Onca yıl sonra günlüğün dili...
- GİRİŞ07.03.2010 07:51
- GÜNCELLEME07.03.2010 07:51
12 Eylül günlüklerinden ilk iki kitabım çıkmıştı, 1986’da yayımlanan Tank Sesiyle Uyanmak’la Demokrasi Korkusu.
Yaşadıklarımı günlük olarak bir deftere değil, elimin altındaki kağıt parçalarına bölük pörçük notlar halinde yazar, bir çekmeceye atardım. Bu arada gazetelerden dikkatimi çeken haber ve yazılar olursa keser, yine aynı çekmeceye koyardım.
Çekmece dolunca da, hepsini tarihlerine göre bildiğimiz kalın klasörlerde tasnif ederdim. Benim günlükler böyle oluşmaya başlamıştı, bir darbe döneminde.
1980’de on bir yıllık gazeteciydim. Günlüğün kapağını neden daha önce değil de, 12 Eylül’de açmıştım?
Çünkü yazamıyordum.
Darbeyle birlikte habercilik bitmiş, siyasetçilerin de ağzı mühürlenmişti. Ben de gazeteci olarak çaresiz günlükle başbaşa kalmıştım. Gündüz yazamadıkları akşam olunca deftere yazıyordum.
Aynı zamanda askeri darbe karşısında bir sivil olarak hissettiğim yenilmişlik duygusu da günlük konusunda rol oynamıştı. Ne demek istediğimin ipuçlarını, darbeden iki gün sonra gece vakti günlüğüme düştüğüm aşağıdaki notta bulunabilir.
Pazar, 14 Eylül 1980.
Yazının devamına bu linkten ulaşabilirsiniz
Hasan CEMAL / Milliyet
Yorumlar2