HDP’ye dokunan yanar mı sanıyorsunuz da “soykırım” sözüne bir cümle söyleyemiyorsunuz
- GİRİŞ30.04.2021 11:40
- GÜNCELLEME30.04.2021 11:40
Türkiye ile Amerika arasındaki ilişki biçimi çoktandır “efendi/köle” ilişkisinden çıkmıştı. 15 Temmuz 2016’daki Fetullahçı Terör Örgütü kullanılarak gerçekleştirilmek istenen darbe ve işgal girişiminin püskürtülmesi ise işin tuzu biberi oldu.
Amerika’nın niyetleri açısından Suriye’nin kuzeyini işgal eden Marksist-Leninist YPG-PYD/PKK’ya verilen askeri, mali ve siyasi destek ise ibretlik.
ABD’nin “Hasımları için yaptırım” olarak tanımladığı Caatsa yaptırımları da Türkiye’ye uygulandı biliyorsunuz.
“Stratejik ortağımız” Amerika’da 3’ncü Obama dönemi başladığı günden bu yana ilişkilerimiz daha da gerginleşti.
ABD Dışişleri Bakanı Blinken koltuğuna oturmadan, Türkiye için “Sözde müttefik” ifadesini kullandı. Kampanya döneminde Biden, “Muhalefeti destekleyerek Türkiye’de hükümeti düşürmekten” söz etti. “Darbe ile değil…” demeyi de ihmal etmedi.
Buna rağmen Türkiye, resmen başlayan 3’ncü Obama döneminden bu yana Amerika ile “müttefiklik” ilişkilerini geliştirmek için adımlar attı. Hatta bize göre fazlasıyla jestler de yaptı.
Ancak kurt kuzuyu yemeye çoktan karar vermiş..!
Zira, Türkiye’nin tüm iyi niyetli çıkışları, muhatabımız tarafından boşa çıkartıldı.
Biden’in 23 Nisan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede, “24 Nisan’da ‘soykırım’ diyeceğim, zaten seçmenime söz vermiştim” minvalindeki ifadeler de stratejik ortaklık açısından not edilmeye değer doğrusu.
***
Türkiye ile Amerika arasındaki ilişki artık ortaklıktan çok uzak. Her geçen gün ilişkiler geriliyor. Haziran ayındaki NATO zirvesindeki Biden-Erdoğan görüşmesi bu gerginliğin hangi seviyede kalacağına işaret edecek.
İÇ CEPHEDE TAHKİMATI ENGELLEMEK VEBALDİR
İşte tam da böyle bir ortamda iç cepheyi tahkim etmek gibi bir zorunlulukla karşı karşıyayız.
Siyaseten rekabet içinde olunabilir. Hizmet yarışında “ben daha iyisini yapacağım” demek kadar güçlü bir söylem yoktur. Siyasetin doğası gereği iktidar ve muhalefet arasında zaman zaman sert rekabet de yaşanabilir.
Milletin ortak değerleri konusundaysa birlik gerekir. Ülkü birliği ortak paydadır.
İYİ PARTİ HDP’YE NEDEN BU KADAR MAHKUM?
Konuyu, kurulduğu günden bu yana birkaç kez kavşağa gelen ve verdiği kararlar ile “kurulurken” ilan edilen değerlere sadakati test edilen İyi Parti’ye getirmek istiyorum.
Milliyetçilik üzerine inşa edilen bir siyasi parti İyi Parti. Partinin içinde tabiri caizse “deve dişi” gibi isimler var. Aynı zamanda merkez sağdaki boşluğu doldurmaya da aday. Son dönemde CHP’nin özellikle Atatürkçü kesimlerinin ilgisini de üzerine çekiyor.
Son kongresi sıkıntılı geçti. Biraz asaplar bozuldu. Ümit Özdağı, İstanbul İl Başkanı için FETÖ iddiası ve “Milliyetçiler tasfiye ediliyor” çıkışı yaptı. Ayrılanlar oldu partiden ama Meral Akşener’in geliştirdiği “muhalefet dili” tabanda karşılık buldu.
İyi Parti şu anda muhalefetin 2023 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde altın hisseye sahip. Öyle görünüyor ki Akşener’in “evet” demeyeceği hiçbir aday ortak aday gösterilemez.
Hal böyleyken, İyi Parti ve lideri Akşener karşılaştığı her kavşakta maalesef kuruluş felsefesine, iddiasına aykırı hareket etti, ediyor. Ya da kuruluş amacıyla, kurulurken söylenenler arasında büyük farklar var!
Böyle düşünmemize neden olan en bariz örnek HDP ile olan ikircikli ilişki biçimidir. Şayet “Bir kısım milliyetçi ve Atatürkçü oylar çantada keklik, biraz da HDP tabanından oy devşirelim” diyerek siyaset yapılıyorsa başka…
“Kahvaltı daveti” komplimanından sonra, 8 Mart’ta İstanbul’un Belediye Başkanı’nın attığı o tuhaf tivite bile doğru düzgün cevap vermedi Akşener. Sadece “Arkadaşlarımız üzüldü” demeyi tercih etti.
En son 24 Nisan’da HDP’nin resmi hesabından paylaşılan “Ermeni soykırımı utancıyla yüzleşin” ifadesine bir tek kelime cevap verilemedi! Verilmedi.
Neden acaba? Bu sadece “Kürt seçmeni küstürmemek” ile izah edilemez.
HDP ile İyi Parti, bir konuda çok iyi anlaşıyor.
O da Amerika ve Batı’nın söylemleriyle uyumlu davranmak!
İyi Parti yine bir kavşakta ve bu kavşakta da şu ana kadar Türk milliyetçilerinin ülkü birliğine paralel söylem geliştirmiyor. Bu kavşakta da yönünü Türkiye eksenine çevirmezse belki ileride CHP’den de daha güçlü bir muhalefet partisi olabilirler ama milletin gönlünde yer edemez.
Yanılıyor muyum?
Yenişafak
Yorumlar8
-
ZEKERYA YURTLU
4 yıl önce
Şikayet Et
Yazıklar olsun, o prf. dr. lara nasılda elpenç duruyorlar. Aslında niyetleri başka, Allah kursaklarında koysn. Şahsen ben hiç mi hiç yakıştıramıyorum.Nasıl hızımsızlarmış. Sayının kadeşim doğru yazmışsınız.
Beğen
Cevapla
-
HIDIR BUDUR
4 yıl önce
Şikayet Et
Hımmm.. Akşener ?!.. Tansu ÇİLLER'e birilerinin (!?!) gelip içişleri bakanı yaptırdıkları Meral AKŞENER ? MHP'de "Bahçeli'nin liderliğini" sulandırıp ayak oyunları sonrası ayrılıp, parti kuran ve "bir eliyle kurt işareti yaparken" HDP ile aynı safta yer alan, kahvaltı adayı Akşener? “Ben başbakan olacam, başbakan olacağım” söylemleri yanında Buğra KAVUNCU çalkantıları? Hımmm Musavat DERVİŞOĞLU, Koray AYDIN ve Yavuz AĞIRALİOĞLU ne düşünüyorlar acaba ??
Beğen
Cevapla
Toplam 6 beğeni
-
HIDIR BUDUR
4 yıl önce
Şikayet Et
Emperyalizm ağırlığını “İstanbul seçimlerini kazandığında Yunanistan’da “Konstantinapoliyi geri aldık”” manşetleri atılmasına vesile olan İMAMOĞLU’ndan yana koyduğu ortaya çıktı. Akşener “ben cumhurbaşkanı olacağım” diye diretirken şimdi” Türiye’nin önünü tıkamam” şeklinde bunu kabul etti. İmamoğlu “8 mart mesajı” ile kadınlar gününde “Akşenerin partisine bi el bombası” attı ve Akşeneri zayıflatıcı hamleyi yaptı..
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Tuğlu...
4 yıl önce
Şikayet Et
Partiyi fetöcü ler kurdu, onlar yönetiyor, daha ne beklenir bunlardan...
Beğen
Cevapla
Toplam 12 beğeni
-
Şehirli
4 yıl önce
Şikayet Et
Muhalefetteki 3 parti ruh üçğzüdür. Asla birbirlerini üznezler ve ayrılmazlar.
Beğen
Cevapla
Toplam 7 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle