Kürtler Kürtlere karşı
- GİRİŞ11.06.2014 09:28
- GÜNCELLEME11.06.2014 09:28
Haydi, hiç demeyeyim de, daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çıkan haberler, yorumlar hiç mesabesindedir diyeyim. İlginç bir durum bu. Çünkü, daha öncesinde boy boy görüşler yayınlanır, hatta Türkiye'ye ne yapması gerektiği söylenirdi.
Bugünkü durum muhtemelen çok önemli bir nedenden kaynaklanıyor ki, o da, Batı'nın yaşananları anlayamaması, kavrayamamasıdır. Bunca önemli adım atılmış, bunca mesafe alınmışken ve hükümet yeni bir çözüm arayışını, ilerleme iradesiyle ortaya koymuşken, ansızın Lice'de olayların patlaması doğal olarak herkeste bir şaşkınlık ve ürküntü yaratıyor. Daha açıkça söyleyeyim, Batı, bu konuda daima Kürt tarafını savunan Batı dahi mevcut şartları, Kürt tepkisini yerli yerine oturtamıyor.
Oturtan olduğunu da sanmıyorum. O zaman olayı çözümlemek gerekiyorsa yorumum şu...
***
Kürt hareketi Türkiye'de kendisine yeni bir pozisyon arıyor. Daha önce her şeye rağmen işler kolaydı. Çünkü, Kürtler, mevcudiyetlerini kabul ettirmek mücadelesi veriyordu. 'Biz varız' diyorlardı ve bunu duyurmak için silaha başvuruyorlardı. Neticede bu kimlik tanındı. Bu tür konularla uğraşanlar bilirler, tam da bu aşamaya gelince işler, kendisini duyurmak uğraşısı veren kesim büyük bir boşluğa düşer. Elde edilmek istenen edilmiştir de şimdi ne yapılacaktır?
Asıl düğüm bu sorudadır. Cevapsa bellidir: tanınmanın ikinci aşaması siyasettir. Tanınma tek başına bir anlam ifade etmediğine göre şimdi büyük bir karar verilmesi gerekiyor. Mesela Türkiye ile mi devam edilecek, ayrı bir siyasal modele mi geçilecektir? Bu karar kısa bir süre önce belirtildi. Kürt kesiminin çeşitli odakları yaptıkları açıklamalarda 'bağımsız devlet' fikrinden vazgeçildiğini, bunun gerçekçi olmadığını belirttiler. Bu tamam, peki, ama sonrası nasıl gelecek bu kararın?
Tıkanmanın böyle bir kavşakta oluştuğu kanısındayım. 'Teklik' temeline oturan modellerde ısrar eden Türkiye karşısında Kürt kesimleri kendi içinde bir tutarlılığa erişip, ortak bir karara ulaşamadı. Federasyon mu, konfederasyon mu, üniter devletse onun içinde hangi modelle devam etmek istediğini Kürt siyaseti olgunlaştıramadı.
Sorun bu: siyaset oluşturulamaması. Bu boşluk hareketi kırılmalara sürüklüyor. Hareket kendi içinden de kontrol edilmez unsurlar türetiyor. PKK'nın dağa çocuk kaçırması bunlardan biri. Klasik şiddet örgütleri barış dönemlerinde de şiddet yanlısı tutumlarını sürdürür, bu bilinen bir gerçek. Hele bu türden bir boşluk doğarsa haydi haydi iş bu noktaya varır. Demektir ki, Kürt hareketi oturup, düşünüp, bundan sonraki temel talebin ne olacağını kararlaştırmak zorundadır. Ne istediğini, nasıl bir siyasetle devam etmek istediğini belirlemelidir.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol