Mazlum bir âlimin idamı

  • GİRİŞ04.02.2022 11:33
  • GÜNCELLEME04.02.2022 11:33

Zalimler, mazlumlara zulmettiklerini sanırlar. Oysa ne büyük bir aldanma, aldatılma, çaresizlik ve zavallılıklarının göstergesidir.

Bundan tam 96 yıl önce, 4 Şubat 1926 tarihinde bir İslam âlimi idam edildi. Üstelik öyle bir İslam âlimi ki; vatanına, milletine, dinine sadakatte kimsenin yanından bile geçemeyeceği bir âlim.

Kimdir? İskilipli Atıf Hoca’dır!

İskilipli Atıf Hoca Müslüman milletimiz nezdinde büyük bir mazlumdur ve suçu sabit olmadığı halde bugünkü CHP zihniyeti tarafından idam edilmiştir.

Bu kanaatin aksi ispat edilememiştir. Kıyamete kadar da edilmesi mümkün değildir. Çünkü tarih, tüm açıklığıyla milletimizin gözü önündedir.

İskilipli Atıf Hoca, 96 yıldır rahmetle anılırken, onu idam edenler nasıl anılmaktadır? Bu sorunun cevabı malumdur.

İskilipli Atıf Hoca’nın hayatını arşiv belgelerine göre yazan isimlerden birisi Sadık Albayrak’tır. Sadık Albayrak’ın kaleminden özetle paylaşalım.

“İskilip’in Tophane (Toyhane) köyünde doğmuştur. Babası, Akkoyunlu aşireti beylerinden ve İmamoğulları’ndan Mehmed Ali Ağa, annesi Mekke’den göç etmiş Benî Hattâb aşireti şeyhlerinden, Kartaldağ yaylasında medfun Arap Dede adıyla şöhret bulmuş şeyhin torunu Nazlı Hanım’dır.

1902’de medrese tahsilini bitirmiş ve aynı yıl açılan ruûs imtihanına girerek “İstanbul müderrisliğini” kazanmış, ertesi yıl Fatih Camii’nde ders vermeye başlamıştır.

Bu arada İstanbul Dârülfünun İlâhiyat Fakültesi’nden 1905’te mezun olarak Kabataş Lisesi Arapça öğretmenliğine tayin edilmiştir.

31 Mart Vakıasında bir hafta tutuklu kalan Mehmed Atıf Efendi, Mahmud Şevket Paşa’nın öldürülmesi (1913) olayında dahli olduğu gerekçesiyle Sinop’a sürülmüş, Çorum, Boğazlıyan ve Sungurlu’da yaklaşık bir buçuk yıl kadar sürgün hayatı yaşadıktan sonra her iki olayda da suçlu olmadığı anlaşılmıştır.

19 Şubat Kasım 1919’da Mustafa Sabri Efendi’nin başkanlığında kurulan “Müderrisîn Cemiyeti Başkanı” sıfatıyla 24 Kasım 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini protesto eden bir beyanname yayınlamıştır.

İstiklâl Savaşı’nda işgal güçlerine karşı mücadele vermekle birlikte ayrıca yeni bir tehlike olan Bolşevizm’e karşı beyannameler yayınlamıştır.

1924’te yazıp Maarif Vekâletinin ruhsatı ile basılan “Frenk Mukallidliğive Şapka” risâlesi yüzünden şapka kanununa muhalefetten, 7 Aralık 1925’te tutuklanarak Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından Giresun’a sevk edilmiştir.

Söz konusu eserini, ilgili kanunun çıkmasından yaklaşık bir buçuk yıl önce yazmış olması ve suçunun sabit görülmemesi üzerine beraat ettiyse de serbest bırakılmayarak önce İstanbul’a, akabinde Ankara’ya gönderilmiştir.

1926 yılı başlarından itibaren Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından tutuklu olarak yargılanmış, Savcı Necip Ali’nin (Küçüka) iddia makamı olarak istediği üç yıllık kürek cezasına karşılık mahkeme heyetince idama mahkûm edilmiştir.

4 Şubat 1926’da Ankara’da eski meclis binası yakınlarındaki Karaoğlan Çarşısı’nda Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi ile beraber idam edilmiştir.

Ruhları için el-Fatiha.

YENİAKİT

Yorumlar1

  • Burhan 3 yıl önce Şikayet Et
    Allah rahmet eylesin. O kararı verenlerin verdirenlerin ve hâlâ aynı fikirde olanların Allah belalarını versin. Soyları kurusun.
    Cevapla Toplam 5 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat