Açlık grevleriyle hiçbir hak elde edilemez
- GİRİŞ13.11.2012 09:39
- GÜNCELLEME13.11.2012 09:39
KCK tutukluları gazetecileri izlemek için Silivri'ye gidecek. DHKP-C operasyonunda tutuklanan Sevil Sevimli ve sivil toplumcularla görüşmüş. Ve Hürriyet gazetesine röportaj vermiş.
Bu röportajda iki önemli şey söylemiş. “Öcalan PKK'yı değil Kürt halkını temsil etmeli. Açlık grevindekilerin üç talebinin hiç biri grev sırasında çözülebilecek meseleler değildir.”
Öcalan kendisini PKK'dan ayrıştırıp Kürt halkını temsil edebilir mi? Örgüt içinde aykırı seslere ciddi tehditler var. PKK yakalanan her üyesine intihar etmesini öneriyor. Halka ve esnafa da ciddi baskı yapıyor ve ölümle tehdit ediyor. BDP'nin bile PKK'dan gerek kan ve gönül bağlılığı olsun gerek tehdit yoluyla olsun ayrışma durumu söz konusu bile olmadı.
Ama Kürt halkı, PKK terör örgütünü kendi elleriyle tasfiye etmedikçe hiçbir yol alamayacaktır. Üstelik devlet bölücü bir terör örgütü olarak kabul ettiği PKK ile artık daha sofistike imkanları kullanarak mücadele ediyor, edecektir, etmelidir de...
Tablo böyle iken yaklaşık iki üç haftadır gündemimizi ciddi meşgul eden bir mesele olan açlık grevleri ile hiçbir hak, siyasal talep elde edilmesi mümkün değildir. Açlık grevleri ile, bir sürece tabi olan “haklar” meselesi pat diye çözülemez. Çözemeyeceği gibi de devlet bunu bir şantaj, blöf olarak kabul ediyor. Sağlıklarını kaybeden tutukluklara da gerekeni yapmaya da hazır olan bir devlet. Üstelik PKK ile mücadelede, PKK'ya önemli ölçüde kayıplar verdirmişken başlamış olan bu ölüm oruçlarını terör örgütünün bir talebi olarak görürken…
Flautre'in bu konudaki açıklamaları sağduyulu ve akılcı. Artık bu konuda masayı öneriyor. Açlık grevlerine son vermelerini ve yeterince duyurdukları seslerini aklıselim ve sağlıklarını kaybetmeden masada devam etmelerini…
Artık hayatların riske atılmamasını ve devletin de siyasi diyalogun önünü açmasını… Aynı şeyi bizler de öneriyoruz.
Bunu için de tüm Kürt kökenli siyasal yapılar, PKK'nın silahlı kanadından tamamen ayrışmak, tasfiye etmek ve yeni demokratik yollar aramak zorundalar. Devlet ise başlamış olduğu demokratik açılımlarını sürdürmek…
Öcalan'ı Kürt meselesinde kilit bir isim olarak gören Flautre açıkça Öcalan için PKK'yı değil Kürt halkını temsil etsin derken yeni, şiddetten uzak bir siyasal duruş ya da belki yeni bir parti kurmasını öneriyor olabilir. Kürtlerin yeni bir anayasa için hiçbir taleplerinin olmamasını da yadırgıyor. Kürt sorununun çözümünü yeni bir anayasada görüyor. Buna tamamıyla katılıyorum. Hem Kürt meselesi hem de ülkede gerilim yaratan hayat tarzlarının rahatlaması için yeni bir anayasa gerekmektedir. Bugün Beyaz Türkler nasıl hayat tarzı endişesi duyuyorlarsa, Kemalist otoriterlikten oldukça acılar çekmiş olan muhafazakâr kesim de büyük bir endişe duymaktadır.
Yeni bir anayasa, ülkemize oldukça gerekli ama maalesef bu konuda Başbakan bile ümidini kaybetmiş. Yeni anayasa ile ülkedeki pek çok gerilim ortadan kalkabilir. Kürt meselesi de bunlardan biridir bencileyin.
Flautre, DHKP-C gibi silahlı bir örgütün üyesi ile de neden görüşür? Bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Üstelik kendi üyelerini bile acımasızca infaz eden bir örgüt? Asuman Akça pişmanlık yasasından faydalanıp örgütten ayrılıyor ama örgüt yakasını bırakmıyor. Ne kadar kaçsa da sonunda örgüt (DHKP-C) tarafından bir iki hafta önce infaz edilmişti.
Paris belediyesi Odatv davasından tutuklu sanığı Soner Yalçın'ı desteklemek amaçlı kampanyalar başlatmaya karar vermekle birlikte “evlat” da edinecekmiş. İnsan bu duruma ne diyeceğini bilemiyor ama açıkçası komik buldum. Paris belediyesi, Soner Yalçın yanında bir de açlıktan çadır açıp eylem yapan, Paris'in en yoksul banliyölerinden biri olan Sevran kentinin Belediye Başkanı Stephane Gatignon'u da evlat edinsin sevaba girer.
aceraydin@hotmail.com
Yorumlar2