Geçmişten üç hatıra ve elbet “Herşey aslına döner”

  • GİRİŞ26.01.2026 08:37
  • GÜNCELLEME26.01.2026 09:24

2009 yılında Şanlıurfa-Rakka-Halep, Akçakale-Tel Abyad-Karakozak, Aynel Arap-Suruç hattında hiç unutmadığım 2 gün geçirdim.

Ne bilirdim ki bugünlerde o günleri hatırlayacağımı!

O günlerde, Suriye ile Türkiye arasında çok hızlı bir yakınlaşma yaşanıyordu. Liderler düzeyindeki ilişkiler üniversite ve aydınlar arasında da yaygınlaşıyordu.

2009 Kasım ayında, “Türklerin gözüyle Araplar, Arapların gözüyle Türkler” başlığı ile Şanlıurfa’da bir sempozyum düzenlendi.

Yine aynı program çerçevesinde, Bir otobüs gazeteci, üniversite hocası, edebiyatçı kara yolu ile, Akçakale’den çıkıp, Aynel Arap’ta kapalı tutulan Mürşit Pınar Sınır Kapısı’ndan geri döndü. Onlardan biri de bizdik.

***

Bugünlerde 15 günlük ateşkes sürecini takip ediyoruz...

Aynı zamanda Aynel Arap’taki ve Haseki-Kamışlı hattındaki sivillerle ilgili “insani yardımlar”ın nasıl koordine edileceğini tartıştığımız zamanlar yaşıyoruz.

SÜLEYMANA ŞAH NEDEN KARAKOZAK’A EMANET EDİLMİŞ; BİLDİK

Ben size Suriye’de henüz iç savaş çıkmadığı günlerden 3 şahitliğimi anlatmak istiyorum.

Bunlardan ilki Karakozak’tan.

Yani Süleyman Şah Saygı Karakolu’nunda mücavir sınırlarında bulunduğu Karakozak’tan.

Bir otobüs dolusu insanla Akçakale’den geçip Tel Abyad’a oradan Süleyman Şah Saygı Karakolu’na ulaştık.

Süleyman Şah’ın kabrini ziyaret ettik. Öğle yemeği için Karakozak’ta kocaman bir çadıra misafir olduk.

Yer sofrasında yemek için diz kurup oturduk. Sağımda solumda, Arapça desem bildiğim Arapça değil, Türkçe desem bildiğim Türkçe değil sesler yükseldi.

Dayanamadım, mihmandarımı da aracı yaparak, “Nece konuşuyorsunuz” diye sordum. Dediler, “Arapça!

Dedim, “Nasıl bir Arapça?

Dediler, “Biz Karakeçiliyiz. Türkmeniz.”

Dedim, “Ne Türkçe, ne Arapça konuştuğunuz dil

Dediler, “Bizim burada böyledir. Biz Karakeçili Türkmenleriyiz. Artık böyle konuşuyoruz.

Şaşırdım. Şaşkınlığımın iki nedeni vardı.

Birincisi, Karakeçili Türkmenlerinin konuştuğu şiveli Arapçaydı.

İkincisi ise, Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun neden Fırat kıyısında buraya nakledildiğine ilişkin bilgiye ulaşmış olmamdandı.

Süleyman Şah’ın naaşı öz evlatları Türkmenlere emanet edilmişti.

RAKKA VALİLİĞİNİN TAVANINDA SEDEF KAKMA İŞÇİLİĞİ GÖREN GÖZLER

İkinci şahitliğim Rakka’dan.

Bir otobüs insanla Rakka’nın meydanından geçerken, Rakkalılar bizleri öyle karşıladılar ki anlatamam. El sallayanlar, Arapça hoşgeldiniz diyenler. Caddelerden geçerken sevgi gösterilerinde bulunanlar…

Rakka Valilik binasına girdiğimizdeyse hayran kaldığım el emeğiyle karşılaştım. Harikulade sedef kakmalı tavan ve bizi buyur edip oturttukları harikulade sedef kakmalı ahşap koltuklar.

Gözlerim oralara ait bir sanatın eşsiz örneğini gördü başımı kaldırıp da tavana baktığımda.

AYNEL ARAP İLE SURUÇ KARDEŞTİR, MÜRŞİT PINAR SINIR KAPISI’NDAN YÜRÜYEREK GEÇMEK

Üçüncü şahitliğimse Aynel Arap’tan namı diğer Kobani’den.

Bugünlerde PKK terör örgütünün Suriye kolunun sivillerle iç içe geçtiği o Suruç’un kardeşi Aynel Arap’tan.

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesi ile Suriye’nin Aynel Arap ilçesi arasına Fransız şirketi Kobani bir demir yolu döşemiş, bundan 100 yıl önce.

Güneyde kalanlar Suriyeli, kuzeyde kalanlar Türkiyeli olmuş.

Ama her iki yakadakiler de aynı insanlar. Akrabalar. Çoğu Kürt.

Suriye’deki ziyaretlerimizi tamamlayıp Türkiye’ye doğru yola koyulduğumuzda Aynel Arap’a ulaştık gece yarısına az kala.

Sonra dönemin Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan ile otobüsten indik. Biz inince diğerleri de indi.

Ardından kapalı olan Mürşit Pınar Sınır Kapısı’na yürüdük. Kapıyı açtık. Tren yolunu geçti, Türkiye’ye girdik. Arkamızdan otobüs de geldi. Bindik ve Şanlıurfa’ya geldik.

Kapalı olan Mürşit Pınar Sınır Kapısı’nı fiili olarak açmış olduk.

Ve o günden sonra Suriye’deki iç savaş çıkıncaya kadar defalarca bu kapının açılması için çaba sarf ettik.

HERŞEY ASLINA RÜCU EDER

2009’da yaşadığım üç anıyı bugün neden anlattığımı elbette merak ediyor olabilirsiniz.

Onu da söyleyeyim.

Süleyman Şah Saygı Karakolu Türkiye’nin sınır ötesi yegane toprağıdır ve orası bilinçli olarak Karakeçili Türkmenlerine emanet edilmiştir. Tıpkı geçtiğimiz hafta PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG’nin elinden kurtaran Türkmenler gibi.

***

Rakka, Fırat’ın doğusunda Suriye’nin tam orta yerinde tarihsel birikimiyle harikulade bir Arap şehri. Önce DEAŞ denen bela işgal etti. Sokaktaki dil Fransızcaydı. Resmi dil Fransızcaydı. Çünkü, işgal eden ve Rakka’da yönetimi ele geçiren DEAŞ’lıların çoğu yabancı ve batılı teröristlerdi.

Sonra, YPG işgal etti Rakka’yı. Bugün Rakka, YPG’den de temizlendi. Aslına döndü.

***

Suruç ile Aynel Arap kardeştir. İki şehirin insanı birdir. Biri tren yolunun güneyinde kaldığı için Suriye olmuş diğeri kuzeyde kaldığı için Türkiye.

Mürşit Pınar sınır kapısını fiili olarak açtığımız 2009’daki gece yürüyüşü gibi, Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge projesi hayat bulunca ilk açılacak sınır kapısının burası olmasını arzularım.

Orası da aslına rücu edecek biliyorum.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Yorumlar1

  • Resul 56 36 dakika önce Şikayet Et
    Hasan Hocam gayet iyi anlattınız Anlayana Yaşayan görür ki herşey aslına rücu edecektir. Vesselam. Allah'a Emanet Olun.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat