Yaşananlar, özünde demokrasiyle demokrasi düşmanının kavgasıdır!
- GİRİŞ05.07.2008 08:21
- GÜNCELLEME05.07.2008 08:21
Devam edin yolunuza.
Ama unutmayın bu yol, demokrasi ve hukukun köküne kibrit suyu ekecek olan bir yoldur.
Bu konu çok yazıldı bu köşede.
Ben gizli gündeme inanmıyorum.
Gizli gündem bir zırvadır.
Saptırmacadır, korkutmacadır.
Gizli gündem diye, irtica diye, Laiklik elden gidiyor! diye, bu ülkede demokrasi ve Avrupa Birliğinin yolu kesilmek isteniyor.
AB yolu kesilmek isteniyor, çünkü ABnin birinci sınıf demokrasi anlamına geldiğini biliyorlar.
Bunun için Kıbrısta çözümsüzlüğe oynuyorlar.(*)
Bunun için Güneydoğuda, yani Kürt sorununda sertlik ve çözümsüzlük peşindeler.
Bunun için Kuzey Irakta Türkiyeyi maceraya atmak istiyorlar.
Ve yine bunun için AKPyi kapattırarak Türkiyenin AB yolunu berhava etmek için can atıyorlar.
Böylesi bir yörüngeye kayacak bir Türkiyenin ABye ve birinci sınıf demokrasiye sırtını dönerek, otoriter bir rejimle (Rusçuluk, Çincilik, Kızılelmacılık diyerek de) olmadık çalkantılı sulara açılacağını adları gibi biliyorlar.
Bu basit bir oyun değil.
Özünde demokrasi kavgası var.
Malûm, demokrasiyi günahları kadar sevmeyen bu odaklar, AKPnin bir takım ciddi yanlışlarından da yararlanarak iyi niyetli bazı kişi ve çevreleri de gizli gündem ve irtica korkutmacasıyla kendi saflarına çektiler.
Ciddi bir kutuplaşma yarattılar.
Kafa karıştırmayı çok iyi bilir bu odaklar. Demokrasinin köküne kibrit suyu ekmeye hazırlanırken, bir bakarsınız demokrasi kahramanı olmuşlar.
Geçmişte yaşandı bunlar.
Ergenekon operasyonları dolayısıyla bazı tepkileri izlerken, yorumları okurken, hâlâ ders alamayanları ibretle görüyorum.
Kimileri kasıtlı yapıyor bunu.
Kimileri ise bilgisizlikten...
Ve de zihinsel tembellikten...
Hiç olmazsa Nokta dergisinde çıkan ve ne yazık ki büyük ölçüde medya karartmasına uğrayan 2003-2004 darbe tertiplerini dişlerini sıkıp şöyle bir okusalar, Ergenekon olayının ne kadar ciddi bir olay olduğunu, köklerinin nerelere uzandığını anlayacaklarına eminim.
Hiç kuşkunuz olmasın:
Türkiye darbe sürecinde!
2002 sonundan beri böyle.
Hedef çok açık:
Ya AKPyi teslim almak...
Ya da defterini dürmek...
Hiç karmaşık değil, bu kadar basit. Fazla kafa yormaya gerek yok. Baktılar, tam teslim olmuyor, bu kez defterini dürmek için düğmeye bastılar.
Anayasa Mahkemesinin bir hukuk skandalı olan 367si de, askerin 27 Nisan Muhtırası da bu darbe sürecinin dönüm noktaları.
Ama seçim sandığında yenildiler. Geçen yıl 22 Temmuzda halk yüzde 47 oyla karşı muhtırasını seçim sandığından çıkardı verdi..
Ama darbe süreci devam ediyor.
Şimdi de yargısal darbe eşiğinde Türkiye... Ve bu eşikte soruyu doğru sormakta yarar var.
İslamcı-laikçi kavgası mı yaşananlar? İslamcılar ile laik-ulusalcılar mı kapışmış durumda? Ya da Ergenekon davası, AKPyi kapatma davasının rövanşı mı?
Ya darbe ya şeriat mı?..
Bu sorular yanlış sorular
Bu sorularda odak kayması var.
Yazın bir kenara:
Bu ülkede yaşananlar, demokrasi ile demokrasi düşmanlarının kavgasıdır.
Bu konuda benim kuşkum yok.
Evet, AKPyi eleştirmek için, AKPden hazzetmemek için bin türlü neden var. Ama AKPden kurtulmanın yolu seçim sandığıdır, askersel ya da yargısal darbe kesinlikle değildir.
AKPnin kapatılmasına içtenlikle karşıysanız, kapatma davasını demokrasi oyununun içinde göremiyorsanız, o zaman çıkın ortaya, bu demokrasi dışı oyunu anlatın, kapatmanın nelere mal olacağını anlatın.
Yoksa hukuk diyerek, hukuka saygı diyerek askersel ya da yargısal darbelerin aleti olur, sonra belki pişman da olabilirsiniz.
Yine aynı son söz:
Çare demokrasidir, halkın oyudur, demokrasi oyununa bağlı kalmaktır.
* Bu konuyu merak edenler, Erdal Güvenin dünkü Radikalde çıkan yazısını okuyabilirler. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnekin darbe günlüklerinde yer alan ve başrolünü eski Jandarma Komutanı Şener Eruygurun oynadığı tertiplerde Kıbrısın yeri çok ilginç biçimde önplana çıkıyor. Bir başka deyişle, Kıbrısta Annan planını engellemek için darbe ya da muhtıra seçeneklerinin nasıl gündeme getirildiği, hükümetin ve zamanın Genelkurmay Başkanı Özkök Paşanın anayasa dışı bu tertipleri nasıl engellediği ibret vericidir.
Yorumlar15
-
Salih koç
17 yıl önce
Şikayet Et
Demokrasiden yana olanlar kazanacak... Yazar Türkiye'de oynanan oyunu NET şekilde yazmış.Anlamak istemeyen anlamayacaktır o başka..Başbakanın belki onlarca kere "Türkiye demokratik laik sosyal bir hukuk devletidir" cümlesini kullanmasına rağmen gördüğünüz gibi halen yazar değil başbakan söylesin diyenler çıkıyo.Ya da bu kişiler demokratik laik sosyal hukuk devletinin şeriatla yönetileceğine inanıyor.Nasıl olacaksa? Demokrasnin kazanması şart.Kazanacak da..Sn.Arınç'ın sözlerini çok sevmem ama "Türkiye bağırsaklarını temizliyor"..sözü doğru.
Beğen
Cevapla
-
ayhan anıl
17 yıl önce
Şikayet Et
falan filan. Tek taraflı yayın takip edersen duyamazsın Başbakanın kaç konuşmasını başından sonuna dinledin, ben onlarca kez Başbakanının konuşmalarında duydum, boş boş yazıyon, bilge sahibi olmak için önce bilgi sahibi olmak lazım...
Beğen
Cevapla
-
Metin Yazar
17 yıl önce
Şikayet Et
Yalan,dolan,falan filan. "Şimdi bakın Türkiye bir defa sistemini belirlemiştir. Ve bu sistem üzerinde birilerinin bu yapmış olduğu dedikodular bugünün dedikodusu değildir...Şimdi biz bir defa Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu kabul etmişiz. Şeriat getirmek diye bir şey yok ki. Böyle bir hedefimiz, böyle bir anlayışımız yok ki. Bu nereden çıkıyor?"
Beğen
Cevapla
-
Metin Yazar
17 yıl önce
Şikayet Et
.
Beğen
Cevapla
-
falan filan
17 yıl önce
Şikayet Et
Bunu başbakan açıklamalı. AKP'nin gizli gündemi olmadığı, Türkiye'yi islamcı bir düzene götürmediğini, bana Hasan Cemal söylemeyecek, bizzat Başbakan Erdoğan söyleyecek. Daha bir kez altını çizerek Başbakan'ın bunu bizzat söylediğine tanık olmadık. Hep onu tutan şakşakçı yazarlar tarafından dile getiriliyor ama Başbakanın kendisi bunu belirtmiyor. Daha birkez bile Başbakanın ağzından Türkiye Cumhuriyetine Atatürk ilkelerine canı gönülden inandığını, laik devleti savunduğunu altını çizerek söylediğine tanık olmadık.
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle