriyor.
"İsrail'in sistemi içinde Amerikan kamuoyunu manipüle etmeye ve değiştirmeye çalışan kişiler olduğunu en ufak şüphe duymaksızın biliyoruz"
Beyaz Saray Sözcüsüne bu açıklama sorulduğunda, Trump'ın da JD Vance'e katıldığını öğreniyoruz. Trump ile de devam edelim. Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Türkiye'ye yönelik olumlu açıklamaları, malumunuz İsrail'de kıyameti koparmış, Netanyahu Amerikan Televizyonlarını dolaşıp Türkiye'ye neden F-35 verilmemesi gerektiğini anlatmıştı.
Netanyahu'nun bu açıklamaları, Axios'a göre, Trump'ı öfkelendirmiş. Bibi'nin bu konuda söz hakkı olmadığını düşünüyormuş Trump. Bu nedenle de Netanyahu'ya randevu vermemiş. Hatırlarsanız Savunma Bakanı da F-35 konusuyla ilgili Trump daha Ankara'dayken Tel Aviv'e gidecekti, o da iptal olmuştu.
Beyaz Saray'ın Netanyahu-Trump ilişkisine dair haberleri şaşkınlıkla karşıladığı belirtiliyor Axios'un haberinde. İsrail tarafı baktı ki görüşme olmayacak, "Bize randevu vermediler" diyemeyecekleri için "Ziyareti iptal ettik" demeye kalktı. Resmi gerekçe olarak da Lindsey Graham'ın cenazesi gösterildi.
İSRAİL’DEN HANGİ AMERİKA RAHATSIZ?
Bu noktaya kadar şu hususu netleştirmiş durumdayız. Washington'daki bazı isimler -Başkan ve Başkan Yardımcısından bahsediyoruz- İsrail'in manipülasyonundan ve Amerikan çıkarlarına ters düşecek adımlar atmasından rahatsızlar.
Peki şunu sorarak devam edelim. Bu rahatsızlık, Trump'ın kabinesindeki tüm isimlerin taşıdığı bir rahatsızlık mı? Hayır. Cumhuriyetçiler silme İsrail karşıtı mı? Hayır. Demokratlar öyle mi? Hayır. MAGA'cıların tamamına İsrail karşıtı diyebilir miyiz artık? Hayır.
Bu sorulara verdiğimiz "Hayır" yanıtını tasdiklemek için biraz detaylandıralım. Örneklere de Trump'ın İsrail'e atadığı büyükelçiyle başlayalım.
Mike Huckabee, Trump'ın "Biz olmasaydık, İsrail olmazdı" açıklamasına meydan okumuştu geçtiğimiz günlerde. "Asıl İsrail olmasa ABD olmazdı" dedi, "Varlığımızı bu topraklarda olanlara borçluyuz" diye de ekledi.
Kabinedeki İsrailciler Huckabee ile sınırlı değil elbette. İran'ın ABD tarafından yalanlanan bir iddiası var. "Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın müzakereleri suistimal ettikleri yönünde, Başkan Yardımcısı Vance'i uyardık" diyorlar.
Gelelim Kongre'ye.
3 Haziran 2026 tarihinde Temsilciler Meclisi'ne sunulan bir karar tasarısı vardı. ABD'nin İsrail'e verdiği askeri yardımları, geleneksel yardımdan ziyade ortak yatırım ve müşterek savunma işbirliğine dönüştürmeyi amaçlayan bir tasarıydı. Bazı Demokrat senatörler, Netanyahu hükümetiyle derin askeri entegrasyonu engellemek için bu ve buna benzer maddelere karşı çıktı. Netanyahu'nun ABD ordusu ile birleşme planı olarak da dillendirebileceğimiz tasarı, 46 oya karşılık 50 oy ile reddedildi.
15 Temmuz Çarşamba günü, İsrail'e yıllık 3.3 milyar dolarlık yardımın kesilmesi oylandı yine Temsilciler Meclisi'nde. Önergeyi Cumhuriyetçi Thomas Massie ve Demokrat Ro Khanna birlikte sundu.
Massie, İran savaşının İsrail'in çıkarlarına hizmet ettiğini savunmuş, kendi partisinden olmasına rağmen hem Trump’ı hem de İsrail’i eleştirmişti.
Demokrat Ro Khanna'yı ise son olarak Batı Şeria'da yerleşimci terörüne maruz kalıp "Ben bir Amerikalı olarak buna maruz kalıyorsam Filistinlilerin hali nicedir" tarzı açıklama yaparken görmüştük.
Konuyu dağıtmayalım. Bu iki isimin önerdiği, İsrail'e yardımın kesilmesini içeren tasarının oylamasında, ilk kez Demokratların çoğunluğu, yani yarısından fazlası, İsrail aleyhinde oy kullandı. Ancak Cumhuriyetçilerin tamamı İsrail lehine oy kullanınca tasarı 104'e 314 oy ile reddedildi.
ABD KENDİ FETÖ’SÜNÜ TEMİZLEYEBİLECEK Mİ?
Yine de İsrail karşıtı adım atabilen Amerikalı siyasetçi sayısındaki artış dikkat çekici. Bugünden İsrail'e verilen desteğin kesilmesi gündeme gelebilir mi? Çok zor. Ancak dönüşümün tamamlanması uzun sürmeyebilir.
Söz konusu örnekler, İsrail'in içeriden ABD siyasetini nasıl kuşattığını, ABD'yi önceleyenlerle İsrail'i önceleyenler arasında nasıl bir mücadele başladığını gözler önüne seriyor. ABD, kendi FETÖ'sünü tespit etmiş de nasıl temizleyeceğini bilmiyor gibi.
JD Vance, birçok kişi tarafından Trump'tan sonra Cumhuriyetçilerin yeni başkan adayı olarak gösteriliyor. Kasım ayında ara seçimler var. Trump'a destek oranı yüzde 37 seviyelerine gerilemiş, yapılan anketlere göre. 2028'deki seçim çalışmalarına başlamış gibi bir havası var JD Vance’in. Sonuçta, İsrail'e yönelik bu tür açıklamalar genç MAGA'cılar tarafından takdir topluyor.
Hüseyin Akif Küçükal / Haber7
Yorumlar5