“Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” süreci adım adım ilerlerken, son durum (3)
- GİRİŞ02.09.2026 08:50
- GÜNCELLEME02.09.2026 08:50
Bir önceki yazımızda, “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” sürecinde, silah bırakmanın teyit ve tespitinin ardından başlayacak “dönüşler” ile “dönüşümün” başlayacağını söylemiştik.
Bu dönüşümün ana lokomotifinin geliştirilecek yeni bir dil ve söylem olduğunu da kaydetmiştik.
Dil ve söylemin “Kürt meselesi” değil “Demokratikleşme meselesi” olarak inşasına işaret etmiş…
DEM ve örgütün zihinsel olarak buna hazır olmadığını da kayıtlara geçirmiştik.
SİLAH BIRAKMAYI TAKİP EDECEK KOMİSYON’DA ÖCALAN’A SINIRLI GÖREV VERİLEBİLİR
Bugün sizlere, silah bırakma sürecinde Abdullah Öcalan’ın rolü ve dönüşler sırasında yaşanabilecek olumsuzluklara dair bir bahis açmak istiyoruz.
Yakın tarihlerde yaşadığımız olumsuzluklardan da örnekler vererek konuyu tartışmak istiyoruz.
***
Okuduğumuz, dinlediğimiz ve edindiğimiz bilgilerden yola çıkarak öncelikle şunu söylemek gerek,
“Abdullah Öcalan’ın statüsü” diye başlayan tartışmada DEM’in üst perdeden talepleri karşılık bulmuyor.
Buna mukabil, örgütün “Silah bırakma sürecinde Öcalan’ın rolü var.”
Bunun için de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu yaptığı ilk toplantıda 4 alt komisyon kurulmasına karar verdi.
1- Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu.
2- İzleme ve Tespit Alt Komisyonu.
3- Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu.
4- Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu.
Silahsızlanma alt komisyonu, örgütün silah bırakma sürecini takip edecek. Öcalan’a da bu komisyonda sınırlı bir görev tanımı yapılabilir.
Sürecin gelenlerin topluma kazandırılması ve entegrasyonu bölümünde, tartışmanın “Kürt, Kürtlük, Kürdistanilik” bağlamında değil, “Demokratikleşme” bağlamında tartışılması son derece önemli.
SİLAH BIRAKAN ÜST DÜZEY KADRO İÇİN “DENETİMLİ BÖLGE” MODELİ
Peki silah bırakan üst düzey yönetici kadro ne olacak? Onların Irak’ta “denetimli” bir bölgede tutulması söz konusu olabilir. Sayıları 100’ü bulmayan bu isimler için ayrı bir çalışma takvimi işliyor.
Süreç bu şekilde ilerlerse, bir iki yıl içinde örgütün etkisi tükenir.
Dönecekler, bireysel başvuru yapacak ve küçük gruplar halinde gelecek. Propaganda yapılmasına müsaade edilmeyecek.
SÜRECİ ENFEKTE ETMEK İSTEYENLER İŞ BAŞINDA
Peki, sürecin enfekte olma ihtimali var mı?
Elbette var.
Hatta geçtiğimiz iki hafta içinde bunun denemeleri yapıldı.
Örgüt, daha önce hayatını kaybeden militanlarının ölüm haberini ailelerine yeni verdi. Ailelerin tepkisi üzerine “Taziye çadırları”nda süreci etkileyecek eylem ve söylemler gelişti.
Bunun karşısında risk taşıyan Erzurum Spor – Amed Spor karşılaşması titiz bir çalışma sonucu sorunsuzca geçildi.
Ama, Kocaeli maçında tribündeki “Sarı torba” olayı, “Taziye evi” üzerinden yapılanlara karşı bir tepki olarak karşımıza çıktı.
Tam bu esnada, “İmralı zabıtları” skandalı patladı. Öcalan’a ait olduğu iddia edilen sözler doğrudan örgüte müzahir internet siteleri dahil paylaşıldı.
Bu “operasyon”a Öcalan, “Bana ait değil. Bana kurulmuş bir kompla” diyerek reddetti. DEM İmralı Heyeti yalanlama yayınladı.
Ama maksat hasıl oldu. Birçok çevrede, Öcalan’a aitmiş gibi sunulan sözler “kekremsi” bir atmosfer oluşturdu.
BİRBİRİMİZE GÜVENELİM, BİRLİKTE YENİ BİR DİL İNŞA EDELİM
İşte bu yüzden, yeni bir dil, yeni bir söylem ve oluşacak güven iklimini korumak için titizlenerek yol yürümek gerekiyor.
Şu anda sürece yüzde 70’lere varan destek var. Bu desteğin en azından bu seviyede kalması lazım.
Böylece Türkiye, “İç cephe”de büyük bir tahkimat yapmış olacak. Bölgedeki İsrail ve İran’ın “vekil güç” olarak Türkiye’ye karşı kullanmak istediği yapılar tarih olacak. Emperyalizmin bize giydirdiği deli gömleği yırtılıp atılmış olacak.
Kardeşlik pekişecek, demokrasi gelişecek.
“Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” sayesinde;
Büyük Türkiye idealine ulaşacağız.
Ne demiştik?
“Türkiye sevgisi imandandır!”
Kalın sağlıcakla.
Yorumlar3