Sokakların insan dili

  • GİRİŞ23.09.2009 08:45
  • GÜNCELLEME23.09.2009 08:45

Bu yazıya 'her yıl dolduğu gibi bu defa da ramazanın ve bayramın bir kısmında İstanbul'un iç mahallelerinde, kenar semtlerinde ve Beyoğlu'nun arka bölgelerinde dolaştım' diye başlayıp gördüğüm 'insan manzaralarını' anlatacaktım ki, dünkü Taraf'ta Murat Belge'nin neredeyse aynı sözcük ve cümlelerle başladığı çok güzel yazısını okudum. O da fırsat bulduğu her keresinde olduğu gibi söz konusu 'insan manzarası'nın en hazin tarafına, başıboş mayın gibi ortada dolaşan, küfürden başka bir şey bilmeyen, sekiz dokuz kelimeden müteşekkil cümle kuramayan, maçoluğa sonuna kadar batmış ve bunu bir marifet sanan 'toplum kurbanları'na değinmiş.

Benim de ele almak istediğim konu buydu. Etiler-Ulus-Bebek üçgeninin dışına çıkınca, hatta oralarda bile, çocuk denecek yaştakilerle ergenlik dönemindeki gençlerin hazin görüntüsü ve gerçeği öyle yok sayılacak gibi değil. İçinde bulundukları işsizlik-yoksulluk- eğitimsizlik çaresizliğini aşmanın tek yolu olarak bula bula kol kola girip sokaklarda salınmayı bulmuş olan bu kitlenin varsa eğer bir suçu herhalde o kitlede değil. Üç yaşındaki çocukların su, selpak sattığı, teraziyle insan tartmaya çalıştığı, kırmızı ışıkta duran arabaların camlarını silmeye çalıştığı bir toplumda onlara söylenecek bir tek laf olabilir mi? Daha farklı manzaralar görmek isteyenler de herhangi bir pazar günü çok uzağa değil Eminönü meydanına kadar bir zahmet gidebilirler.

Herhalde bu işin altında da Türkiye'nin 1950 sonrasında yaşadığı kalkınma hamlesinin en önemli boyutu olan büyük kente göçü aramak hiç yanlış değil.

Yazının devamını okumak için bu linki tıklayabilirsiniz?

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat