'Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge' süreci adım adım ilerlerken, son durum (2)

  • GİRİŞ01.09.2026 09:00
  • GÜNCELLEME01.09.2026 09:00

Dünkü yazımızı bitirirken, “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge" sürecinde “Yeni bir dil lazım” demiştik.

Ve eklemiştik;

Yaklaşık 60 ila 70 bin kişinin Avrupa’dan, yaklaşık 10 ila 15 bin kişinin Irak’tan Türkiye’ye başvurması hesaplanıyor. Gelmesi beklenenlerin sayısı ise 100 bin civarında. Onların topluma kazandırılması, sivil hayata geçmeleri gibi hususlar çalışılıyor. Ancak dönüşlerle ilgili süreç başlamadan önce ve o süreçte siyasetin, münevverlerin, akademinin, gazetecilerin ve kanaat önderlerinin yeni bir dil geliştirmesi zorunlu.”

“ÖRGÜT  ZİHİNSEL OLARAK YETERLİ DEĞİL”

Dil konusunda en çok da örgütün kendini çek etmesi gerekli.

Zira, şu anada kadar PKK yöneticilerinin ve aktörlerinin zihinsel orarak buna hazır olmadığı gözlemleniyor. Örgüt zihinsel olarak, topluma kendini anlatma konusunda yeterli değil.

Bu bağlamda, her şey yolunda giderse ve silah bırakma teyid ve tespit edildikten sonra neler olacağına ilişkin sorulara okuduklarımızdan; dinlediklerimizden edindiğimiz bilgiler ışığında cevap aramaya çalışalım:

Silah bırakma işi 50 gün de 500 gün de sürebilir. Bu örgütün alacağı inisiyatife bağlı.

Örgütün silah bırakmasını istemeyen İsrail ve İran gibi bölge ülkeleri var.

Örgütün içindeki “Türk Solu” bileşenlerinin bir kısmı silah bırakmaya karşı. Onların bir kısmı örgütten ayrılıp silahlı eylem yapmak isteyebilir. Devletin güvenlik birimleri bu konuda hazırlıklı.

SİLAHLARIN BIRAKILMASI ÖNEMLİ YOKSA KİME VERİLECEĞİNİN ÖNEMİ YOK

Peki her şey yolunda gider ve silahlar toplanırsa ne olacak?

Öncelikle silahların Türkiye’ye mi Irak yönetimine mi teslim edileceği veya imha mı edileceğinin bir önemi yok. Mühim olan elinde silahı olan örgüt elemanının kalmamış olması.

Bu aşamadan sonra Avrupa’dakiler Türk misyonlarına (Büyükelçilik ve konsolosluklar) müracaat edecekler.

Irak sahasındakiler ise orada kurulan irtibat bürolarına.

Toplamda aşağı yukarı 80 bin civarında kişiden söz ediliyor.

60-70 bin kişinin tamamının Avrupa’dan dönmek beklenmiyor. Müracaatı bekleniyor.

Zira Türkiye’ye serbest şekilde gelip gitmek bile onlar için büyük bir kazanım olur.

O zaman şunu söyleyebiliriz, “Zihinsel olarak Türkiye’ye geri dönmek” için yasadan yaralanmak isteyenlerin sayısı oldukça fazla.

 O kişilerin Türkiye’ye serbestçe gelip gitmeleri konusunda yasadan yararlanmaları söz konusu.

Dönüşler başladığında “dönüşüm” başlayacak.

Suriye’deki YPG’de bulunan Türkiye orjinliler Irak’a geçmişti. Onlarla birlikte 7-8 bin kişinin müracatı söz konusu.

Bir de Sincar Bölgesi var. Suriye’deki yapıya lojistik destek sağlayan bölüm. Buranın da geleceğine dair çalışmalar var. Özellikle Ezidiler ile ilgili. Sincar’dakilerin SDG modeli gibi Irak ordusuna katılımı söz konusu.

Mahmur ise başlı başına çalışılacak bir konu. PKK’nın kuluçka yuvası olan kamp, zaman içinde tamamen boşaltılacak.

İşte bu noktada örgütün, kendi kadrolarını ikna etmek gibi bir zorunluluğu olduğu kadar Türkiye kamuoyuna da kendilerini anlatabilmeleri gerekiyor.

Maalesef zihin dünyaları buna yeterince hazır değil.

Irak sahasından gelecek olanlar içinse hem iş, hem toplumsal entegrasyon konusunda bir çalışma var.

DEM’in meseleyi sadece “Kürt” vurgusu üzerinden tartışma çabası yanlış. Bu dili demokratikleşme bağlamında değiştirmesi toplumsal karşılık olarak çok daha yerinde olur.

Ne DEM ne örgüt bu yeni dile hazır görünmüyor.

Bir konunun ıskalanmaması gerekiyor. Toplumun tölerans sınırları zorlanmamalı.

Burada münevverlere, gazetecilere, akademiye büyük görev düşüyor. Belki 5 yıl belki 10 yıl gerekiyor yeni dilin inşası için. Örgütün ve DEM’in değişimine katkı sunmak gerekir. Fakat bu dil inşa edilmezse süreç tam olarak hedefine ulaşmış olmaz.

Mesele, “Kürt meselesi” değil, “Demokratikleşme meselesi”dir. Dilin bu bağlamda inşası toplumsal kabul konusunda son derece önemli görülüyor.

Ne demiştik?

“Türkiye sevgisi imandandır!”

Yorumlar5

  • Misafir 34 dakika önce Şikayet Et
    Evrensel hukuk normlarına ve evrensel medeniyete uygun bir dill geliştirilmeli ve kullanılmalı. Bunu şu ana kadar yapan ve başaran tek kesim DEM Partisi
    Cevapla
  • Destan 1 saat önce Şikayet Et
    Olayı Kürt meselesi ne indirgeyenlerin çoğu Kürt bile değil,bir kısmı Esad’ın akrabaları,bir kısmı Ermeni,bir kusmının ise ne olduğu belli değil.Yani vatan hainleri.
    Cevapla Toplam 9 beğeni
  • Abdullah64 1 saat önce Şikayet Et
    İşin anahtarı son kelimede: imandandir. Zaten bu anarşi de ekseriya imansizliktandir. Doğu'da ve Batı'da gençlere Risale-i Nur okutulması zaruri
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • Artvinli 1 saat önce Şikayet Et
    böyle giderse sosyal medyanın algı ve yalanları toplumsal barışı bozacak ve yeniden çatışma süreci ile türkiyede kaos süreci başlayacak.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • Köylü 47 dakika önce Şikayet Et
    Asla öyle birşey olmayacak
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat