Zaman bir hikayedir

  • GİRİŞ04.11.2012 08:58
  • GÜNCELLEME04.11.2012 08:58

Cep telefonum otomatik olarak saati geri almış. Saatler bir saat geri alınacaktı. Dünden haberim vardı. O yüzden, akşam, ev halkına “hepinizin zamanın geri alacağım” diye espriler yaparak geri saat uygulamasından haberleri olup olmadığını da kontrol etmiştim.

Uykuya fena halde doymuşum ve saat sabahın altısı. İleri saat uygulamasına göre de yedi olmalıydı. Tam pencerenin kenarındayım. Perdeyi araladım. Fakat bulutlar zamanı ölçmeme yetmiyor... İşin garibi hiçbir zaman o saatlerde uykuya da doymuş olmazdım.

Sabahın altısında hayatın içine giremezdim. Aslında insan zorlasa, zorunluluk ya da insanlık durumu neticesi ya da bir motivasyonla zamanın her anında hayatın içine girer ama...

O yüzden hayatın içine girmem için en az saatin sekiz olması ve bununla birlikte kahvaltı yapmam şarttı. Sabahın altısında kitap da okuyamazdım. Altta ve üstte ikiye bölünmüş ev ahalisinden de hiçbir ses ve patırtı yoktu. Ama ben resmen uyanığım.

Yatağımda zamanın dolmasını bekliyorum. Cep saati ile de pek ilerleme kaydedemedim.  Tüm çabalarımla on, on beş dakika… Sonra babamın sesini duydum: “Hey daha kalkmıyor musunuz?”

 “Babam” diyorum; “Yine erkenden acıkmış ama tamamda bu saatte bize pek seslenmezdi…” 

Yeterince uyanık bir şekilde bu seslenişe sevinerek, kalkıp hazırlandım. Seri bir şekilde mutfağa geçtim. İlk işim Duvardaki mekanik saate bakmak oldu. Gözlerime inanamadım. Meğer cep telefonum saati bir değil üç saat geriye almış.

Vay dedim vay “zaman hep bana kıyak geçiyor…” diye yaptığım espriye de üç dakika gülümsedim.

Zaman nedir?

Kindi'ye göre zaman âlemin varoluş sürecidir. “Eğer zaman sonlu ise mahiyeti itibariyle cisim de sonlu olacaktır. Cisim varsa hareket vardır, cisim yoksa hareket yoktur. Hareket herhangi bir değişimdir.  Her değişim cismin sürecini belirler. Ve her değişim bir zamana bağlıdır.”

Yani süreci belirleyen değişimdir; değişim yoksa zaman da geçmemiştir.

Üç aşağı beş yukarı tüm zaman tanımları böyledir. Bir de felsefi tanımlar yanında şiirsel tanımları da vardır.

Cahit Koytak da şiirinde “nedir zaman?” diye sorar 

Ne yapsan akıp gider, ne yapsan geçip gider! zaman nedir, peki, nedir zaman? alnının teri mi, Büyük Usta'nın, gözünün yaşı mı, elinin kiri mi, balçığımıza karışan? Ağacın içinde akan bellek mi, sevinci unutan, kedere boğulan ve sarartan yaprakları? Nedir zaman, peki? Çamurumuza üflenen endişe mi, saçlarımızı, sakallarımızı böyle ağartan?

Hacer Aydın - Haber 7

aceraydin@hotmail.com

https://twitter.com/hacer_aydn

Yorumlar4

  • Nesibe 13 yıl önce Şikayet Et
    göçüp gelinen memleketler soğuk iklimiyle ün salmış... ama mesken edindiğimiz egenin sıcaklığı bizim iliklerimize işlemiş..bizim çevrede insanlar idarecidir, kızgınlıkları saman alevi gibidri,uzun vadeye yayılmaz, özür dilemek ,affetmek öyle zor bişey değildir ki çoğu zaman buna lüzum dahi kalmaz,kendiliğinen unutulur,örtbas edilir..bazen bakıyorum translator, başka iklimlerin insanlarında memleket meselesi haline getirilen ufacık mevzulara bizler gülüp geçmişiz..biz hayat gülen bir yüzle başladık öyle devam ediyoruz,insanların birbirinden selamı ve tebessümü esirgediği semtlere uzak büyüdük,bazen yerli yersiz güldüğümüz tuhaf karşılanır..:) biz dostlardan "merhaba"yı esirgemedik,fazla iyimser davrandık,ticarete atılsak iyi bir girişimci olabilirdik lakin olamadık..:)
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Nesibe 13 yıl önce Şikayet Et
    sevgili translator,. dün yazdığım yorumlarım yayınlanmamış üzgünüm,umarım bu kez yayınlanır..hüsnüzannın faydasını çok gördüğüm gibi fazla hüsnüzannın zararlarınıa da müptela oldum,fakat bu sözüm hacer hanım ile alakalı değil yanlış anlaşılmasın,yoksa yazdığınız yorumda temennim odur ki birinci tahmininiz doğru olsun ve öyle ümid ediyorum..bizim oraların sizin oralara uzak olmadığını nasıl bildiniz,halbuki şive kullanmamıştım..:)fakat emin olun ki,bizimkilerin aksanı sizinkilerden çok daha karışık ,öyle ki işin içerisine türkçede kullanılmayan deyim ve ifadeler de giriyor ki çözebilene aşkolsun..:)ama biliyor musun sevgili yorumdaşım,etnik kültüre önem vermezdim lakin ege'nin insanındaki hoşgörü ve esneklik,erkeklerin kadınlara verdiği değer,destek ve aralarındaki dayanışmayı başka yerlerde pek göremedim ve belki bizim o tarafların insanında en fazla takdir ettiğim karakteristik özellik budur diyebilirim..
    Cevapla
  • Nesibe 13 yıl önce Şikayet Et
    bizim oralarda... sabah saat sekize "öğlen oldu "derler..:) gün epey bir erken başladığından mıdır nedir insanların da hayatları daha bereketli daha temiz.. saat 6 aslında güne başlamak için hiç de erken bir vakit değilmiş hacer hanım,zamanın size kıyak geçmesini istiyorsanız güne erken başlayın, güneşi üzerinize doğdurmayın,siz güneşin üzerine doğun ki asıl anlamda o zaman dinlenmiş kalkarsınız.. günün en huzur verici,en dinlendirici saatlerini uykuda geçirmek günün geri kalan kısmı için büyük kayba yol açıyor , lazım olmaz ama ufak bir tecrübe..
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Hasan Seyre 13 yıl önce Şikayet Et
    maddenin çevresine saçtığı görülebilirlik alanı.... zaman olarak algılanır. varlığını maddeye borçludur.maddenin şekil değiştirmesinin adıdır. zamanı madde yaratır..maddenin değişim yasalarıyla birlikte hareket eder. aynen dünyanın yaydığı çekim alanı.elektronun meydana getirdiği elektromanyetik alan gibi.birbiriyle bitişiktir.ancak zamanı bize gösteren, anlamlı hale getiren foton dediğimiz ışığın kendisidir.eğer ışık güneş ışığı gibi sürekliyse maddenin değişimi sürekli izlenir hale gelir. ama eğer ışık anlıksa yani şimşek çakması olayında olduğu gibi. her şey durmuş gibidir.fotoğraf alma olayındaki gibi donmuştur.burada iddia şudur. foton hızı yani ışık hızı ile daha düşük hızlar madedeki değişimi yani zamanı bize gösterir. ışık hızının üstüne çıkıldığında ise yani foton hızı geçildiğinde..fotonla birlikte var olan zamana ait yasalar tümüyle alt üst olur. buna kuantum paradoksu-tekilliği denir.zamanda geri gidiş başlar.iddiadır.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat