Bu ülkeden İsveç kralı geçti.. XII. Karl (Demirbaş Şarl 8 Temmuz 1709-19 Eylül 1714)
- GİRİŞ14.02.2026 10:19
- GÜNCELLEME14.02.2026 10:19
XII. Karl nâmıdiğer Demirbaş Şarl, XI. Karl ve eşi Ulrika Elonara’nın ilk çocuğu olarak İsveç Stockholm’de tarihi şehir Gamla Stan Bölgesindeki Tre Kronor Kale’sinde doğdu.
İsveç Kralı XI. Karl, ömrünün sonlarına doğru geldiğini görünce 1682 yılında doğan 15 yaşındaki oğlu XII. Karl’ı yerine tahta geçirmişti. Ancak İsveç yasalarına göre 18 yaşından küçük birisi mücbir sebeplerden dolayı tahta geçerse hânedan üyelerinden yakın birisi nâib olarak atanır, Kral reşid oluncaya kadar yönetim onun eliyle yürütülürdü.
Bu durumda genç XII. Karl’a 18 yaşına kadar bir nâib gerekiyordu. Yeni kralın annesi öldüğü için bu da Holstein hânedanından büyükannesi Hedwige-Eleonora’dan başkası olamazdı. Baba kral da buna râzı değildi. Bunun için yasayı değiştirerek doğrudan yönetim yaşını 18’den 15’e indirdi.
Genç kral iyi bir eğitimden geçirilmişti. Kendi dilinden başka Almanca, Latince, Fransızca biliyordu. (İleride Türkiye’de ki yaklaşık 5,5 yıllık uzun ikâmeti sırasında Türkçe de öğrenecektir.)
Büyük İskender’in hayatını ve savaşlarını okuyarak yetişmişti. Büyük bir asker olmak azminde idi. Bunun için günlerinin çoğunu kışlada geçiriyordu. İyi silah kullanmayı da öğrenmişti. Bunu denemek için bol bol ava gidiyor, dağlarda ayılarla güreş tutuyordu. İçki içmez, eğlenceyi sevmezdi.
18 yaşına geldiğinde ilk zaferini Danimarka’ya karşı kazandı. Norveç ve İzlanda’ya hükmettiği için Baltık Körfez çıkışını İsveç’e kapatan Danimarka’ya savaş ilân etmiş, ordusunun başında Danimarka’ya yürüyüşe geçer geçmez Danimarka kralı IV. Fredrick derhal sulh istemişti. Gerçekten iyi eğtimden geçmiş disiplinli bir ordu ile başa çıkamayacağını anlamıştı.
Danimarka’ya sadece Almanya üzerindeki operasyonları durdurmasını istedi. Aynı yılın sonbaharında XII. Karl, 40.000 kişilik ordusuyla Baltık ülkelerine yürüdü. Rus Çar’ı, İsveç ordusunu karşılamaya çıkmıştı.
Ancak cesurluğu ile bilinen Çar 1. Petro İsveç Ordusunun yaklaştığını duyunca, garip bir şekilde 2 günlük yoldan ordusunu bırakıp kaçtı. Halbuki XII. Karl Ordusunun büyük kısmını Narva’da bırakmıştı. 2 gün sonra XII. Karl toplamda 3130’u süvari 6430 kişilik askerleriyle büyük bir başarı göstererek başsız kalan Rus ordusunu Novgorod önlerinde yakalayarak, kısa sürede bozdu. Rus ordusunda görevli Alman komutanların çabaları askerlerin çılgınca Moskova’ya kaçmasını engelleyemedi.
XII. Karl hem tarihî düşmanı Danimarka’yı, hem Lehistan’ı hem de Rusya’yı birçok kez bozguna uğratarak gücünü göstermişti. Bir an için bütün Avrupa'da XII. Karl'ın değil Moskova'da, Sibirya’da bile durdurulamayacağı fikri hâkim olmuştu. Gerçekten de XII. Karl’ın birinci hedefi Çar Petro’yu ortadan kaldırmaktı. Bütün enerjisini buna vermişti.
Son başarılarına güvenerek ana ordusunu almaya gerek duymadan küçük bir kuvvetle tâbiri câizse Rusya’ya daldı. Hızını alamadan Ukrayna’ya kadar inmişti ki Harkov’un güneybatısında bulunan Poltava’da 56 bin kişilik Rus Ordusu ile karşılaştı. Buna rağmen kaçmayı hiç düşünmedi. 8 Temmuz 1709’da 14 bin askeriyle savaşa tutuştu. Bu da ona hezimeti yaşattı.
Üstelik XII. Karl esir düşmekten son anda kurtularak yanında Ukrayna Kazaklarının Hetmanı Mazeppa olduğu halde Dinyester Irmağını geçti ve Türkiye topraklarına can attı. Çar Deli Petro, İsveç Kralı XII. Karl’ı Türk topraklarına da girerek bir süre kovaladıktan sonra geri çekildi.
XII. Karl kovalanmaktan nefes nefese kalmıştı. Doğruca soluğu Abdurrahman Paşa’nın koruduğu Özü Kalesinde aldı. Özü; bir sancak merkezi iken; Bender, Vize, Kırklareli, Silistre gibi yerlerin bağlandığı müstakil bir Beylerbeylik olmuştu. XII. Karl bir müddet Özü’de kaldıktan sonra Dinyester Nehrinin Besarabya ile Ukrayna’nın birleştikleri yerdeki Bender’e sevkedildi.
Selâmete ulaşan İsveç Kralı hemen kolları sıvayarak düşmanı Rus Çarı aleyhine propagandaya başladı. İstanbul’da da bir merkez oluşturmuş Divân üzerinde etki oluşturmak üzere para yağdırıyordu.
Rus elçisi Tolstoy da savaş kararı çıkmaması için Çar’ın gönderdiği büyük servetleri fütursuzca dağıtıyordu. Sonunda İsveç Kralı’nın dediği oldu. Önce savaş taraftarı olmayan Sadrâzâm Köprülüzâde Numan Paşa azledildi. Yerine Baltacı Mehmed Paşa Sadrâzâm yapıldı.
Akabinde 20 Kasım 1710’da “Büyük Meşveret Meclisi” toplanarak Rusya’ya savaş ilânını yaptı. Baltacı Mehmed Paşa’da bütün elçileri toplayarak savaş gerekçesini duyurdu. Baltacı toplantıda adeta gürleyerek; “Çar, İmparatorluk unvanını aldığında, günün birinde Istanbul'un zaptını düşünen bu genis hülya sâhibi adam, Ayasofya'da defn edilmek hayâline kendisini kaptırmış, er veyâ geç Türkiye ile nihâî bir harbe girişmek planındadır. Ayasofya'ya salib (haç) dikmeğe and etmiştir; bu emel uğrunda Türklük ile Rusluk ilelebed döğüşeceklerdir” demiş ve Prut’ta Rus’ları kapana kıstırarak yaptığı anlaşma İle Karlofça’da kaybedilen bâzı toprakları geri kazanmıştı.
İsveç Kralı bu savaş meydanında da gelerek olayları izlemiş, anlaşmadan memnun olmamıştı. Burada yine boş durmayarak sürekli tezvirat ve kışkırtmalara devam edince Bender’den ülkesine gönderilmesi gündeme geldi.
Ancak XII. Karl, Divân’ın yol masraflarını karşılayacağını ve mâiyetine bir Türk Birliği vereceğini söylemesine rağmen bunu kabul etmedi. Nasıl olsa İsveç’i uzaktan yönetiyor, verdiği emirler harfiyen yerine getiriliyordu. İsveç’e dönmek istemeyen Karl’ın, 1. Murat döneminde Osmanlıya 5 yıl başkentlik yapmış ve Yıldırım Bâyezid’in doğduğu Dimetoka’ya sevkedilmesi kararlaştırıldı. Bu da kolay olmadı. İsveç Kralı Bender’i terk etmemek için mâiyetindeki askerlerle direndi. Türk’ün geleneğinde misafire zor kullanmak asla olamazdı. Yumuşak davrandılar. Fakat Karl direnmeye devam edince askerleriyle derdest edilerek 3,5 yıldır kaldığı Bender’den Dimetoka’ya sevkedildiler.
1,5 yıl da Dimetoka’da kalan Kral Türkiye ile Rusya arasında 16 Nisan 1712’de anlaşma imzalanınca Türkiye’yi yeni bir savaşa sokmaktan ümidini kesti ve 19 Eylül 1714'te 600 Türk Askerinin refakatinde Dimetoka'dan ayrıldı. Eflâk'taki tutulan 2.500 İsveç askeriyle buluştuktan sonra da berâber Transilvanya üzerinden İsveç'e döndü.
Bu uzun ikâmetinden dolayı “Demirbaş Şarl” lakâbı takılan XII. Karl; Özü, Bender ve Dimetoka’da yaklaşık 5,5 yıl kalmıştı.
XII. Karl, ülkemizi terkedip ülkesine döndüğünde beraberinde bazı Türk yemeklerini, kahveyi ve bazı Türkçe kelimeleri de götürmüştür. Bunlardan biri, ünlü İsveç köftesidir. 2018 tarihinde İsveç devletinin resmi Twitter hesabında, "İsveç köfteleri, aslında Kral XII. Karl'ın Türkiye'den eve getirdiği tarife dayanıyor. Gerçeklere bağlı kalalım" paylaşımı yapılmıştır.
İsveç'te oldukça meşhur bir yemek olan lahana dolmasının da yine İsveç Kralı tarafından bizden götürüldüğü bilinmektedir. Bunlardan başka İsveçlilerin diline giren pekçok Türkçe kelime hâlen kullanılmaktadır.
“İslâmiyet ruhumuz, Türklük bedenimizdir. Ruhsuz beden ceset olur” düsturuyla hareket eden Türk’ün hoşgörüsü, misafirperverliği günümüzde muhacirlere gösterildiği gibi, geçmişte krallar dâhil birçok millete de gösterilmiştir. Kaynağını İslâm’dan alan töresini bozmadan günümüze gelen bu asil millet, kıyâmete kadar her zaman ve her yerde kapısını çalan herkese gönlünü açmaya devam edecektir…
Halit Kanak / Yeni Akit Gazetesi
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol