Darbe girişiminin devlet krizi olarak anatomisi
- GİRİŞ13.02.2012 09:45
- GÜNCELLEME13.02.2012 09:45
AK Parti, 2002'de iktidara geldiğinde Türkiye dört büyük krizle sarsılıyordu: laiklik, meşruiyet, yönetim ve devlet krizleri.
***
Bunların üçü yapısaldı. Fakat yönetim krizi hepsini etkiliyordu. Açıkçası Türkiye yanlış yönetiliyordu. Bu kendiliğinden ve başa geçenlerin beceriksizliğinden kaynaklanan bir durum değildi. Türkiye'nin kötü yönetilmesi, şu üç krizin doğmasına yol açan yapısal sorunlara yönetimin teşhis koyamamasından ve çare bulamamasından kaynaklanıyordu.
O yapısal sorunların kökeninde yerleşik değerler sistemiyle onu zorlayan yeni sosyo-ekonomik oluşumlar arasındaki çatışma vardı. Anadolu açıkçası artık şişmişti, patlama noktasına gelmişti ve İstanbul merkezli bir sermayeyle işbirliği yapmış statükocu Ankara zihniyetine kafa tutuyordu. Laiklik ve meşruiyet krizleri bu köklerden türüyordu.
O yapısal sorunların kökeninde yerleşik değerler sistemiyle onu zorlayan yeni sosyo-ekonomik oluşumlar arasındaki çatışma vardı. Anadolu açıkçası artık şişmişti, patlama noktasına gelmişti ve İstanbul merkezli bir sermayeyle işbirliği yapmış statükocu Ankara zihniyetine kafa tutuyordu. Laiklik ve meşruiyet krizleri bu köklerden türüyordu.
***
Devlet krizi ise bunlara bağlıydı ama bambaşka bir nitelik taşıyordu. Devlet krizi, Anadolu talep ve yapısını görmezden gelerek iktidarı statükocu bir anlayışın etrafında örgütlemek isteyen kesimlerin devleti apolitik bir sistem üstünden yönetmek istemesiydi. Derin devlet denilen buydu. Yönetimin devamını sağlayacak mekanizmayı gerektiğinde gayrimeşru, yeraltı teknikleriyle hazırlamak, bunların ifadesi olan hikmeti hükümeti esas kılmak. Böyle bir yapının bir tek devam koşulu vardır: demokrasinin yani siyasetin ve sivil iktidar yollarının kapanması.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Hasan Bülent Kahraman / Sabah
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol