Fransız Kalmak

.

  • GİRİŞ11.09.2020 12:00
  • GÜNCELLEME14.09.2020 09:27

Deyimleşmiş bir sözdür Fransız kalmak. Ne anlama gelir? Yanı başımızda gelişen olayları anlayamamak, kültürel kodlar nedeniyle ona yabancı kalmak. Sadece Fransızlar Fransız kalmıyor tabii olan bitene ama bir tarafından başlayalım anlatmaya. 1700’ler sonunda Fransızlar Mısır’ı ele geçirmek isterler. Harun Reşid’in inşa ettiği Reşid kasabasında bir kalenin inşasına başlanır.

 

 

Kale yapımında farklı yönlerinde yazılar olan bir taş çıkar. Bulan subay onun değeri bir şey olduğunu anlar ama ne olduğunu çözemez. Fransız kalmıştır. Osmanlı güçleri tarafından çevrilen Fransızlar daha fazla mukavamet gösteremez ve taşı da bırakıp çekip giderler. Taş İngilizlerin eline geçer ve hiyeroglifler dahil birçok yazının gizemi bu taş sayesinde çözülür. Halen Londra’daki Britanya Müzesi’nde sergileniyor. Biz de anlayamamışız anlaşılan. Fransa bugün de olan bitene Fransız kalmaya devam ediyor. Doğu Akdeniz’de Kuzey Afrika’da olan bitenleri anlayamıyor.

Zannediyor ki Türkiye’yi sindirirse tüm mesele çözülecek ve Avrupa’yı Türkiye aleyhine kışkırtırsa sesini yüksek çıkarırsa her şey yoluna girecek. Hata yaptıkların anlayacak kadar gerçeklerden uzak duruyorlar. Kendi çıkardıkları problemleri başkalarını üzerine yükleyerek çözüme ve sözüm ona “barışa” ulaşmaya çalışıyorlar.  Medeniyet ve barış pratiklerine baktığımızda pek de parlak bir karneleri olmadığını görüyoruz. 

 

 

Maraş’ta, Cezayir’de ve daha birçok yerde askerlerinin nasıl bir barış getirdikleri ortada. Yaptıkları yerel olarak düşmanlıklar icat edip savaşları sürdürmeye çalışmak. Doğu Akdeniz’de yapmaya çalıştıkları da benzer şekilde. Konuştukları dil Fransızca bile değil. Türkiye’ye fersahlarca uzak bir yerden Yunanistan’la aramızdaki ihtilafı körüklemeye çalışıyorlarmış. Okuduklarını anlamıyorlar, taşın altından çıkardıkları taşın üzerinde yazanı anlamadıkları gibi. O taşın üzerinde bir anlaşmanın maddeleri yazıyordu. Anlayabilseler, başka dilleri kavrayabilmek için gayret sarf edeceklerdi. Oysa kibirli bir şekilde gittikleri her yere kendi dillerinden oluşan bir sömürge zihniyeti götürmeye çalıştılar. Dillerini öğrettikleri komprador aydınlarla ülkeleri yönetebilecekleri sandılar. Haklarını yemeyelim bu düzeni uzunca bir dönem sürdürdüler. Tanzimat aydınlarımız başta olmak üzere Paris’in ışıkları Türk münevverlerini sarhoş etti ve vatanlarını hor görme pahasına sevdiler, meftun oldular.

Şimdi zaman değişti ve kimse konuştuklarından bir şey anlamıyor. Söyleyecek sözleri tükendi ve acı şekilde güçlerinin de sonuna geldiler. Gemilere bindirip Fransa’ya tahliye edecekleri işbirlikçilerinden başka kimse kalmadı dost olarak.

Dünyaya Fransız kaldılar ve kendi kendilerine bağırıp duruyorlar. İçimizdeki Fransızlar? Ah, evet onlar da son kullanım tarihlerinin geldiğini farkında büyük ölçüde. Bu nedenle hırçınlaşıyorlar ve olan biteni anlamakta isteksiz görünüyorlar. Tavsiyemiz barışın, saygının, işbirliğinin dilini öğrenmeleri. Yoksa yeni gelecek günlere “Fransız kalmayı” sürdürecekler. Savaşmayı, denk güçler arasında savaşmayı da ne kadar bildikleri tartışılır zira. Majino hattını inşa eden akıl tek kurşun atmadan ülkesini Almanlara teslim etmişti. Muhtemelen işgalci Almanlarla ilgili tek sorunları hepsinin Fransızca bilmemesi olmuştur. Başkasını anlamak, işte bu çok zor kibirli Fransız zihni için.

Yorumlar2

  • 1453 4 ay önce Şikayet Et
    bizde de ülkesine fransız olanlar fransız yunan ağzıyla konuşanlar var içimizdeki danimarkalılar yerli gavurlar hain oğlu hain sütü bozuk kanı bozuk soysuzlar var İNŞAALLAH hepsinin kökü kazınır amin.
    Cevapla Toplam 8 beğeni
  • fatura 4 ay önce Şikayet Et
    fransanın kırdığı ceviz kırkı geçti dedikleri gibi zulümle abad olanın sonu berbad olur alçak zalim katil hırsız fransa illa ki hesabı ödeyecek çok yakında çok büyük fatura ödeyecek gibi görünüyor.
    Cevapla Toplam 8 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat