Fidan’a göre 2026’nın dış politikadaki üç önemli meselesi Suriye, Gazze ve Ukrayna
- GİRİŞ16.01.2026 08:21
- GÜNCELLEME16.01.2026 09:20
Dün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yıl sonu değerlendirme toplantısındaydı.
Fidan, İran’daki kitlesel eylemlerden, Ukrayna savaşına…
Amerika’nın Grolland ısrarından,
Şengen vizesindeki sıkıntılara kadar birçok konuya ilişki görüşlerini anlattı. Soruları cevaplandırdı.
Suriye’deki SDG meselesine uzun bir pasaj açtı.
Çin ile olan ticari ilişkilerdeki ilerlemeye… Amerika ile CAATSA yaptırımlarının sona erdirilmesi için yapılan çalışmalara kadar… Birçok konuda analiz yaptı beklendilerini anlattı.
Yıl sonu değerlendirme toplantısından hemen sonra bazı meslektaşlarımızla birlikte yüz yüze de görüşme fırsatı bulduğumuz Hakan Fidan’a Murat Yetkin, “2026 yılında dış politikada öne çıkacak en önemli 3 başlık sizce nedir” diye sordu.

Dışişleri Bakanı Fidan,
Birinci sıraya Suriye meselesini…
İkinci sıraya Gazze’yi…
Üçüncü sıraya Rusya -Ukrayna savaşını koydu.
Bizim, “Dünyanın üç sıklet merkezinden Ortadoğu ve Kafkasya’ya dair perspektifinizi anlattınız. Bir de Balkanlar var. Balkanlarda örneğin Sırbistan-Kosova gerginliği var. Bosna’da devlet aygıtı hala tam olarak inşa edilemedi. Neler oluyor” diye sorduğumuz soruya…
“Türkiye ile Sırbistan arasındaki ilişki biçimi tarihsel olarak farklılık gösterir. Ancak Cumhurbaşkanımız ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Vuçiç arasında inşa edilen iyi ilişki Balkanların barışına büyük katkı veriyor. Bu tamam ama, şu da bilinmeli; Türkiye olarak Kosova ve Bosna gibi konular gündem olduğunda bizim durduğumuz yer bellidir” cevabını verdi.
“SDG GÜÇ KULLANILDIĞINDA GERİ ADIM ATIYOR”
Hakan Fidan’ın Suriye’de olup bitenlere ilişkin son yaptığı değerlendirmeyi de önemsiyoruz.
SDG’nin Kandil ile bağını yeni keşfetmiş gibi davranan Batılı muhataplarını sitem eden Fidan, (bu durum) bizi şaşırtıyor” dedi.
Meselenin Suriye Kürtler olmadığını bir kez daha belirten Fidan, "Biz medeni, gelişmiş bir ülkeyiz. Belli ülkelerin kendi iç sorunlarını çözmede sınırlarının ne olduğunu biliriz. Ama bunun böyle olmadığını herkes biliyor” diye konuştu.
SDG’nin Kandil’den onay almadan konuşmadığını söyleyen Fidan, “Temennimiz bir an önce 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanarak ülkede istikrarın sağlanmasıdır” diye konuştu.
SDG’nin her zaman aynı oyunu oynadığına işaret etti.
Ve, “Gidiyoruz diyoruz ki burada duruşunuz illegal, yok! Direniyorlar, sonra güç kullanılıyor, geri adım atıyorlar. Bu şablondan çıkılması gerekiyor” dedi.
Hakan Fidan, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve SDG’nin Şam’a entegre olması meselesinin yakından takip ettiklerini belirtip, “İnşallah en kısa sürede 10 Mart mutabakatına uyulur” temennisinde bulundu.

ULUSLARARASI MEDYADAN EN ÇOK YUNAN VE ÇİNLİ GAZETECİLER İLGİ GÖSTERDİ
Toplantı ve sonrasındaki kısa sohbetteki izlenimlerimi de kayıtlara geçirmek isterim.
Geçtiğimiz yıl ilkini yaptığı toplantıya bu yıl hem uluslararası medyadan hem de Türk medyasından oldukça kalabalık gazeteci grubu takip etti. Geçen yılki gibi Yunan meslektaşlarımız yine epeyce çoğunluktaydı. Bu yıl Çin medyasından da önemli bir katılım oldu.
Bu arada, “muhalif gazeteci” olarak tanımlanan (ki bu ifade kendi içinde sorunludur) isimler de Hakan Fidan’ın toplantısındaydı. Bunlardan, Murat Yetkin, Sedat Ergin ve Soli Özel’i söyleyebilirim.
Hakan Fidan sorulara geçen yılkinden daha kısa ve net cevaplar vermesine rağmen toplantı 1 saat 45 dakika kadar sürdü.
Son olarak, geçtiğimiz yıl toplantı sonrası salondan ayrılan Fidan’ın bu kez resepsiyon salonunda gazetecilerle sohbet etmesi ve soruları kabul etmesi yeni bir form olarak dikkatimizi çekti.
Hasan Öztürk / Haber7
Yorumlar1