Hakimler ve savcılar masum mu?
- GİRİŞ09.01.2014 09:43
- GÜNCELLEME09.01.2014 09:43
Son günlerde bazı çevrelerde birden bire 'yolsuzluk hassasiyeti' depreşti, onunla yatıp onunla kalkıyorlar, İslam'ı da 'yolsuzluğa karşı çıkmanın ve yolsuzları cezalandırmanın farz, örtmenin haram olduğu' noktasında kullanıyorlar (İlahiyat cephesinden kullananlar var). İşte bu yaklaşıma karşı benim de bazı diyeceklerim var:
1. İslam bir bütündür, onu hayatn rehberi edinecek olanlar parçalayamazlar; işine geldiği yerde Müslüman, işine gelmediği yerde laik olunamaz.
2. Evet, İslam'a göre yolsuzluk, kamu hukukuna tecavüz, kul hakkına el uzatmak büyük günahtır; engellemek için -başta din ve ahlak eğitimi olmak üzere- her türlü tedbir alınmalıdır. Ama İslam'ın başka kuralları da vardır: a) Berâet-i zimmet asıldır: Suçu usulüne göre ispat edilmeyen kimse masumdur, suçsuzdur, sicili temizdir, şeref ve haysiyeti dokunulamazdır. b) Kötü zan, iftira, gıybet, itham haramdır. c) Ceza yalnızca suçu işleyene; doğrudan veya dolaylı olarak suçlu olana verilir; suçluyu aşan ve taşan ceza zulümdür. d) Hikmet, 'bilgiyi ve kuralları yerinde kullanmayı, dengeleri gözetmeyi, pire için yorgan yakmamayı, iki kötüden birine mecburiyet varsa az zararlı olanın tercihini, özel menfaatin kamu menfaati için terk edilmesini...' gerektirir. Mesela bir hastayı ameliyat edip vücudundan habis olmayan bir uru çıkarmak istendiğinde bakılır; 'hasta bu ameliyatı kaldırmaz, kalbi durabilir' denirse ameliyat ya terk veya tehir edilir; hikmet bunu gerekli kılar.
3. Ağzını açan 'yargının bağımsız olması'ndan, 'yargıya müdahale edilmemesi'nden söz ediyor. Öyle şeyler söylüyor, öyle tedbirler ve teklifler ileri sürüyorlar ki, insan şöyle düşünmeden edemiyor: Bu ülkede güvenlik güçleri, valiler, diğer bürokratlar, milletvekilleri, bakanlar, başbakan ve cumhurbaşkanı ahlaktan ve adaletten sapabilir, kendi menfaatlerini ülkenin menfaatine tercih edebilirler, yolsuzluk yapabilirler ancak bir sınıf müstesnadır: Savcılar ve hakimler; bunlar gökten yeni inmişlerdir, tamamı masumdur (günahsız ve hatasızdır), ancak bunlara güvenilebilir ve ülke yönetimi (sözde denetim, ama aslında yönetimi) bunlara bırakılmalıdır...
Allah aşkına, böyle bir gerçeklik tarihte ve günümüzde, bizde ve dünyada nerede ve ne zaman görülmüştür, var mı böyle bir şey!?
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Hayrettin Karaman - Yeni Şafak
hkaraman@yenisafak.com.tr
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol