İsrail SDG kartını yitirdi, sırada Dürzi ve Kıbrıs kartları var

  • GİRİŞ29.08.2026 09:28
  • GÜNCELLEME29.08.2026 09:28

Terörsüz Türkiye'nin olmazsa olmaz parçasıydı örgütün Suriye yapılanmasının feshedilmesi. Şükürler olsun ki bugünleri gördük ve Suriye'de YPG-SDG denklemi tarihe gömüldü. Halbuki 10 yıl önceye kadar Kuzey Suriye, Kuzey Irak ve Türkiye'nin Güney bölgelerinde özerklik tanınacak bir yapıdan bahsediliyordu. 

Dış güçlerin çeşitli zamanlarda çeşitli ağırlıklarda desteklediği örgütün Türkiye'nin kararlılığı karşısında hiçbir varlık gösteremeyeceği, bahsettiğimiz odaklar tarafından da fark edildi ki örgüte sahip çıkacak yabancı ülke bulunmuyor şu günlerde. Biri hariç. O da İsrail. 

İsrail, PKK-YPG-SDG ve benzeri çatı örgütlerini kolaylıkla manipüle edip, içine sızıp, merkezi yönetimlere karşı kullandı bugüne dek. Bu örgütler, Tel Aviv için vekil güç niteliğindeydi. Türkiye'nin bölgede güçlenmesine karşı, Suriye, Irak ve İran'da istikrarsızlığı sürdürebilmek için önemli parçaydı bahsettiğimiz örgütler. 

Örgüt özerk bölge istiyordu. İstediği alan, kendilerini destekleyen İsrail'in "Vadedilmiş Topraklar" adını verdiği bölgeden de payını alıyordu. Ne büyük tezat değil mi? Vaadedilmiş Topraklar'ı örgüte bırakmaya meyilli gözüküyordu İsrail. Halbuki, emeline ulaştığında onları ilk kovacak olan da kendisiydi. 

Tel Aviv, örgüte karşı sergilediği bu tiyatroyu Suriye Devrimi sonrası da sürdürmeye çalıştı. "Free Kürdistan" söylemleri artırıldı. Siyasi destek sıklıkla zikredildi. Çünkü bölünmüş bir Suriye, elbette daha çok işine geliyordu İsrail'in. Bölünmüş Türkiye de keza. 

Gazze'de gerçekleştirdiği soykırım nedeniyle uluslararası toplum nezdinde değer kaybeden İsrail, bu süreçte Kürt kartını kullanarak Türkiye'yi dünyaya soykırımcı göstermeye de çalıştı. Ancak hem sözünün bir ağırlığı kalmadı hem de Terörsüz Türkiye süreciyle "soykırım" kozu elinden alındı. 

Ardından Amerika, YPG-SDG'nin kullanışsız bir aparat olduğuna kanaat getirerek Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarıp uluslararası ticarete geri döndürdü. 

İsrail'e son darbe ise Suriye'de varılan mutabakatı sahaya yansıtmaktan başka şansı kalmayan SDG-YPG tarafından indirildi. Fesih açıklamasıyla bölgede istikrarsızlık amaçlayan İsrail'in hayalleri suya düştü. 

KÜRT KARTI BOŞA ÇIKAN İSRAİL'İN ELİNDE NE KALDI? 

Tel Aviv'in bölgede aynı doğrultuda kaşımaya çalıştığı bir diğer yara "Dürzi" kozu. Suriye'nin güneyinde yeni bir bölücülük faaliyetine hazırlanıyor İsrail. Hafta başında Süveyda'da toplantıya katılan Dürzi lider Hikmet El-Hicri, "İsrail devletini korumakla yükümlüyüz, İsrail'in ayrılmaz bir parçasıyız" dedi. İsrail'e destek amaçlı konvoy bile düzenlediler. 

Türkiye'nin Suriye'deki ağırlığından rahatsızlık duyan İsrail yönetimi, Türk askerinin Suriye'de konuşlanmasından, başkent Şam'ı korumasından, güneye inmesinden ne denli çekindiğinin göstergesi bu gelişmeler. Türkiye'nin varlığı Dürzilerin bölücülük faaliyetlerine de engel çünkü. Dolayısıyla İsrail'de, “Suriye’deki son kozu yitirme” korkusu yaşanıyor bugünlerde.  

KIBRIS'TAN TÜRKİYE'YE TEHDİT OLUŞTURMAK İSTİYORLAR! 

İsrail yönetiminin takip edilmesi gereken bir diğer hamlesi Kıbrıs adımları. Yunanistan ve Rum yönetimiyle askeri işbirliğini genişleten İsrail, 20 bine yakın İsrailli'yi de Kıbrıs'a yerleştirmiş durumda. Tel Aviv Üniversitesi’nin araştırması, 2023 ve 2024 yıllarında 50 bine yakın varlıklı İsrailli'nin ülkeden ayrıldığını söylüyor. Özellikle Gazze çevresindeki işgal toprakları boşaltılmış durumda. İsrailliler hükümetin teşviklerine rağmen bu noktalara geri dönmeyi istemiyor. Alternatif yurtlarından biri de görünen o ki Kıbrıs. 

Kıbrıs Rum kesiminde İsrail varlığından rahatsızlık duyan Rumların sayısı da azımsanacak seviyelerde değil. Kısa süre önce Yunan Kathimerini gazetesinde Kıbrıs'ta artan İsrail nüfusu ve Rum yönetiminin İsraillilere yönelik tanıdığı ayrıcalıklar eleştiri konusu olmuştu. 

Şimdi buradan hareketle şu soruları soralım. 

Rumlar İsrail etkisini kırmayı başaramazsa İsrail, bölgeyi kendi lehine dizayn etmeye çalışır mı? 

Kıbrıs'ta etkisini artıran İsrail, Türkiye'nin aleyhinde hamlelere imza atar mı? 

İSRAİL'İN TÜRKİYE'Yİ ÇEVRELEME GAYRETİNİN ARDINDA BAŞKA NE YATIYOR? 

İsrail-ABD ortaklığında İran ile devam eden savaş 6. ayını doldurdu. İran hala ayakta. Rejim değişikliğiyle yola çıkılmışken, savaş öncesi açık olan Hürmüz'ün yeniden açılmasına geldi konu. 

İsrail, Lübnan ile yaptığı savaştan sonuç alamadı. İsrailli yayın organı Walla'ya konuşan İsrail güvenlik kaynaklarına göre, İsrail hükümeti ABD'ye Lübnan'ın güneyindeki "pilot bölgeler" planının başarısız olduğunu söyledi. Lübnan Ordusu'nu, Hizbullah altyapısını yok edememekle suçluyor İsrail. Lübnan'da saldırıları sürdürerek İsrail'deki OHAL sürecini devam ettirmek istiyor İsrail yönetimi.  

Gazze'de yıllardır süregelen saldırılarını 2023 yılı itibariyle soykırıma dönüştüren İsrail, güya kendi güvenliğini sağlayacaktı. Bir avuç Filistinli'nin direnişi tarihe geçti. Bugünlerde uçurtmaları bile tehdit sayıyorlar.  

Yani askeri bir başarısızlık var ortada hemen hemen her cephede. Siyasi başarısızlık başlığı altında, Netanyahu'ya açılan yolsuzluk suçlamalarından tutun İsrail yönetiminin yargıyı hiçe sayma girişimleri, Mossad direktörü atama sürecinde ortaya çıkan iç çekişmeler, ordu ile hükümet arasındaki yüksek tansiyon gibi birçok madde sayabiliriz. 

Ve bu İsrail, 7 Ekim'den bu yana ilk genel seçimine gidiyor 27 Eylül'de. 

İsrailli Kanal 13'ün yaptığı bir ankete göre muhalif Gadi Eisenkot'un partisi, Netanyahu'nun partisinin önünde. Muhalefet partilerinin, Netanyahu'nun aşırı sağ liderlerle kurduğu koalisyonu geçebileceği öngörülüyor. 

Bu durumun gerçekliğe olan yakınlığını, İsrail basınında çıkan haberlerden de hissetmek mümkün. İsrail basınına göre Netanyahu, çevresine Likud'un kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Bu söylemle amaçlanan, sağ seçmenlerin seçimi kaybetme endişesiyle küçük sağ partiler yerine Likud etrafında toplanma refleksi göstermesi. 

Seçimi kazanmak umuduyla, iç siyasette, bahsettiğimiz hamleye tutunan Netanyahu, dış siyasette, Türkiye gibi güçlü bir düşman oluşturarak başbakanlığını gidebildiği yere kadar götürmenin derdinde. 

Peki, Hamas'ı tehdit olmaktan çıkaramayan herkesin yetkiden uzaklaşmasını isteyen İsrailli seçmen, Netanyahu'ya bir kez daha "evet" diyecek mi? Bu soru, bir ay sonra yanıt bulacak. 

Akif Küçükal / Haber7

Yorumlar1

  • Doğrusu 59 dakika önce Şikayet Et
    İsrail Devleti var olduğu sürece " Vadedilmiş Topraklar" fikri hiç bir zaman son bulmaz, bir Netanyahu gider, başka bir Netanyahu gelir. Bize düşen her zaman hazırlıklı olmak ( Su uyur, düşman uyumaz.)
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat