Vav! Darbeler aldığım nefesten bile daha yakınmış!

  • GİRİŞ05.12.2012 09:23
  • GÜNCELLEME05.12.2012 09:23

Daha beş yıl önce paşalar bildiriler yayınlıyorlardı. 27 Nisan 2007'de Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesine karşı ordu bildirisi...  14 Mart 2008'de yargı, AKP'yi kapatma iddianameleri ortaya koymuştu. Ama tüm bu çabalar çok şükür başarısız kaldılar. Ve tabii ki seçilmiş bir hükümete karşı Cumhuriyet mitingleri ve internet andıçları…

Asker, yargı ve merkezi elit, tarihinde ilk kez toplum iradesi karşısında başarısız olmuştu. Tepeden inme, halk ve vatandaş ayrımı olan bir modernleşme, yerini tabandan gelen bir toplum iradesi, Türkiye'nin gerçek anlamını, yani Cumhuriyetin ilk meclisine asılmış “Hâkimiyet Milletindir” ilkesini gerçekleştirmiş oldu. Türkiye ekonomisi ve özgürlükleri anlamında normalleşen bir ülkedir artık.

Halk ve vatandaş nerdeyse eşitlenmek üzeredir ve “halk plajlara akın etti vatandaş denize giremiyor” yakınmasını bir validen duymayacağız artık.

Toplum ve devlet ayrımının tamamen ortadan kalkması için de Yeni bir Anayasaya ihtiyacımız olduğu kesin.

Türkiye'de gündem öylesine hızlı değişiyor ve dönüşüyor ki ülkemizdeki önemli, tabansal ve tavansal değişimlerin üzerinde yoğunlaşma imkânımız pek olmuyor maalesef.

Başbakanın “Darbeleri Araştırma Komisyonu”na yazılı sorularına vermiş olduğu 29 sayfalık cevap üzerinde de pek durulmadı. Galiba toplum olarak pek sıkıldık darbe lafını duymaktan…

Başbakan bu cevaplarında hem darbelerin bir mağduru, hem de halk iradesinin bir temsili olarak “darbe zihniyetinin” “toplum ve devlet ayrımı” açık seçik ifade de etmiştir.                  

“Halkın tercihlerini, hissiyatını, düşüncelerini ve değerlerini küçümseyen bu çevreler, güç, yetki ve iradenin halkta olmasını her zaman yadırgamış, halkı küçümsemiş; sadece son dönemde değil, nesiller boyu devam eden bir zihniyetin yansıması olarak halkın tercihlerini hakaretamiz yakıştırmalarla aşağılamıştır.”

Başbakan on yıllık iktidar sürecinde ister kabul edin, ister etmeyin aşağılanan halk ile üstün vatandaş ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik önemli reformlara öncülük etmiş ve irade göstermiştir. Ama Türkiye'nin bu noktada daha pek çok reforma ihtiyacı vardır.

Türkiye, “darbeleri yargılama” gücüne erişmiş olmasıyla birlikte toplum daha da güçlenmiştir.

Bir daha böyle günlerin gelmemesi için daha fazla demokratik açılıma ihtiyacımız vardır.

Başbakan darbe zihniyetine karşı yapmış olduğu önemli reformları da bu cevaplarında maddeler halinde yazmış. Bu reformlardan biri de “Kırmızı Kitap” reformudur.

“1960 darbesinden beri yürürlükte olan, Kırmızı Kitap diye bilinen, birçok anti demokratik müdahalenin ve uygulamaların gerekçesi olarak gösterilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi değiştirilmiş ve tamamen demokratik bir içeriğe kavuşturulmuştur. Buna bağlı olarak iç güvenlik, dış güvenlik ve askeri strateji belgeleri de yeniden demokratik bir ülkede olması gerektiği gibi düzenlenmiştir.”

Bu reforma kadar ordu her seçilmiş hükümete “kırmızı kitapçık” verip siyasetin kırmızı noktalarını belirler ve hükümetlere devlet ayarı verirdi.  

Darbe zihniyeti Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarına kadar uzanır.

Türkiye Modernleşmesi'nin  “tepeden inme” süreciyle yakından alakalıdır. Darbeler, bu sürecin zihniyet yapısının bir sonucudur aslında.

Hacer Aydın - Haber 7

aceraydin@hotmail.com

https://twitter.com/hacer_aydn

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat