Müslüman'ın kırmızı çizgisi ve mesafesi
- GİRİŞ26.01.2014 10:57
- GÜNCELLEME26.01.2014 10:57
Bir kimse 'Ben bütün inançlara, ideolojilere, hayat tarzlarına ve siyasi taraflara eşit mesafedeyim' derse ya onun kendine mahsus bir 'hakikati ve ahlakı' yoktur; ona göre herkesin ahlakı ve hakikati eşit değerdedir, yahut da politika (takiyye) yapıyor, olduğu gibi görünmüyordur.
Müslüman'a gelelim:
Müslüman, Peygamberi'nin vahiy yoluyla alıp tebliğ ettiği bilgilerin 'hakikat bilgisi', Peygamberi'nin temsil ve telkin ettiği ahlakın da 'en güzel ahlak' olduğuna iman eder. Bu hakikata uymayan bilgiler ve inançlar hak değil, 'batıl'dır. Bu ahlaka ters düşen ahlak anlayış ve yaşayışları da 'güzel ahlak' değildir.
Müslüman bu hakikat ve ahlak anlayışına sahip olduğu için 'herkesin dini ve ahlakı kendinedir' der, ama her din ve ahlaka eşit mesafede olmaz.
Bir kere vahye dayalı dinleri, beşer eliyle bozulmadan önce hak din bilir. Hz. Muhammed (s.a.)'den sonra bir tane hak din vardır ki, o da İslam'dır. İşte bu dinden başka insanların din edindiği her inanç, ister aslı vahye dayalı iken sonradan bozulmuş olsun, ister aslı da vahye dayanmamış, beşer tarafından uydurulmuş bulunsun bâtıldır, hak din değildir, bunlarla Allah'a makbul kul olmak mümkün olmaz. Kur'an diliyle bu dinlere mensup olanlar 'halkın kötüleridir', hak dine iman eden ve inancına uygun yaşayanlar ise 'halkın iyileridir. Ötekilerin ebedi alemde yerleri cehennem, berikilerin yerleri ise cennettir (Beyyine, 98/6-7). Bu paragrafta anlattığım inanca sahip olmayan Müslüman olmaz ve Kur'an'a uymuş bulunmaz.
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Prof. Dr. Hayrettin Karaman - Türkiye
hkaraman@yenisafak.com.tr
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol