Meleklerimiz bize ne zaman geri dönecek

  • GİRİŞ30.09.2012 09:44
  • GÜNCELLEME30.09.2012 09:44

Melekler gerçekten üstün yaratılmış varlıklardır. Ama Allah'a itaat eden; O'nu tesbih ve takdis eden bu nuranilerle ilgili öyle bir gerçeği kaçırıyoruz ki…

Mesela Bakara suresi 30. ayette Melekler, Allah'a soru soran akıllı; sormakla kalmayıp sorgulayan ve durum değerlendirmesi yapan varlıklar olarak da karşımıza çıkarlar.

“Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.”

Bu ayette Allah'ın fiillerini, üstelik sanki bir eşitleriymiş gibi sorgulayan melekler karşısında; Allah “siz ne hakla benim fiillerimi sorgular ve bana eşitlermiş gibi akıl veririsiniz” demiyor, azarlamıyor; onları dinliyor ve yarattığı bu varlıklara kendisini tekrar tekrar tanıtıyor, cevap veriyor, kendisini açıyor: “sizin bilmediğiniz şeyi ben bilirim”… 

Melekler “neden”, “niçin” “nasıl” diye sormaktan çekinmiyorlar… Allah'ın muradını anlamaya, O'nun hakkındaki bilgiye tekrar tekrar ulaşmaya çalışıyorlar. Allah ise onlara bu rahatlığı veriyor. Bilinmek istiyor… Sürekli yaratılışı başka ne izah edebilir?

Peki bizler ne haldeyiz? Üstelik akıl ve nurun yanında etten, candan, kandan, iradeden yaratılmış biz insanlar ne haldeyiz?

Her gün gazetelerde, haberlerde, çağımızda, yanımızda, geçmişimizde, tarihimizde kan gölleriyle, parçalanmış bedenlerle yaşarken; Canımız yanarken, kesilirken… Sevdiklerimizi ve kendimizi bir gün bu dünyadan yollayacağımızı açı seçik görürken; Tanrı'ya “neden Tanrım” diye sorma hakkımız yok mu? Meleklerin canı bile yanmazken bu soruları rahatlıkla sorabiliyorken…

Bizim canlarımız ve cananlarımızın canlarındaki acının sebebini sorma hakkımız yok mu?

Sadece itaat etmek ve takdis etmek için yaratılmış; yani dogmatik davranmaktan başka bir şey için yaratılmamış, başka hiçbir seçeneği, iradesi olmayan bir varlık olan Melekler bile Allah'ın fiillerini soruştururken; bizler etten, acıdan, kandan, nurdan, bağlılıklardan ve akıldan yaratılmışlar bunca acı, ıstırap ve kaybedişlerin ortasındayken nasıl bu kadar dogmatiğiz? 

O yüzden en azından meleklerimiz lütfen bize geri dönsün ve biz gerçekten Allah'ı bilip şirksiz itaat edelim. O'nun söylediği şeyi bilip gerçekten işitelim.

Ve Tanrı'ya “neden Tanrım” diye sorabilelim… En az bir Melek kadar… Hakkımız yok mu? O'nu bilmek, duymak, işitmek ve acılarımız adına…

 Ya birbirimizi bilmek, anlamak, duymak ve işitmek adına siyasal kalıpları ve cemaatsel dogmaları aşıp “neden” “niçin ve nasıl” sorularını birbirimize sorup trajedilerimize dokunabilecek miyiz?

Ve Tanrı'ya ve O'nun yarattığı doğaya ve O'nun varettiği bizlerin varlığına; bana kendilerini açmaları için “neden, niçin ve nasıl” diye sormalıyım… Sormazsam doğru bilgiye ulaşamam, ulaşamazsam Tanrı'ya şirk ile yaklaşırım ve varolanlara da eziyet ile…

Ve soruyorum: “Neden Allah'ım bunca kaybediş, acı, kan ve ıstırap?”. Bizim hakkımızda bildiğin ama bizim bir türlü bilmek için çaba sarf etmediğimiz; biz insanlar hakkındaki bildiğin o “iyi şey” ne Tanrım?

Hacer Aydın - Haber 7

aceraydin@hotmail.com

https://twitter.com/hacer_aydn

Yorumlar6

  • Sabit Kal 13 yıl önce Şikayet Et
    sual ilmin kapısı. bu kapıyı aralamadan ilme kavuşmak mümkün değilse neden soru sormakta mümkün olmasın,. yada neden yanlış olsun? ama alimlerin kafasını bugüne kadar kurcalayan soru: melekler; insanların yeryüzünde bozgunculuk yapacaklarını, kan dökeceklerini ve ALLAH'ın onları kendisine ibadet etsinler diye yaratmak istediğini nereden biliyorlardıda bu soruyu sordular??? hani gaybı ALLAH'tan başka kimse bilmiyordu ya, peki melekler bu kadar ilmi nereden almışlardı acaba? acaba, ALLAH bizlerden öncedemi insanlar yaratmıştıda, oradanmı biliyorlardı? yoksa ALLAH, onlara bir kısım bilgimi verdi, bizimle ilgili? merak, insana çok zor sorular sorduruyor. ve kuran, soru sormamızı, merak etmemizi, araçtırmamızı isteyen ayetlerle dolu. öğrenmek için, merakını, hatta korkusunu gidermek için insanın sorması, araçtırması ne güzel. yeterki sorular, insanı şeytan gibi rabbine isyana yöneltmesin. ilimde o kadar genişki, hiç bir insan onun sınırına varacak kadar soru soramıyacaktır asla.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Erdal pirim 13 yıl önce Şikayet Et
    okudum. maaşALLAH yaa.bu güler yüzü gördüğum zaman sanki yazıyı okumuşum.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • kelimat 13 yıl önce Şikayet Et
    hacer hanım. sizde bu kadar çok şeytan varken meleklerinizin geri gelmesi mümkün değil ki? siz önce bir şeytanlarınızı def edin.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • hanif koray 13 yıl önce Şikayet Et
    sizin melekleriniz; bizim meleklerimiz. sizin melekleriniz dogmatik buyurmuş yazarımız. dogma, olumsuz anlamda kullanılır ama felsefede dogmatisizm, rasyonalizm demek. apriori bilgilerle, mutlak, kesin doğrulara ulaşmak demek. bu manadaki akıl faal akıldır ve doğru, meleklerin bilgisi, böyle mutlak cibril bilgisidir. fakat yazarımız gündelik dildeki olumsuz dogmaya takılmış. melekler, nurani, latif, mutlak akıl varlıkları olduğu için, ALLAHı sürekli tahmid ve tesbih ediyorlar. ancak, bildikleri, sadece ALLAHın onlara bildirdikleridir. şeytan ise, melek gibi nurani değil. ben bilirim havasında kibirleniyor. şeytan da melek te soruyor, niçin yarattın bu varlığı. ama melek haddini bilip hemen tesbih dairesine dönüyor ve secde ediyor. o halde sizin davet ettiğiniz varlık, meleklerimiz değil, şeytanınız olmasın!
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Levent Türkoğlu 13 yıl önce Şikayet Et
    ilginç bir yaklaşım. ama yazınızı beğendim :) . teşekkürler.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat