Bu nasıl diktatörlük

  • GİRİŞ25.01.2019 13:22
  • GÜNCELLEME25.01.2019 13:22

Diktatörlük denilince akla sol zihniyetin tüm çirkinlikleri gelir. Sol ve bütün üremeleri ve ürünleri diktatörlükten beslenmektedir.

Çünkü sol zihniyetin diktatörlüğünün önündeki büyük engellerin başında, insan unsuru ve insan hakları gelir. En canlı örneği de asırlarca komünist ülkelerde yaşanmıştır.

Ülkemizde de bu zihniyeti, halkın sırtından ve devletin kasasından zengin olmuş, halka daima sırtını dönmüş, her türlü hak ve hukuku sadece kendileri için geçerli saymış CHP ve bunlardan türeyenler temsil etmektedir.

Mesela CHP halkın kurduğu ve halka dayanan siyasi bir kuruluş değildir. Dikta zihniyetiyle kurulmuş ve idarede olduğu yıllarda da dikta zihniyetiyle devletin ve milletin canına okumuşlardır.

Şimdi bu cephe ve yamakları kime diktatör diyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan’a değil mi? Peki sizinle Cumhurbaşkanının bir devlet başkanı ve bir Müslüman olarak yaşadığı anlardan birini paylaşayım. Eğer utanmaları varsa diktatör diyenler belki utanırlar.

¥

Geçtiğimiz Ramazan ayı içerisinde Cumhurbaşkanımız Erdoğan, STK’ların iftarına katılmak üzere İstanbul Yenikapı’daki iftara gelir.

Herkesin bildiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan sürekli çalışma halindedir. İftar saatine kadar da alanda kendisine tahsis edilen bölümde çalışmasını sürdürür.

İftara beş dakika kala görüşmesini sonlandıracaktır ama daha işi bitmemiştir ve bekleyenler vardır. Bu arada yanında bazı misafirler de bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Sultanahmet Camii emekli imamı Emrullah Hatipoğlu’dur.

Bürokratlarla ilgili raporlar üzerine konuşulur ve ezan da okunmaya başlar. Çalışmayı bırakırlar, şimdiki Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da oradadır ve misafirlere su-hurma ikram eder.

Haliyle iftar için sofraların kurulduğu sahaya geçilecektir fakat Cumhurbaşkanı “namaz gecikmesin” diye ayağa kalkar ve kaamet getirmeye başlar.

Ne kadar mükemmel değil mi? Cumhurbaşkanı müezzinlik yaptığı için imamete de Emrullah Hatipoğlu geçer.

Namazın hitamında Cumhurbaşkanı normal müezzinliğini sürdürür, tespih çekilir, dualar edilir ve sofraya varılır.

Allah aşkına bu nasıl bir diktatörlüktür? Dili insan dili, yüreği insan yüreği, ruhu insan ruhu, bedeni insan bedeni olan normal hangi insan diktatör diyebilir?

¥

Peki, Müslüman bir Cumhurbaşkanın imamete geçmesi, müezzinlik yapması, namaz eda ettiği camilerde aşr-ı şerif okuması, başsağlığına gittiği evlerde Kur’an-ı Kerim okuması normal değil midir?

Burası Müslüman bir ülke! Halkımızın büyük çoğunluğu Müslüman! Cumhurbaşkanının da Müslüman bir fert olarak, Müslüman gibi yaşaması ve düşünmesi gayet insani değil midir?

¥

Ezcümle:

Diktatör nasıl olur bilirsiniz. Müslüman bir ülkede, halkının büyük ekseriyeti Müslüman olan bir toplumda camileri kapatmak, satmak, kiraya vermek, dini ibadetlerin her türlüsünü yasaklamak diktatörlüğün dik alasıdır ve bunlar yaşanmıştır.

Tarihi vakıalar ortadadır. Kütüphaneler, gazeteler, arşivler, hatta TBMM’nin arşivleri, malum zihniyet ve onların bastonlarının diktatörlükleriyle doludur.

Yeniakit

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat