Muhalefetin “erken seçim” tartışması ile neyi başardığını görmüyor olamayız
- GİRİŞ10.07.2020 11:27
- GÜNCELLEME10.07.2020 11:57
Hem, “Türkiye’yi seçime iki kişi götürebilir, biri Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğeri MHP lideri Bahçeli” diyeceksiniz… Onlardan her seferinde “Seçim 2023 Haziran’ında” açıklaması yapılsa bile, hem de “Yakında erken seçim var” diye gündem oluşturacaksınız.
Peki bunu neden yapıyorsunuz?
ÖNCE MEVCUT DURUM
Cumhur İttifakı’nın iki paydaşı AK Parti ve MHP kurmayları, ittifakın sadece bir seçim işbirliği değil “kader ortaklığı” olduğunu her vesile ile dile getiriyorlar. Hatta “İnşallah mezara kadar” bile diyorlar.
Cumhur İttifakı’nın karşısında 24 Haziran 2018 seçimlerinde kurulan Millet İttifakı 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde yanına zımni ortak olarak HDP’yi de eklemlemişti. Seçimler bittikten sonra özellikle İyi Parti cenahında “Millet İttifakı seçim ittifakıydı, bitti” türünden açıklamalar geldi.
CHP lideri Kılıçdaroğlu ise her vesile ile “Millet İttifakı’nın iktidarında…” diye başlayan cümleler kurmak zorunda kaldı. İttifakın görünür resmi ortağı İyi Parti ve Saadet Partisi’ni hep yedeğinde tutmaya özen gösterdi.
Ne var ki yerel seçimlerin üzerinden bir yıl bile geçmeden önce HDP eş Başkanı Pervin Buldan, “Halkımız açık şeffaf ittifak istiyor” diye herkesin bildiği sırrı kamuoyuna ilan etti. Sonra HDP’nin çıkışına İyi Parti lideri Akşener’in, “HDP’yi PKK’nın yanına konumlandırıyoruz” diyerek kendi tabanıyla başlayan sıkıntıyı bertaraf etme çabasını bu kez HDP’li Sırrı Süreyya Önder baltaladı. Akşener’i tabanı nezdinde daha da kötü durumda bırakacak, “gizli görüşme” imalarında bulundu.
ŞİMDİ: NEDEN ERKEN SEÇİMİ GÜNDEMDE TUTUYORLAR
İşte tam da böyle bir ortamda Akşener’e can suyu partneri Kılıçdaroğlu’ndan geldi. “Erken seçim gündemde” deyiverdi.
Erken seçim cümlesi öyle tılsımlı bir cümle ki ölmüş olan Millet İttifakı’nı yeniden canlandırdı. Hatta AK Parti’nin içinden Gürkan Hacır’ın ifadesiyle “AK Parti’den oy çalmak için kurulan” iki “minik parti”ye “anahtar parti” muamelesi gösterilmeye başlandı.
Kartlar yeniden karıldı. Ortalıkta ne erken seçim ne beklentisi varken “erken seçim” söylentisi ile merkezinde CHP’nin olduğu ana mottosu “Erdoğan’ı düşürmek” olan sözüm ona “demokratik güçlerin işbirliği” adı altında bir safları sıklaştırma dönemi başladı.
Pervin Buldan’ın sırrı açık etmesi ve CHP’ye “şeffaf ittifak” önermesinden sonra muhalefet cenahında ikinci bir ittifak ihtimali doğmuştu. İyi Parti, SP ve AK Parti’den ayrılmış iki minik partinin kuracağı ittifak!
Son açıklamaları görünce anladığım kadarıyla bu ikinci ittifakın hedeflenen etkiyi tam olarak göstermeyeceği görülmüş olmalı ki hem CHP kanadından hem HDP kanadından çok dikkat çekici cümleler kuruldu.
HDP’nin eski eş başkanı Selahattin Demirtaş önceki gün tutuklu olduğu Edirne’de şöyle dedi: “(…)
Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-muhafazakâr ayrımı olmaksızın yan yana durmaktan, yan yana görünmekten imtina etmemeliyiz.”
CHP’nin ay sonundaki büyük kurultayı öncesi Kılıçdaroğlu’na “akıl vermek” için yazılan bir yazıda ise şunlar önerildi:
“(1991’de bugünkü HDP’nin yerindeki parti ile SHP’nin kurduğu ittifak) İttifakın batıda oy kaybettirdiği gerekçesi uzun yıllar partiye adeta tek bir ağızdan egemen oldu, ta ki 2019 yerel seçimlerinde birlikte mücadelenin gücünü yeniden fark edene ve batı illerinde bile seçimleri ancak ittifakla kazanabileceğini fark edene dek. (…) MHP geleneğinden gelerek daha sonra İyi Parti adını alan ülkücülerle Kürtleri, laik kesim ile Milli Görüş geleneğinden gelen Saadet Partilileri, Demokrat Partilileri, kendisini hiçbir siyasi parti ve anlayışla tanımlamayan genç seçmeni, yerel seçim tarihi itibariyle henüz partileşmemiş Deva ve Gelecek partileri seçmen tabanını, halen MHP içinde olup da Cumhur İttifakı’na oy vermeyen ülkücüleri, 16 Nisan Referandumu’nda, 31 Mart ve 23 Haziran’da aynı partiye/adaya oy vermeye ikna edebilen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun oluşturduğu ve geliştirdiği ittifak ve diyalog politikası bu anlamda Türkiye siyasi tarihi için bir dönüm noktasına işaret etmektedir. Onurlu, ilkeli, huzurlu diyaloglara zemin hazırlamalı, sağ popülist / otoriter politikalara karşı demokrasi hattının çizilmesine önderlik etmelidir.” (08.07.2020 İnan Akgün Alp. t24.com)
İki soru ile bitirelim.
Bir: Erdoğan düşmanlığı ve Erdoğan’ı iktidardan indirmek üzerine kurulan bu ittifak başarılı olursa Türkiye’yi kim yönetecek? (Cumhurbaşkanı kim olacak hükümeti kim kuracak?)
İki: Kılıçdaroğlu’nun üzerinde bir başka iradeden söz etmek gerekir mi? (Mesela 24 Haziran seçimlerinden sonra Kılıçdaroğlu’nun istifa etmek istediği ve Sayın Abdullah Gül’ün istifadan vazgeçirdiği iddiaları bize ne söyler?)
Yeni Şafak
Yorumlar20
-
Hsn41
5 yıl önce
Şikayet Et
Biride çıkıp CHP saadet ve iyi partililere şu soruyu sormuyor HDP ile birlikte ittifak yapıp seçim kazanırsanız hangi bakanlıkları HDP ye vereceksiniz iç işlerimi , milli savunmami, sağlık bakanlığı mı, ekonomi mi, maliye bakanlığı mı bunların hiçbirini veremezsiniz ülke PKK'nın eline geçer bunu sizde biliyorsunuz o zaman niye Kendi seçmeninizi kandırıyorsunuz
Beğen
Cevapla
Toplam 91 beğeni
-
İdris
5 yıl önce
Şikayet Et
Verirler kardeşim verirler. Vermemeleri için ülke sevdalısı olmaları lazım, onur lazım, şeref lazım. Ama maesef bunlar onlarda yok. O yüzden kend siyasi emelleri için her şeyi verirler. Kendini satan için feda edemeyeceği hiçbir değer kalmamıştır.
Beğen
-
Misafir
5 yıl önce
Şikayet Et
Birilerinden emir alıp ülkeyi yönetmeye talip olan muhalefet partileri yamalı bohca gibi ülkeyi yönetmeye talipler.buradan sonuç çıkmayacağı çok açık.chp belediyelerimiz 18 yılda yapılamayanı bir yılda yaptık diyor.bular hayal ile gerçeği fark edecek durumda deyiller.lafla hizmet olmuyor.icraat lazım.
Beğen
Cevapla
Toplam 58 beğeni
-
otto
5 yıl önce
Şikayet Et
Gül ve çetesi ruhunu ve bedeninini satmış kişilerdir.
Beğen
Cevapla
Toplam 88 beğeni
-
MİSAFİR
5 yıl önce
Şikayet Et
Muhalefet partilerinin arkasında A.Gül aklı var. Onun da arkasında İngiltere'dekilerin aklı var. Bir zamanlar Erdoğan'ın arkasında da A. Gül vardı ama Erdoğan'ı avucunda tutamadı. A. Gül de F. Gülen de Erdoğan'a hükmedemedi. Buradan bakınca AG ile FG aynı akıl tarafından yönetiliyor gibi. Bu durumda bu ikisinin de gönül ve ideal birliği söz konusu. Biri ifşa olmuş ve dışarıda, diğeri kendini belli ediyor ve içeride. Biz gönülden, içtenlikle görev yapan biriyle, uzaktan gelen bir emirle zoraki iş yapan köleleri ayırabilecek akla sahibiz. O köleler verilen emirleri yapmak istemeseler de yapmak zorundadırlar, bırakıp gitmek isteseler de bırakıp gidemezler. Bu halleri köleliklerini ifşa ediyor.
Beğen
Cevapla
Toplam 103 beğeni
-
MİSAFİR
5 yıl önce
Şikayet Et
Ayrıca Siyonist Küreselcilerin projelerinin ülkemde uygulamasından da hiç hoşnut değilim.
Beğen
-
harun
5 yıl önce
Şikayet Et
Vaktinden önce çiçek açmaz... yakında kabak tadı verip foyaları ortaya çıkacaktır.
Beğen
Cevapla
Toplam 60 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle