“Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” süreci adım adım ilerlerken, son durum

  • GİRİŞ31.08.2026 08:40
  • GÜNCELLEME31.08.2026 08:40

Büyük Taarruz’un yıl dönümünde 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerinde dün akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan Beştepe’de şöyle diyordu, “Geçmişteki bütün devletlerimiz gibi son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’ni de birilerinin lütfuyla değil, her evden bir yiğidi toprağa vererek kurduk. Türkiye’yi tahrik etmeye çalışanlar ham hayallere kapılmadan önce açıp kendi geçmişlerini de görecekleri bir tarih kitabı okusun.”

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, altını kalın çizgilerle çizdiği tablo nettir.

Ellerindeki “Kürt kartı” alındığında agresifleşen, türlü türlü tezgaha girişenlere önemli bir hatırlatmadır.

Türkiye alel ade bir ülke değildir” geçmişi geleceğinin ifadesidir.

***

Bağlamda, Türkiye’de 50 yıldır ayağına pranga olan terör belasından kurtulmak için çok önemli adımlar atılıyor.  “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” sürecinin en önemli safhası “Çerçeve Yasa” Meclis’ten rekor oy ile geçti. 467 milletvekili yasaya “evet” dedi. Bu oran ve temsiliyet “Siyasete de özgüven” kazandırdı. Şimdi siyasi aktörler “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” sürecine daha çok sahip çıkıyor ve anlatıyor.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDE ŞİMDİ NE OLUYOR?

Peki süreçte hangi aşamadayız? Örgüt silah bırakma konusunda nasıl bir tepki veriyor? KCK’nın Suriye kolu SDG/YPG’nin Şam’a entegrasyonu İran PKK’sını ya da PJAK’ı nasıl etkiler?

Bütün bu soruların cevaplarını okuduklarımızdan, dinlediklerimizden, anlatımlardan yola çıkarak bulmaya çalışalım.

***

Öncelikle Çerçeve Yasa’nın yürürlüğe girmesinin “Örgütün silah bırakmasının teyid ve tespiti”ne bağlanması doğruydu.
 

Bu bağlamda, örgütün atacağı adımlara bağlı olarak bu süreç 50 günde de 500 günde de çözülebilir.
 

Şayet bu süreçte Kandil’deki örgüt elebaşları bahana üretip işi geciktirirse süreç enfekte olur. Bu durumda en çok kaybeden örgüt olur.
 

Güvenlik birimleri silah bırakma sürecinin kış şartları oluşmadan bitmesi yönünde çaba sarf ediyor. Sahada mekanizma kurulmuş durumda.
 

Ankara, Bağdat, Erbil ve bir süre önce de Süleymaniye birlikte çalışıyor.
 

YPG/SDG’nin Şam’a entegrasyonu Türkiye’deki sürecin bir sonucu.
 

Bu bağlamda Suriye’deki Türkiye orjinli örgüt mensupları entegrasyondan önce ülkeyi terk etti. Irak sahasına geçti.
 

PKK elebaşlarından Fehman Hüseyin namı diğer Bahoz Erdal Suriye’yi terk etmek zorunda kaldı!
 

Bir ayrıntıyı kayıtlara geçirelim. PKK aynı zamanda bir bileşen. İçinde başka örgütlerden gelenler de var. Biz biliyoruz ki PKK sadece Kürtlerden oluşmuyor. Kadrolarının önemli bir kısmı “Türk solu”ndan. Bu nedenle PKK’nın silah bırakma ve kendini feshetme sürecine MLKP/TKP gibi örgütler karşı. “Ne aldınız da kendinizi fesh ediyorsunuz. Silah bırakıyorsunuz” diyenler var. Onlarla ilgili de çalışılıyor.
 

Örgüt ilk kurulduğunda sol/sosyalist bir yapıda kuruldu. Daha sonra Kürt milliyetçiliğine evrildi. Bugün kendi içlerindeki tartışmanın önemli bir bölümü de sol/sosyalist çizgi ile Kürt milliyetçiliği arasında.
 

PKK’nın fesih sürecinde “Sol bileşenler”in ne yapacağı merak konusunu. Sayıları birkaç yüz ile sınırlı ama yine de sorun olarak karşımızda duruyor. Bu bileşenlerin bir bölümü de siyasette DEM kadroları içinde.
 

Türkiye tarafında süreç iyi gidiyor. Irak tarafındaysa zaten bir kabul edilmişlik var. Suriye’de entegrasyon süreci başladı. Mazlum Abdi, Şara’nın danışmanı... İlham Ahmet, Şara’nın kontenjanından seçilmeden milletvekili oldu.
 

Bu durumda İran tarafındaki PJAK’ın durumu karşımızda bir muamma olarak duruyor.
 

Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” sürecinde bölgemizdeki iki ülke son derece rahatsız. Bunlardan biri İsrail!
 

İsrail Kürt kartının ellerinden alınmasından son derece rahatsız. “Kürtler” olarak kodladığı PKK ve türevlerini kendisine vekil güç yapmayı düşünürken şimdi o düşüncesinin akamede uğradığını görüyor. Suriye’de sınırımıza yakın Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yaptığı saldırının bir nedeni de bu.
 

İkinci en rahatsız ülke İran. İran, yıllarca PKK’yı Türkiye’ye karşı kullandı. Aynı zamanda PJAK yani İran PKK’sı ile de mücadele ediyor.
 

Türkiye, sürecin bir parçası olarak PJAK’ın da silah bırakmasını istiyor. Ama İran’ın bu konudaki ikircikli tavrı da biliniyor.
 

Amerika ve İsrail’in İran’a saldırdığı günlerde, Irak’taki ve Kandil’in İran tarafındaki terör gruplarının İran’a kara harekatı yapamamasının sebebi Türkiye’nin çok net tavır alması. Zaten bunu Trump da kabul etti. Türkiye, Kürt gruplarına böyle bir durumda “müdahale edeceğini” doğrudan söylemiş olmalı.

Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” sürecinin, şu anki geldiği nokta bu şekilde.

SİLAH BIRAKMA TAMAMLANINCA, DÖNÜŞLERLE İLGİLİ SÜREÇ BAŞLAYACAK

Silah bırakma süreci, yasanın yürürlüğe girmesiyle başlayacak yeni durum, Avrupa’dan ve Irak’tan geleceklerin durumu başka bir tartışma konusu.

Yaklaşık 60 ila 70 bin kişinin Avrupa’dan, yaklaşık 10 ila 15 bin kişinin Irak’tan Türkiye’ye başvurması hesaplanıyor. Gelmesi beklenenlerin sayısı ise 10 bin civarında. Onların topluma kazandırılması, sivil hayata geçmeleri gibi hususlar çalışılıyor.

YENİ BİR DİL VE SÖYLEM ZORUNLULUĞU VAR

Ancak dönüşlerle ilgili süreç başlamadan önce ve o süreçte siyasetin, münevverlerin, akademinin, gazetecilerin ve kanaat önderlerinin yeni bir dil geliştirmesi zorunlu.

Bu bağlamı da bir sonraki yazıda irdeleyelim.

Türkiye sevgisi imandandır” unutmayalım…

Vesselam..!

Yorumlar1

  • AĞACAN 42 dakika önce Şikayet Et
    Türkiye sevgisi imandandır. Eyvallah sayın Hocam, Allah razı olsun. Kaleminize sağılık.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat