Yargı reformunun korkakları
- GİRİŞ03.03.2010 06:26
- GÜNCELLEME03.03.2010 06:26
Hükümetin ne yapıp yapıp önümüzdeki birkaç ay içinde özellikle yargı reformunu gündeme getireceği anlaşıldı. Türkiye'nin bu konuda ne kadar acil bir ihtiyaç içinde olduğu açık. 1961 Anayasası'ndan başlayarak kuvvetler ayrılığı ilkesine göre tanzim edilmiş bir düzen içinde yönetildiği söylenen Türkiye'de bu iş asla böyle olmadı. Tersini iddia etmek gerçekleri baştan başa çarpıtmaktır. Çünkü bizim 1924'e gelene kadar anayasalarımız kuvvetler birliği prensibine dayanıyordu. 1961 Anayasası da gerçek anlamda bir kuvvetler ayrılığı getirmedi. Onun sağlanabilmesi için ayrıca sivil bir kontrol ve denge mekanizmasının kurulması gerekirdi.
Oysa ne o anayasada böyle bir yapı vardı ne de 12 Mart 1971 tarihli muhtıradan sonra özgürlükçü sınırları daha da daraltılan anayasa değişikliklerinde. Ardından gelen 1982 Anayasası ise bırakın sivil bir kontrol ve denge mekanizması kurmayı, büsbütün devleti toplumun önüne geçirdi, bürokrasiyi devlete hâkim kıldı, orduyu bütün yapının sahibi ve 'koruyucusu' konumuna yerleştirdi.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Yorumlar2