Kalp ve kafa birleşirse ne olur?

  • GİRİŞ24.02.2011 12:37
  • GÜNCELLEME24.02.2011 12:37

Yeni buluşlar sayesinde çağ kapatıp çağ açan bir ulusun evlatları olarak, son 3 asırdır teknolojiyi geriden takip ettiğimiz gerçeğine alışmak, biraz zor geliyor. Fetihlerde teknolojinin imkânlarından ziyadesiyle faydalanan ecdat, en güzel örneği İstanbul’un fethinde vermiştir.

Tasarımı, bizzat dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmed tarafından yapılan ve 1200 metre menzile sahip olan Şahi adlı toplar, herkesi şaşırtarak 400 yıl sonra bile kusursuz çalışıp, 1807’de Çanakkale Boğazı’nda İngiliz Donanması’na karşı kullanılmış olup, düşmanda büyük tahribat yaratmıştır.

Geri kalınmış 3 asırdan sonra durumumuzu merak edenlere bu yazıda çok güzel haberlerim var. Karşılaştığım tablo, beni öylesine mutlu ediyor ki; paylaşmak, bu mutluluğumu daha da artırıyor.

Geride kalmayı kendine yakıştırmayan bir neslin hedefinde, yine eskisi gibi çığırlar açmak var. Hissettiği heyecanı, planlarını ve hayallerini anlatırken gözlerdeki ışığı görseniz, ne demek istediğimi çok daha iyi anlarsınız.

Sayısı o kadar fazla ki. Son karşılaştığım hadiseyi sizlere anlatacağım;

Arkadaşlarım, ülkemizde yatırımı bulunan teknoloji devlerini , mezunu olduğum Sakarya Üniversitesi’nde bir araya getirerek, öğrencilerin içinde bulunduğu ve akademisyenlerin yön verdiği bir özel teşebbüsün kurulumu konusunda koordinasyon görevini üstlendiler.

Bu sebepten ötürü Sakarya Üniversitesi’ndeki Teknokent’i ziyaret ettik. Sakarya, konum itibarı ile çok stratejik bir şehir. Bünyesinde barındırdığı otomotiv fabrikaları da bunun en basit örneği. Böylesine önemli markaların Ar-Ge faaliyetlerini üniversitedeki araştırmalarla büyüterek yeni iş imkânları sunmayı hedefleyen Teknokent’in sırtında ise epey fazla yük var. Bu mesuliyet, aynı okulun mezunu olan Tunahan Kırktepeli’ye emanet edilmiş.

Üniversiteyi sanayi devleriyle birleştirmeyi hedefleyen Sakarya Üniversitesi Teknokenti’ne olan ilgi, o kadar fazla olmuş ki; tahsis edilen yerlerin tamamı, tabiri caizse kapışılmış. Taleplere yetişmekte zorlanan kurumun yeni binalarına ait planları, Tunahan Bey’in odasında asılı.

Arkadaşlarımız, daha 30’una bile gelmemiş olan genç yöneticiye, fikirlerimizi anlatıyor. Çok mutlu olduğunu söylüyor ama belli etmemeye çalışsa da bir yandan da sıkıntılı olduğu gözümüzden kaçmıyor. Daha sonra bu sıkıntıyı bizimle paylaşıyor ve yer sıkıntısından söz ediyor.

Eskiden olduğu gibi, “Bugün git, yarın gel” diyen bir yönetici olmamış Tunahan Bey.

Bizi misafir ettiği makamını göstererek diyor ki; “Öğrenci arkadaşlarımın bu projede yer almasını çok istiyorum. Mezun olmadan iş imkânları olacak. Yer sıkıntısını sorun etmeyin. Bakın, benim de çalıştığım bu oda, 50 metrekare. Burayı sizlerle paylaşmak istesem olur mu?” diyor.

Arkadaşlarımla beraber, bize yöneltilen o sualin ardından çok duygulandık. Cevap vermedik. Bize uzun gelen o sessizlikte de gözlerimizi birbirimizden kaçırmak zorunda kaldık.

Tunahan Bey gibi pırıl pırıl yetenekleri, böylesine önemli kurumların başına getiren, başta Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas olmak üzere Sakarya Üniversitesi yönetimini de yürekten tebrik ederim.

Önemli kurumların başında, “Devletin malı deniz” diyenler değil, aklını kullanırken kalbinin sesini dinleyenler getirilmiş.

Yazının başında bahsettiğim; 9 yaşında hafız, 14 yaşında Padişah, 21 yaşında İstanbul’un fatihi olan II. Mehmed’i muzaffer kılan, sadece sahip olduğu sadece teknoloji değil elbette. Aklın kalple buluşması, II. Mehmed’i Fatih Sultan Mehmed yapmıştır.

Hem devlet otoritesinin konunun ehemmiyetini idrak etmesi, hem de teknolojide geri kalmışlığımızı kendine yakıştırmayan yeni neslin azmi, kısa zamanda ülkemizin yüzünü güldürecek, göğsümüzü kabartacaktır.

Buna yürekten inanıyorum.

Hakkı Alkan - http://twitter.com/hakki_alkan

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat