Yıllardır devletin sırtından inmeyen gazete
- GİRİŞ03.11.2016 09:39
- GÜNCELLEME03.11.2016 09:39
Hemen ilk örneği verelim.
Birikim Dergisi’nin 115. sayısında (Kasım 1988) “Devletin Cumhuriyetinden Fragmanlar” adlı bir öyküde, Yunus Nadi ile ilgili şöyle bir anlatı vardır:
“Cumhuriyetimizin ilk yılları, Yunus Nadi Bey matbaa sahibi olur. Sorarlar Yunus Nadi’ye ‘O matbaayı nasıl aldın’ diye. Soruya devrin Maliye vekili cevap verir:
‘Matbaa kaçan bir Ermeni’nindir, malına el konulmuştur, nasıl işletileceğine dair kanun yoktur’.
Yunus Nadi çıkarmıştır gazetesini o matbaada, Cumhuriyet koymuştur adını inadına.”
Türkiye’de yayınlanan ve her türden teröre kucak açan ilk ve son gazetedir Cumhuriyet.
Kucaklarına aldıkları terör örgütlerinin sayısını kendileri de bilmiyorlardır.
Savaşta, barışta, darbede, muhtırada, yoklukta, varlıkta, terörde, velhasıl memleketin her halinde, devletten gelen gelirleri asla kesintiye uğramayan ve zayıflamayan yine tek gazetedir.
Gazetenin devletin sırlarını satmakta ve dağıtmakta mahir olduğu ilk çıktığı günden itibaren ortadadır.
Hatta MİT TIR’ları hadisesi şimdiye kadar yaptıklarının yanında devede kulak kalır.
Devletin ve milletin yıllarca sineye çektiği bir başka önemli ihanetleri de halkın dini ve milli değerlerine karşı yaptıkları küfürlü ve nifaklı haber ve yazılardır.
Ayrıca özlerinde devlete, sağ görüşlü hükümetlere ve millete karşı içlerindeki kin ve öfkeleri kusmak isteyenler, yıllarca bu gazete üzerinden seslenmişlerdir.
Evet, şu husus açıklamaya muhtaçtır.
Milletimizin çok büyük ekseriyeti tarafından ilgi ve itibar görmeyen bu gazete, yıllardır devletin sırtından inmeden nasıl böylesine beslenebilmektedir?
Bizim gazete, devlet ve milletin sesi olarak elbet muhafazakâr bir çizgidedir ve bu gazete ile fikri olarak, ideolojik olarak kalın ve keskin çizgilerle ayrılır.
Belki birçok kişi inanmayabilir ama ilginç bir örnek daha vereyim.
Devlet ilanları hususunda, Cumhuriyet bugüne kadar ve halen Akit’ten daha çok ilan almaktadır. Üstelik bizim gazete daha çok satmasına rağmen. Geçelim.
Malum mevkuteye yapılan operasyonunun hukuksuz olması mümkün değildir. Devletin savcılarının elbet ellerinde bilgi ve belgeler vardır.
Siyasilerle birlikte çeşitli kesimlerin bu kadar paniklemesi, Cumhuriyet’i korumak değil, operasyonun kendilerine uzanma endişesidir.
Suç sahibini panikletir, panik hali de insana akıl almaz işlerle, muhakemesiz savunmalar yaptırtır, insaf ve iz’an dışı eylemlere sevk eder.
Onlardan birisi ve herkesi güldüren halleri de “imdat” istercesine gazete okumaktan bihaber başörtülü ihtiyar teyzelere muhtaç hale gelmiş olmalarıdır. Vah ki vah!...
Yıllarca başörtüsü düşmanlığı yapıp da şimdi birden başörtüsüne sarılarak, bütün dünya komedyenlerine pes dedirten böylesi bir basitliğe soyunmaları, düştükleri halin fotoğrafıdır.
Yazıyı bir Denizli atasözüyle bitirelim. “Oyulmadık kabaktan oyun çıkartıyorlar”.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol