Mekke Anlaşmasına gerek var mıydı?
- GİRİŞ08.08.2026 09:03
- GÜNCELLEME08.08.2026 09:03
7 Ağustos 2026 Cuma hutbesinin başlığı kardeşlikti. Hutbede, İslam’ın huzur ve mutluluk hedefinin sevgi, dayanışma ve kardeşlik bağlarını güçlendirmekten geçtiği vurgulandı.
İçeride Terörsüz Türkiye gündemi, dışarıda "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" gündemi yaşanırken, Cuma hutbesinde de kardeşlik vurgusu yapıldı.

TÜRKİYE'NİN YARDIMINA KİM KOŞAR?
Anlaşma dünyada "İslam NATO'su" şeklinde değerlendiriliyor. Temel ilkede benzer yönleri de var. Çünkü bir üyeye silahlı saldırı, tüm üyelere saldırı sayılıyor. Ancak askeri karşılık hakkında net bir bilgimiz yok. Uygulama mekanizması henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Daimi ortak karargah kurulacak mı? Daimi müşterek kuvvet bulunacak mı? Bunlar henüz yanıtlanmayan sorular.
Ancak anlaşmaya katılmasına rağmen Türk askerinin her bölgesel krize gönderilmeyeceğini ve kuvvet kullanımının, anayasal düzen ve ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde ele alınacağını biliyoruz.
Diğer taraftan, Türkiye'ye saldırı olduğunda NATO mu yardıma koşar Mekke Anlaşması mı? NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İsrail Türkiye'ye saldırırsa NATO'nun tavrı ne olur sorusunda topu taca atmıştı hatırladığımız kadarıyla.
İRAN BÖLGE ÜLKELERİNE YAKLAŞMALI!
Perşembe gününe kadar İran destekli Husilerin Yemen'de Suudi Arabistan öncülüğündeki Koalisyon güçlerine yönelik saldırıları devam ediyordu. İlk yansımalardan anladığımız kadarıyla ortak kuşku Suudi Arabistan ve İran'ın karşı karşıya gelmesi durumunda Türkiye'nin İran'ın karşısında yer alabileceği yönünde.
Evet, tarafların karşı karşıya gelmesi riski var. Hatta Ukrayna-Rusya savaşında her iki tarafla da görüşebilen, Amerika/İsrail - İran savaşında ABD ve İran arasında köprü olabilen ve çatışma ortamından uzak kalmayı başaran Türkiye'yi, çatışmanın ana faktörlerinden biri haline getirme riski var sürecin.
Burada da İran'ın durumunu düşünmek gerek. Pakistan ve Türkiye savaş sürecinde ilişkilerini bozmak istemedikleri iki ülke. Ve bu iki ülke hem Suudi Arabistan'ı hem de İran'ı idare edebilecek diplomasi kabiliyetine sahip.
Bu noktada şu hususa da değinmek gerekiyor. Anlaşmada üzerine basa basa vurgulanan bir konu var. Mekke anlaşmasının bir savunma anlaşması olduğu vurgulanıyor ve herhangi bir ülkenin hedef alınmadığının altı çiziliyor.
Devlet ajansı başta olmak üzere İran basını, anlaşmayı "İran'a karşı ilan edilmiş bir ittifak" şeklinde görmedi. Değerlendirme, Türkiye-Suudi Arabistan ve Pakistan üçlüsünün ortak açıklaması baz alınarak yorumlandı. Buna karşılık, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai'nin açıklama tonu sertti. Mutabakatın kağıt üzerinde kalacağını savunan Rızai, Riyad'a gerçek güvenlik sağlamayacağını öne sürdü.

Oysa İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 6 Ağustos'ta şöyle demişti; "Komşularımızla ilişkilerimiz geçmişe kıyasla çok daha iyi durumda. Bölge ülkeleri bizimle güçlü bir iş birliği yürütüyor. Bu savaşta planlardan biri de kuzeybatı ve güneydoğu sınırlarımız üzerinden kargaşa çıkarmaktı. Ancak komşu ülkeler buna izin vermedi. Komşularımız, yalnızca istikrarsızlık yaratacak kişilerin kendi ülkelerine girişini engellemekle kalmadı, aynı zamanda bize destek de verdi."
Buradan hareketle, Mekke Anlaşmasının selameti açısından İran'ın bölgeyle ilişkilerinin negatiften pozitife çevrilmesi elzem.
2023 yılında Çin'in bir araya getirdiği ve siyasi iklimin ılımanlaştığı Suudi Arabistan-İran hattında yeni bir süreci başlatmak, iki ülkenin hızla normalleşmesini sağlamak oldukça önemli. Hatta İsrail'in bu olası süreci baltalamasına da müsaade edilmemeli.
KATILIMIN ARTIRILMASI GEREK!
Anlaşmada vurgulanan bir başka hususa değinmek istiyorum. Daha önce Suudi Arabistan ve Pakistan arasında, İsrail'in Katar'da Hamas'a yönelik saldırısından bir hafta sonra imzalanan savunma anlaşmasına bugün Türkiye eklendi. Taraflar, komşu ülkelere de açık davetiye yolladı. Yarın Katar, Mısır, Libya, Lübnan, Suriye gibi ülkeler başta olmak üzere İslam coğrafyasından yeni katılımlar, Mekke Anlaşmasının amacına hizmet edecek ve anlaşma sürecinin selametini perçinleyecektir.
MEKKE ANLAŞMASI NEDEN GEREKLİYDİ?
Peki, Mekke Anlaşması'na gerek var mıydı?
Bilindiği üzere, Orta Doğu'da İsrail'in saldırganlığını dizginleyecek bir mekanizma şart. İsrail'in Filistin topraklarındaki soykırım ortağı Amerika Birleşik Devletleri bile bu gerçeğin farkında. Halihazırdaki durum hoşlarına gitmese de zoraki boyun eğdikleri bir gerçeklikten bahsediyoruz. Bunu NATO Zirvesi'nin çıktılarına bakarak da rahatça söyleyebiliyoruz. Mekke Anlaşması bu sebepten mevcut ABD yönetiminin de olumsuz bakmayacağı bir gelişme.
İran dışında süreçten rahatsızlık duyma potansiyeli taşıyan iki ülke daha var. Biri elbette İsrail...
İsrailli yayın organı Ynetnews, Mekke Anlaşması haberini okuyucularına sunarken Türkiye'nin ikinci büyük NATO ülkesi olduğuna dikkat çekti. "Nükleer güç Pakistan ve Körfez'in en güçlü ülkelerinden Suudi Arabistan'ın Türkiye ile buluşması, bölgesel dengeleri değiştirebilecek bir gelişme" yorumu yapıldı. Jerusalem Post ise bir üyeye yönelik saldırının 3 ülkeye yapılmış sayılmasının, Tel Aviv açısından en kritik unsur olduğunu vurguladı.
Birkaç ay öncesine baktığımızda, Şubat ayında, İsrail'in katil başbakanı Netanyahu, Sünni eksen oluşturulmasına yönelik adımlardan duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş, "Altıgen ittifak" adını verdiği vizyondan bahsetmişti. İsmini zikrettiği ortakları Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve Hindistan'dı. Bu yapıya eklenecek bazı Arap ve Afrika ülkelerinden de bahsediyordu.
Diğer rahatsız ülke ise Hindistan. Bu rahatsızlığın temelinde, Pakistan'ın nükleer güç olarak Suudi Arabistan ve Türkiye ile aynı savunma şemsiyesi altında yer alması ve bu ittifakın Yeni Delhi'nin bölgesel etki alanını daraltma potansiyeli taşıması yatıyor. Mekke Anlaşmasının Hindistan'daki yansımaları nasıl olacak, ilerleyen günlerde göreceğiz.
Mekke Anlaşmasının ortaya çıkardığı fotoğraf yalnızca Orta Doğu'da İsrail'i dizginlemek değil, Doğu Akdeniz'de de İsrail-Yunan-Rum yayılmacılığına önlem anlamı taşıyor. Yani az önce sorduğumuz "Gerek var mıydı" sorusuna bir kez daha "Evet" diyebiliriz.
İslam NATO'su, ülkemize, bölgemize ve Müslümanlara hayırlı olsun.
Hüseyin Akif Küçükal / Haber7

Yorumlar3