Erdoğan’la Kılıçdaroğlu’na bir çağrı...
- GİRİŞ05.09.2010 08:23
- GÜNCELLEME05.09.2010 08:23
Herkesin dilinde yeni anayasa.
Fena mı?..
Evetcilerin, hayırcıların, boykotçuların buluştukları ortak nokta olarak yeni anayasa öne çıkıyor.
Bugüne kadar Türkiye’de anayasaların, rejimi belirleyen temel yasaların ‘askeri darbeler‘le, darbecilerin eliyle yapıldığını hatırlarsak, tüm tarafların ortak bir zeminde, yeni anayasa konusunda en azından fikren birleştikleri söylenebilir.
İlerisi için olumlu bir gelişme bu.
Elbette herkesin farklı bir anayasa tasavvuru var. Yeni anayasa projesinin içi nasıl doldurulacak sorusu hiç kuşkusuz tartışmaya açık ve tartışılacak.
Bu da gayet normal.
12 Eylül’de evet çıkabilir.
Hayır çıkabilir.
Boykot etkili olabilir.
Ama madem herkes referandum sonrası için yeni anayasa sözü veriyor, o zaman açılacak kapı bellidir, zorlanacak uzlaşma bellidir.
İlgili herkes kendi anlayışını kapsayan yeni anayasa projesini hazırlayacak, sonra özgürce tartışacak. Siyasal partiler, sivil toplum kendi aralarında mümkün olabildiğince yaygın tabanlı bir ‘toplumsal uzlaşma‘yı oluşturmak için serbestçe çalışacaklar.
Yani bugüne kadar siyasal tarihimizde hiç rastlamadığımız, hiç alışık olmadığımız türden bir gayretin içinde olacağız.
Başka çare var mı?..
Eğer laf olsun torba dolsun diye konuşmuyorsak, darbelerin ürünü olan anayasal düzenlerden tümüyle kurtulmak istiyorsak, ‘yeni anayasa‘da buluşmak ve uzlaşmak zorundayız.
Tek başımıza yapamayız.
Bunun için de uzlaşma sözcüğünün altını özellikle çizmek zorundayız. Çünkü Türkiye’de bir partinin kendi başına anayasa yapması yakın ihtimal değil. Sandıktan tek başına çıksa da imkansız bu...
Bu gerçeği öncelikle Kılıçdaroğlu’yla Erdoğan’ın görmeleri lazım, eğer başoyuncuların birbirlerini dışlayarak, birbirlerine düşmanlaşarak devamlı kavgalarla geçen siyasal tarihimizden ders çıkarmak istiyorlarsa...
Bunun altını çiziyorum.
Erdoğan’la Kılıçdaroğlu, iki siyaset adamı, şu günlerde meydan meydan dolaşıp demokrasiyi ne kadar sevdiklerini anlatıyorlar.
Tayyip Erdoğan diyor ki:
“Darbe anayasası değil, milletin anayasası!”
Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki:
“Gerekirse, tankın önüne ilk ben çıkarım.”
Tayyip Erdoğan diyor ki:
“Diyarbakır Cezaevi’ni yıkacağız.”
Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki:
“Diyarbakır Cezaevi’ni müze yapacağız.”
Her iki lider de darbelere karşı, askerin siyasetten elini eteğini çekmesini savunuyorlar. Demokrasi, insan hakları, özgürlükler düzeni dillerinden hiç düşmüyor.
İyi güzel.
12 Eylül referandumu bu bakımdan hayırlı oldu denebilir. Çünkü herkes demokratlık konusunda yarışa çıkmış durumda...
Kimi evet, kimi hayır dese de, kimi boykotçuluğa soyunsa da, ilgili tüm taraflar yeni, sivil, demokratik bir anayasadan yana.
Yorumlar4