2025 böyle geçti
- GİRİŞ07.01.2026 08:51
- GÜNCELLEME07.01.2026 08:51
2025 yılı bir tarafta Türkiye’de Terörsüz Türkiye’nin oluşumu için önemli adımların atıldığı bir yıl oldu.
Diğer taraftan bakıldığında da terörsüz Türkiye süreci SDG engeliyle karşı karşıya kaldı.
Türkiye irade ortaya koyduktan sonra bu engeli rahatlıkla aşabilir.
Ancak birtakım uluslararası dengeler Türkiye’nin rahat hareket etmesinin önünde engel olarak duruyor. Bu engeller yine de aşılabilecek durumda.
2025’e bir otel yangınında diri diri yanarak ya da boğularak hayatını kaybeden insanlarımızın acısıyla girmiştik.
Bu tür kazalar son olur inşallah dedik ancak maalesef son olmuyor. İhmalkârlık, dikkatsizlik her yerde kol geziyor.
Umarım bu tür kazalar alınmayan tedbirlerin etkisiyle azalır. Devletin kurumları da yeterli ve düzenli kontrolleri yapar. Bir hiç uğruna canlarımızı kaybetmeyiz.
Siyasal konulara gelince de AK Parti, Suriye devriminden sonra hep birinci parti olarak yerini korudu.
Optimar Araştırma’nın yaptığı Türkiye’nin Nabzı araştırmalarına göre AK Parti %33 ile %35 arasında bir oy oranında görülüyor.
CHP ise %29 ile %31 arasında bir oy oranına sahip.
CHP içerisindeki tartışmalar, 38. Kurultay ile ilgili süren polemikler, ayrıca CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçenler CHP’nin birinci parti olma durumunu iyice hayal noktasına getirmiş oldu.
MHP’ye gelince de zaman zaman üzerinde tartışmalar olsa da MHP Lideri Bahçeli’nin gerek terörsüz Türkiye noktasındaki çıkışı gerekse ulusal meselelerdeki duruşu ve gerekli yerlerde Erdoğan’a verdiği destekle hep %8 ile %10 arasında bir yerde tutunduğunu görüyoruz.
İYİ Parti, Meral Akşener sonrasında Üçok tartışmaları ve istifalarla geçmişte içinden ayrıldıkları MHP’nin yaşadığı duruma düştü. Ancak bu saatte Dervişoğlu’nun terörsüz Türkiye noktasındaki, zaman zaman benim de çok sert bulduğum karşı duruşları, partiyi tekrar %7 ile %8 bandına taşımış oldu.
DEM Parti seçim öncesi ve sonrasında %6–7’lere düşmüştü. Ancak terörsüz Türkiye çıkışının en çok DEM Parti’ye yaradığını söyleyebiliriz. DEM Parti’nin oyları tekrar %10–11 civarına çıkmış oldu. Aralığı söyleyecek olursak %9 ile %11 arasında diyebiliriz.
Saadet, Gelecek ve DEVA Partileri ayrı grup kurarak tutunmaya çalışsalar da tamamının toplamı %1 bile etmiyor artık.
YRP ve ZP ise bir ara yükselmiş olan oylarını kaybettiler. Her ikisi de şu an %2’ler civarında bir yerde.
Bunlar dışında sanırım bir de Büyük Birlik Partisi’nden bahsetmek gerekir. Saadet, DEVA ve Gelecek Partisi’nin tamamı %1 etmezken Büyük Birlik Partisi de %1–1,3 gibi bir oy oranını istikrarlı bir şekilde sürdürüyor. %2’nin üzerine çıkabilirler mi, onu da zaman gösterecek.
Tabii Türkiye’de en çok konuşulan konulardan biri de ünlülere yapılan uyuşturucu merkezli operasyonlardı. Bunlar oldukça ses getirdi ve ciddi şekilde gündemi işgal etti.
Ancak sormadan geçemediğimiz nokta şu: Bunları sıkça konuşmak uyuşturucuyu normalleştirmek anlamına gelmez mi? Tamam, bunlar yakalanıyor da hani bunların baronları? Onlara ne yapılıyor? Neden daha ciddi hamleler yapılmıyor? Elbette devletimize güveniyoruz, uyuşturucuyla mücadele ediliyor ancak suyu başından kurutmak hepsinden önemlidir.
Sporda bahis ve şike meselesi tekrar gündeme geldi. Burada da gördük ki artık hakemler bile bu rezil çukurun içine düşmüşler. Umarım bu konuda da gerekli adımlar atılır ve spor bu bataktan kurtulur.
Yılın sonunda DEAŞ’ı kuranlar, SDG’ye tekrar ihtiyaç varmış gibi göstermek için düğmeye bastılar. DEAŞ harekete geçti. Devletimiz her türlü terörle olduğu gibi DEAŞ’la da etkin mücadele ediyor.
Ancak unutulmaması gereken bir husus var ki DEAŞ’la ciddi anlamda mücadele eden tek ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmuştur, hâlâ da öyledir. Edward Snowden’ın DEAŞ’ın CIA ve Mossad tarafından kurulduğuna dair raporunu bu noktada hatırlatmak isterim.
Tüm bunlar olurken Gazze’de bir anlaşma olmasına rağmen Netanyahu yönetimindeki İsrail soykırıma hâlâ devam ediyor.
Yetmiyor, Lübnan’a saldırıyor.
Yetmiyor, Suriye’ye saldırıyor.
Somali’ye, Yemen’e saldırıyor.
Ukrayna-Rusya Savaşı’nın ise bitmeye yakın bir noktada olsa da bitmediğini görüyoruz.
Trump, Venezuela’nın nadir elementlerine gözünü dikmişti. Şimdi Maduro ve eşini kaçırarak Venezuela ile ilgili emperyalist tutumunu farklı bir noktaya taşıdı.
Bu durum uluslararası hukukun bir kez daha güçlünün hukuku olduğunu gözler önüne serdi.
Barış getireceğim diyen Trump şimdi de Kolombiya’yı, Grönland’ı, Kanada’yı tabir caiz ise dünyanın tüm kaynaklarını istiyor.
Bu gidişle 3. Dünya Savaşı Trump eliyle çıkmış olacak. Barış diyen emperyalist ülke ABD’nin başkanı Trump’ın savaşı başlattığını göreceğiz.
Tüm bu gerilimler sürerken Çin, Tayvan’la her geçen gün artan dozda gerilim yaşıyor.
ABD, Çin’e karşı önce Hindistan’ı kullanmak istedi. Ancak Hindistan’a da gümrük duvarlarını artırması bu tezin doğru olmadığını gösterdi.
Şimdi de Japonya’nın yeni başbakanı ile Çin’le gerilimler arttı.
Sonuç olarak; 2025 oldukça hareketli geçti. 2026’da Venezuela’nın Başkanı ve eşini bir haydut gibi kaçırmaları gerilimin daha da artacağını gösteriyor.
Bu noktada Türkiye’nin savunma sanayiinde yerlilik oranının %20’den %80’lere çıkarılması oldukça vizyoner bir politikanın göstergesidir.
Bu vizyoner politikanın da mimarı Sayın Cumhurbaşkanı’dır.
Cenab-ı Allah’tan sağlıklı uzun ömürler diliyoruz kendilerine.
Diriliş Postası
Yorumlar1