Göç Bakanlığı kurulsun, garantörlük anlaşması için diplomasi çalışsın

.

  • GİRİŞ21.09.2021 11:20
  • GÜNCELLEME21.09.2021 11:52

Bir önceki yazımızda iki öneri yapmıştık. İlk önerimizi 2019’dan bu yana tekrarlıyoruz. Göç Bakanlığı. Göç Bakanlığı’nın kurulması, Türkiye’de kalacak geçici koruma altındaki Suriyeliler başta olmak üzere hem düzenli göçmenlerin hem de düzensiz göçmenlerin milli politikalar ile yönetilmesini sağlayacaktır.

Entegrasyon ya da iskan politikalarının belirlenmesinden tutun da sosyal politikalara kadar geliştirilecek projeler bizzat bakanlık düzeyinde planlanacaktır. Böylece dışarının telkinleriyle değil öz birikimimizle süreci yönetme şansımız olacaktır.

REJİM BÖLGESİNE DÖNECEKLER İÇİN DE GARANTÖR OLABİLİR MİYİZ?

Garantörlük meselesi ise Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak alacağı inisiyatif ile ilgilidir. Suriye’nin toprak bütünlüğünde bir nevi garantörlüğü, Rusya ve İran ile Astana Mutabakatı’nı imzalayarak yaptık.

İdlip’te de bunu yaptık. Sayıları kesin olarak bilinmeyen milyonlarca sivilin can güvenliğini temin için İdlip’te Türkiye çok büyük bir risk alarak garantör oldu. Sivillerle iç içe geçmiş terör gruplarının varlığına rağmen oradaki masumların can güvenliği için Rusya ile mutabakata varıldı. Belki zaman zaman sorunlar yaşanıyor. Zaman zaman gerginlikler oluyor. Hatta şehitler bile verdik. Ama İdlip’teki garantörlüğümüz, hem Türkiye’ye büyük bir düzensiz göçü önledi, hem sivillerin can güvenliği teminat altına alındı.

Şimdi de Suriye’de rejimin kontrolü altındaki bölgelere dönecek olanlara Türkiye’nin garantörlüğünü öneriyorum. Böylece, Suriye’ye evine, barkına döneceklerin can güvenliğini güvence altına alabiliriz!

Tam da bu noktada bir hatırlatma yapalım.

2011’den bu yana Suriye’yi terk edenler sadece Esad’dan kaçanlar değil… DEAŞ teröründen kaçanlar, PKK teröründen kaçanlar, irili ufaklı onlarca terör grubundan kaçanlar var. Dahası, iç savaşta kardeş kardeşi, komşu komşuyu öldürdü. Savaştan kaçanlar var.

Hal böyle olunca, Suriye rejiminin kontrolü altındaki topraklara da dönmek isteyenler mutlaka olacaktır.

TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ VARLIĞININ SAĞLAM HUKUKİ DAYANAĞI; ADANA MUTABAKATI

Geçen hafta, Esad, Kremlin’de Putin ile görüştü. O görüşme Türkiye’de, “Putin’den üstü örtülü Türkiye eleştirisi” şeklinde tartışıldı.

Putin’in kurduğu “Suriye’deki yabancı askeri güçler çekilmeli” mealindeki cümlesi Türkiye’ye yönelik kurulmuş cümle olarak sunuldu. Olabilir.

Ama, Adana Mutabakatı’nı 2019 Ocak ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Kremlin’de yaptığı görüşmede dile getiren Putin’in, Türkiye’nin Suriye’deki varlığının hukuki zeminini bilmiyor olmaması düşünülemez..!

Türkiye, 2016’dan itibaren Suriye politikasını değiştirdi. Astana sürecinde Rusya ve İran ile yeni bir politika geliştirdi. Hem DEAŞ terörüne hem YPG-PYD-PKK terörüne karşı ciddi bir mücadeleye girişti. Tam da öyle bir ortamda, “Suriye ile Türkiye ilişkileri ne olacak” sorularının sorulduğu günlerde, Ocak 2019’da Putin, Kremlin Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrası konuşurken, “Adana Mutabakatı” deyiverdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta, “Adana Mutabakatı”na vurgu yaptı ve bu mutabakat ile “Terörle mücadele konusunda Türkiye’nin Suriye ile bir şekilde ilişki kuracağı” belli oldu.

İşte bu anlaşmayı Putin, dile getirmişti. Aynı Putin, Esad’ı kabulünde, Suriye rejimini muhalefet ile görüşmeye teşvik de ederek ”Yalnızca Suriye’deki tüm güçlerin bir araya gelmesi, ülkenin kendi ayakları üzerinde durmasına ve kalkınmaya başlamasına izin verecektir” diyor.

Putin, “Siviller kurtarılmış bölgelere geri dönüyor. Davetiniz üzerine sizi ziyaret ettiğimde, insanların evlerini nasıl tekrar kurduklarını, kelimenin tam anlamıyla barışçıl bir hayata dönmek için nasıl çalıştıklarını kendi gözlerimle gördüm” cümlesini kuruyor.

Suriye’de rejimin kontrolü altındaki bölgelere insanların dönmesini teşvik eden ifadeler bunlar. Yapılanları unutmadan, söylenen sözlerin sahadaki karşılığını görmeden “doğrudur” diyemeyiz elbette.

Ancak başından bu yana diyoruz ya “Türkiye dönecekler için garantör” olmalı. Bunun için Suriye ile ya da hamisi Rusya ile bir mutabakat imzalanabilir. Böylece geri döneceklerin can ve mal güvenlikleri sağlanabilir.

Çok mu afaki bir öneri, ne dersiniz?

YENİ ŞAFAK GAZETESİ

Yorumlar6

  • M.T 1 ay önce Şikayet Et
    "Göçmen Bakanlığı" ifadesi millete yanlış mesaj vermek olur. "Bütün göçmenler artık Türkiyede kalacak, yenileri gelebilir" mesajı olarak algılanacaktır. Suriye ve Irakın kuzeyinden pkk-ypg yi silip süpürmeden Suriyelileri ve diğerlerini topraklarıa yerleştirmek afaki olacaktır.
    Cevapla
  • Yalniz kurt 1 ay önce Şikayet Et
    AYNEN KATILIYORUM BİR AN ÖNCE DÖNMELİLER VATANDAŞ BAYA TEPKİLİ ÇÜNKÜ BUNLAR ÇOGALDIKÇA DAHADA SORUN OLMAYA BAŞLADILAR SAYGILARIMLa
    Cevapla
  • Seymen 1 ay önce Şikayet Et
    dönünce nolcak inşatta sanayide kim çalışcak, malsınız siz bedava iş gücü varken neden kullanöayalım 2012 yılına gerimi dönelim, 3 aydır gazeteye ilan veriyorum bir kişi aradı oda ne dese beyenirsin ufak firmada çaluşmam, bunlar daha iyi günler,
  • Hakan 1 ay önce Şikayet Et
    Bu saatten sonra geri döneceklerine inanıyor musun Allah aşkına ? Bunların vatan diye dertleri yok. Avrupa’ya gitsinler, Türkiye’de gelsinler yeter. Halkımız tepkili hemde çok tepkili ama bizi dinleyen yok maalesef
  • Yorumcu 1 ay önce Şikayet Et
    Koltuk uğruna halkını öldüren bir katil, geri dönen hain(!) Lere ne yapmaz ? Kimse buna garantör olmaz
    Cevapla
  • maremer 1 ay önce Şikayet Et
    evet bir katil ama rejimle sorunu olanlar dışında kalan işidden,, pkk vb. örgütlerden kaçanlardan başlanabilir.
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat