İnsan soyuna kasteden Epstein’e gönderilen örtü Kisve-i Şerif mi yoksa kötü bir kopya mı
- GİRİŞ18.02.2026 08:50
- GÜNCELLEME18.02.2026 08:55
Toplumu sarsan insanlık dışı, vahim iddialarla gündeme gelen Epstein’in ilişkileri tartışılmaya devam ediyor. Tam da böyle bir dönemde, Müslümanları yakından ilgilendiren “Kâbe örtüsü, Epstein’e gönderildi” iddiası yeni bir tartışma başlattı.
Gerçekten de Kâbe’nin üzerine örtülen örtü (Kisve-i Şerif), insanlık dışı iddialarla anılan bir isme… Epstein’e gönderildi mi? Yoksa gönderilen örtüler Kisve-i Şerif’in bir kopyası mı?
Sorular ve şüpheler gündemdeki yerini koruyor.
Bu tartışmaya Mekke tarihi konusunda araştırmalarıyla ve yerinde gözlemleriyle tanınan Yusuf Akbey de katıldı.
“Kâbe Miftahtarlığı ve Beni Şeybe Kabilesi” kitabının yazarı Akbey, tarih boyunca Kisve-i Şerif’in nasıl ve kimler tarafından muhafaza edildiğini örnekleriyle anlatıyor.
Konu edilen örtü parçalarının ise profesyonelce dokunmuş birer replika olduğunu söylüyor ve replika piyasasından belli bir ücret karşılığı teminin edilen kötü birer kopya olduğunu anlatıyor.

İşte, Yusuf Akbey’in, Kisve-i Şerif ve replikalarıyla ilgili tespitleri:
HER YIL KÂBE’NİN ÜZERİNDEN ALINAN KİSVE-İ ŞERİF DEVLET ENVANTERİNE KAYDEDİLİYOR
“Müslümanların Kâbe-i Muazzama’ya yönelik sâfiyâne zihinlerinin böylesine bâtıl hususlarla bulandırılıp istismar edilmesi son derece üzücü bir durum.
Her ne kadar bu tür iddialar Kâbe-i Muazzama’nın değerinden —hiç şüphesiz— bir şey eksiltmeyecek olsa da kutsal kavram ve mekânların yanlış yöntemler üzerinden alelade tartışılması ve dinimizin yüce sembollerinin -hâşa- sıradanlaştırılması tehlikesine binaen meselenin sağduyulu bir biçimde ele alınmasını zaruri kılmıştır.
KÂBE ÖRTÜSÜNÜN MODERN DÖNEMDE MUHAFAZASI
Kâbe’nin miftahdârlık geleneğinin günümüze ulaşan statüsü ve en önemlisi, Kisve-i Şerif’in korunmasındaki devlet protokolü dikkate alındığında:
Epstein’in malikanesine gönderilen örtü parçalarının, Kâbe üzerine örtülmüş orijinal Kisve-i Şerif olması asla mümkün değildir!
Suudi Arabistan ve hususen Mekke’de uzun yıllar yürüttüğüm saha gözlemleri, özellikle Benî Şeybe Ailesi himayesinde Kâbe miftahdârlığı üzerine gerçekleştirdiğim akademik araştırmalar, Kisve-i Şerif’in muhafazası sürecinin son derece titiz, kayıtlı ve kurumsal bir yapı içinde yürütüldüğünü gösteriyor.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KİSVE-İ ŞERİF
İslam tarihi boyunca Kâbe’nin anahtarlarını muhafaza eden Benî Şeybe Ailesi, bu görevin yanında her yıl değiştirilen Kâbe’nin eski örtüsünü teslim alan ve muhafaza eden ailedir.
Bu gelenek, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Mekke’nin fethi günü sidâne görevini Benî Şeybe Ailesi’ne bıraktığı günden modern dönemlere kadar kesintisiz şekilde devam etti.
Modern dönemde Suudi Arabistan Krallığı, bu tarihî geleneği muhafaza ve teşvik etmekle birlikte, Kisve-i Şerif’in muhafazasını oluşabilecek harici suistimallere karşı daha sistemli bir yapıya kavuşturdu.
Suudi Arabistan Başmüftüsü Şeyh İbrahim tarafından verilen fetvada, Kisve-i Şerîf’in kontrolsüz biçimde dolaşıma girmesinin, onu maddî ve manevî suistimallere açık hâle getireceği açıkça ifade edildi. Bu fetvaya binaen Kral Suûd b. Abdülazîz Âl-i Suûd’un aldığı kararla, Kâbe’den sökülen Kisve-i Şerîf’in doğrudan Krallık zimmetine alınması kararlaştırıldı. Yine aynı fetvada, tarihî gelenek gereği Kisve üzerinde sembolik hakkı bulunan Benî Şeybe Ailesi’nin bu hakkı gözetildi ve bu hakkın karşılığı olarak kendilerine her kisve değişiminde resmî tazminat ödenmesi kararı alındı.
Kisve, böylelikle Suudi Arabistan devletinin doğrudan “zimmet envanteri”ne dahil edildi.
Bu düzenleme ile birlikte:
• Kâbe-i Muazzama’nın eski örtüsü, her yıl Benî Şeybe Ailesi’nden Hâdimü’l-Harameyn veya kendisini vekâleten Mekke Emiri tarafından resmî tutanakla teslim alınıyor. Kâbe’ye asılacak yeni örtü ise Kral veya onu niyabeten Mekke Emiri tarafından Kâbe’ye hediye edilmek üzere Benî Şeybe Ailesi’ne resmî olarak teslim ediliyor.
• Eski örtü, Suudi Arabistan devletinin belirlediği yerde zimmet kaydıyla korunuyor.
• Bu süreci yürüten yetkili bir heyet var. Doğrudan Krallığa bağlı olan bu heyetin tamamının imzası olmadan envanterden tek bir parça dahi çıkarılamıyor.
• Benî Şeybe Ailesi’nin bu gelenekten doğan maddî ve manevî hakları da gözetiliyor.
• Verilen fetva gereği her yıl törenle teslim alınan eski örtünün karşılığı olarak belirli bir tazminat bu aileye ödeniyor.
• Böylece bu uygulamayla miftahdârlık (sidâne) geleneği de korunmuş oluyor…
• Hem de Kisve-i Şerîf gibi mukaddes bir emanetin —iyi niyetle de olsa— kontrolsüz dolaşıma girmesinin önüne geçilmiş oluyor.
Hatta Kâbe örtüsünün Krallık dışına çıkarılmasının önüne geçmek için de bir dizi önlem alınmış…
Bu bağlamda, bütün gümrük kapılarına konuyla ilgili talimat verilmiş. Olası bir ihlal durumunda ağır cezai yaptırımlarla bu hususun istismar edilmesinin önüne geçilmiş.
Görüldüğü üzere Kâbe örtüsünün, Suudi Arabistan devletinin izni olmadan ve kaydı tutulmadan keyfî bir biçimde başka şahsa ya da kuruma verilebilmesi mümkün değil.

KİSVE-İ ŞERİF’İN DEVİR TESLİM SÜRECİ
Her yıl gerçekleştirilen ve resmî kayıtlarda “Kâbe Örtüsü Teslim Töreni” olarak geçen teslim töreni, sürecin ne kadar ciddiyetle yürütüldüğünü gösteriyor.
Bu törende, Hâdimü’l-Haremeyn’i temsilen Mekke Emiri ile Benî Şeybe Ailesi’nin kıdemli sâdini (kebîrü’s-sedene) arasında protokol imzalanıyor.
Bu işlem, Kâbe Örtüdarlığı (Miftahdârlık) geleneğin sembolü olan Şeybe Ailesi’ni onurlandırmak üzere uygulanan bir prosedür.
Mekke’de bulunan Kral Abdülaziz Kisve Kompleksi’nde yaklaşık 670 kg saf ipek ve 120 kg altın kullanılarak dokunan Kisve, üretiminden Kâbe’ye asılmasına kadar geçen süreçte özel güvenlik ve teknik ekiplerin gözetiminde muhafaza ediliyor.

KÂBE’NİN ÜZERİNDEN ALINAN KİSVE’NİN MUHAFAZA VE TASARRUFU
Kisve hakkında spekülasyonların yoğunlaştığı en önemli mesele, Kâbe’nin üzerinden alınan örtünün akıbetinin ne olduğu.
Mevcut uygulamaya göre, Kâbe üzerinden sökülen eski Kisve derhal kayıt altına alınıyor.
Zimmet işlemleri tamamlandıktan sonra doğrudan devlet muhafazasında tutuluyor. Bu aşamada Benî Şeybe Ailesi yetki sahibi olmasına rağmen örtüyü alıp şahsî tasarrufuna geçirmesi söz konusu değil.
Eski Kisve’den bir parçanın herhangi bir yere verilmesi ise ancak Kraliyet’in kararı ile mümkün. Bu tür takdimler de tamamen kayıtlı şekilde veya diplomatik kanallar aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
Nitekim yakın zamanda Şam Emevî Camii’ne hediye edilen Kisve, buna en iyi örneklerden biridir. Tabii ki geçmiş dönemlere ait uzmanlarca onaylanmış çok nadir eski koleksiyonlar da var.
Türkiye’de bulunan Kantarcı Ailesi’nin 40 yılı aşkın süredir mevcut olan koleksiyonu buna örnektir. Bu koleksiyonun usulüne uygun şekilde muhafaza edildiği ve orijinalliği teyit edilmiş durumda. Nitekim bu koleksiyon, geçtiğimiz Ramazan ayında “Külliye’de Ramazan” programı çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde halkın ziyaretine açıldı.
REPLİKA ÖRTÜLER VE SAHTE SERTİFİKALAR
Bugün piyasada dolaşan ve Kâbe üzerinden söküldüğü iddia edilen örtülerin çoğunun replika olduğu acı bir gerçektir. Kisve dokuma tekniğinde mahir Mısırlı ve Pakistanlı ustalar tarafından, daha çok da Mısır’da üretilen bu örtüler, görünüş itibariyle orijinaline çok benzer. Ancak hiçbir zaman Kâbe üzerine örtülmemiştir. Bunlar sembolik maksatlarla isteyenlere bir şekilde üretilip sunulmuş ürünlerdir. Hatta yakın zamanda hediyelik eşya sektöründe de bunları görmekteyiz.
Bu parçalar çoğu zaman çeşitli sertifikalarla da satılıyor. Bu sertifikalar devlet belgesi değildir. Müzayede kuruluşlarının kendi imzaladığı formalite belgelerdir.
Maalesef Türkiye’de de bu tür replikalarla insanların manevî duygularını sömüren kimseler var. Daha da vahim olanı, bu kişilerin, orijinal olmayan örtüleri Şeybe Ailesi’nden aldıklarını iddia etmeleridir.
Ve yine dikkat çekici bir husustur ki, bütün bu sıkı prosedürlere rağmen bazı kimselerin elinde, üstelik “samediyye” diye tabir edilen büyük ebatlı parçalardan dahi 50–60 adet bulunduğunu iddia etmeleri, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir durumdur.
Bir an için bunun gerçek olduğunu varsayalım. Kâbe örtüsü, teknik olarak toplam 47 parçadan oluşmaktadır. Hal böyleyken, Türkiye’de herhangi bir kimsenin elinde bu sayılara varan miktarda, üstelik “özel ve büyük parçalar” bulunduruyor olması nasıl izah edilebilir? Zira burada son derece nadir ve sınırlı sayıda bulunan bir emanetten söz ediyoruz.
Bu durum dahi, piyasada dolaşan söz konusu parçaların büyük ölçüde replika üretiminin bir sonucu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır
Şeybe Ailesi’ne bu durumu sorduğumuzda; bu şahısları hiç tanımadıklarını, görmediklerini ve bizzat kendilerinde dahi orijinal örtünün artık bulunmadığını ifade ediyorlar.
Aile mensupları, kendi paylarına nadiren de olsa düşen örtünün kisve değişim töreninde Kâbe’ye asılan örtüden arta kalan kenar kısımları olduğunu söylüyor.
Bunun dışındaki tüm orijinal örtüyü törenle Krallığa teslim ettiklerini anlatıyordu, merhum Başmiftahdâr Şeyh Salih efendi.
Son Olarak…
Bütün bu tarihî ve kurumsal veriler birlikte değerlendirildiğinde; Epstein’in mâlikânesinde bulunduğu iddia edilen parçaların orijinal Kisve-i Şerif olması asla mümkün görünmüyor. Nitekim Epstein’e bu örtüyü gönderen kadının ifadesinde de gönderilen parçanın Kâbe’nin iç örtüsünün replikası olduğu belirtiliyor.
Bu tespit ve veriler ışığında değerlendirdiğimizde şunu söyleyebiliriz; Epstein dosyasından çıkan örtüler, Kâbe’nin üzerinden alınmış orijinal örtüler asla değildir. Tamamı replikadır. Söz konusu örtüler gibi birçok örtü, herhangi bir kimse tarafından replikacılardan belirli bir karşılıkla satın alınabilir.
Hatırlatmak gerekir ki —fayda ve zarar yalnızca Allah’tan olmakla beraber— Kâbe örtüsü, bizlere Beytullah’ı hatırlattığı için son derece kıymetlidir.
Kâbe’ye ait bir şiâr ve bir semboldür.
Zira semboller, daima kendilerinden daha derin bir hakikate işaret eder. Nitekim mukaddes beldelerden gelen en küçük bir hatırayı dahi gördüğünde duygulanan necip bir ümmet olarak, bu tür gündemlerin gönüllerimizi hüzünlendirmesi, dileriz ki Kur’ân-ı Kerîm’in de işaret ettiği “kalplerin takvâsı” hitabına mazhar olmanın bir alâmetidir inşallah. (Âmin)
Bu böyledir; kişinin Allah'ın nişanelerine hürmet göstermesi, kalblerin Allah'a karşı gelmekten sakınmasındandır.(Hac suresi 32)
Son tahlilde Kisve-i Şerif başta olmak üzere mukaddes beldeleri kapsayan her hizmet, Suudi Arabistan Kralı ve Veliahd’ı tarafından emanet bilinciyle, hassasiyetle korunuyor.
Bizler de hem sahadaki gözlemlerimizle hem de güvenilir kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilerle bu hassasiyeti müşahede ettik.
Müslümanların bu hususlarda müsterih olmalarını,
Spekülasyonlara karşı ferasetli yaklaşmaları arzularız.
Ezcümle, Hucurât Suresi’nin şu ayeti hepimize rehber olmalı:
“Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.” (Hucurât, 6)
Cenâb-ı Allah Müslümanların arasına ülfet ve uhuvvet ihsan eylesin. Müslümanlarla yüce dinini aziz kılsın. hayra kapı, şerre kilit eylesin. Beyt-i Şerif’inin şanını, şerefini, izzetini yüceltsin… Beyt’ini ziyaret edenlerin de şanını, şerefini, izzetini yüceltsin.
Vesselâm…”
(Yusuf Akbey – İslam Tarihçisi-Yazar)
Yorumlar7
-
Sebahattin
19 dakika önce
Şikayet Et
Kâbe'nin Kuzeydoğu duvarı 12,63 kuzeybatı duvarı 11,03 güneybatı duvarı 13,10 metre güneydoğu duvarı 11,22 metre ve yüksekliği 13 metredir.Örtünün genişliği takriben 145 m² olmalı.Örtü korunuyor. Ancak bizzat şahidim depodan açıktan veya gizli veriliyor.Bu kadar sıkı korunmuyor replikası da var. Dolaşımda olanın çoğu replika değil. Bundan eminim.Orijinal Samediye, Fatiha bulmak mümkün.
Beğen
Cevapla
-
Selime Hollanda'dan
36 dakika önce
Şikayet Et
Mekke kralina gecti ise Kisve i serife Ingiliz Epstein e gitmistor.Saudi Arabistan Krali Ingiliz degil mi? Ingilizin de Epstein ile baglantili.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Soner
47 dakika önce
Şikayet Et
Gonderilme nedeni sanirim buyu yapilmasi icin nasil bizde buyu yapilacak kisinin bir elbisesi , sac teli ise bunlarda kaba'nin ortusunu gondermisler, gercek beyaz saray epstein adasi herseyi kimin goreve gelecegi hep orda karalastiriliyor.
Beğen
Cevapla
-
Kadircan
2 saat önce
Şikayet Et
Peygamberimiz, mescide idrarını yapan adama merhamet ettiği için onun Müslüman olmasına vesile olmuştu. Örtü olayı gerçek bile olsa müslümanların izzetine bir zarar veremez. Takva örtüde değil, kalplerdedir.
Beğen
Cevapla
Toplam 15 beğeni
-
1111
43 dakika önce
Şikayet Et
Sen yukarıdaki yazıyı anlamamışsın bir daha okusan iyi olur
Beğen
-
onur
2 saat önce
Şikayet Et
Kopyasının gönderilmesi bile bir şey değil midir ?
Beğen
Cevapla
Toplam 6 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle