Sorkozy'ye nasıl cevap verilebilirdi
- GİRİŞ05.02.2012 08:59
- GÜNCELLEME05.02.2012 08:59
FRANSA’NIN AVANGARD POLİTİKASINA KARŞI MAĞDURUN DİLİYLE CEVAP VERMEK
Avangard, Fransızca bir kelime olup askeri bir terimdir ve anlamı “öncü birlik” demektir. Rönesansın askeri terimi olan avangard, sanat, siyaset ve kültür alanlarında da yenilikçilik, deneyselcilik anlamında kullanılan bir kavram ve akımdır.
Gücünü pekiştiren nükleer Fransa’nın, yorgun Amerika’yı ve İngiltere’yi gerisinde bırakarak, dünyadan, bir koyup beş almanın yeni sömürgeci fırsatçılığının öncü, avangard hareketlerini Libya lideri Kaddafi’yi gayya kuyusuna yollarken görmüştük.
“Soykırımı inkâr” yasası gündemimize girdiğinden beri sosyal ağlarda, büyük medyalarda nasıl tepki vereceğini bilemeyen, mağdurun patetik dilini kullanan, gereğinden fazla duygusallaştırılmış bir halimizin patolojik durumu aşikârdır.
Sorkozy’nin geçmişini hatırlatarak, dedesine Osmanlı’nın yaptığı ihsanı ve insanlığı hatırlatmak… Dış siyasette hiçbir etkisinin olmadığını göstermiş ve yasasının Fransa parlamentosundan geçmesine engel olamamıştır.
Siyasette, kâfire haddini bildirmekte bire yüz koyan bir dinin mensupları olarak Sarkozy’e, dedesine olan ihsanımızı hatırlatmak ne kadar mağdur ve patetik olduğumuzun açık bir göstergesi değil midir?
Geçmişimize vurgu yapıp, Fransa’ya insanlık ve insan haklarını hatırlatmak dış politika söz konusu olunca pek geçerli olmuyormuş.
İlerlemeci, modernist, avangard tarih anlayışına sahip Sarkozy’nin, dedesinin ve öz geçmişinin pek de umurunda olmayacağı aşikârdı.
Biraz kendimize geldiğimizi sanıyordum. Milletimiz patetik bir karaktere sahip bu da mağdurun çektiği acının inandırıcılığını azaltmakta, küçük düşürmekte…
Peki, suç kimin, bizim mi darbelerin mi? Askeri darbelerle geçen bir asır, kendi ayakları üzerinde duramayan bir millet olmamıza sebep olurken; bizi patetikleştirip, mağdurun dilini kullanan bir millete dönüştürmüş.
O yüzden en ufak bir galibiyeti ve darbeyi büyütüyor, bir de çerçeveletip duvara asıyoruz.
Mağdurun patetik dili beni fazlasıyla rahatsız ediyor. Sanırım Allah da hoşlanmıyor. Yoksa yüce kitabımız mazluma, mazlum olmasının hesabını sormazdı.
Küçükken ailemizde kriz dönemlerimizde babamız, en sevdiğimiz pahalı yiyecekleri, şekerlemeleri alır, mağdurun patetik psikolojisine asla girmemize izin vermezdi. Mağdurun patetik dilinden rahatsızlığımın kökeni bu da olabilir. Bilemiyorum, sizleri de bu mağdurluk dili rahatsız etmiyor mu?
Bu yasağı lafta yok sayıp, yok sayamadığımıza göre parlamentomuz en az Fransa parlamentosu gibi davranıp, fazlasıyla Fransa’yı ti-ye alacak, absürt bir yasa yapıp, daha ileri bir demokrasiyle halk olarak referanduma gidemez miydik?
Hacer Aydın - Haber7
aceraydin@hotmail.com
Yorumlar2