Milletleri toprağa ancak vatan sevgisi bağlar

  • GİRİŞ15.07.2022 08:04
  • GÜNCELLEME15.07.2022 08:04

“Allah’a kul olduk kaalûbelâ’da, bu yolda verilmiş ikrarımız var!

Üç günlük ömür için fani dünyada kula kul olmamak kararımız var!” H. Nail Kubalı.

Diğer inançları bilmem ama bizim dinimizde vatan sevgisi imandandır. Vatana ihanet, imana ihanet bilinir.

Dolayısıyla darbelerden ve bunların devamı olan vatana hainliğin her türlüsü, aynı zamanda milletimizin imanına düşmanlıktır.

27 Mayıs 1960’tan 15 Temmuz 2016 yılına kadar yapılan darbelerin, kalkışmaların, örtülü-örtüsüz, örgütlü-örgütsüz, yerli yabancı her türlü terörün, kargaşanın, insan fıtratıyla, insan hak ve hürriyetleriyle bağdaşması mümkün değildir.

Üzerinde yaşadığımız coğrafyamızın vatan oluşunu, hangi devrelerden ve şartlardan geçildiğini bilmeyenler için herhangi bir kara ve deniz parçasının önemi yoktur.

Darbecilerin ve destekçileri siyasilerle ekonomik çevrelerin reddettikleri gerçek şudur:

Milletimiz “Kelime-i Tevhid” toplumudur. En geniş ve en dar yüzölçümleriyle yaşadığımız coğrafyalar, Kelime-i Tevhid’in yayılması ve anlaşılması için vatan edilmiştir.

İşte darbecilerin esas düşmanlıkları bu inanca ve sahip çıkılmasınadır.

Yüzyıllardır bağımsızlığımıza kasteden yerli ve yabancı mihraklar, üzerinde yaşadığımız coğrafyanın nasıl vatan edildiğini, nasıl devletler kurulduğunu, nasıl birlik ve beraberliğimizin sağlandığını bildikleri için var güçleriyle düşmanlık etmektedirler.

Anadolu üzerine önemli araştırmaları olan ilim adamlarımızdan Prof. Dr. Remzi Oğuz Arık, vatan hususunda şunları söyler:

“… Vatan, alelade bir toprak parçası değildir. Hakiki kimliğini üstünde yaşadığı insanlardan, onların eserlerinden alır… Hürriyetsiz vatan insana zindan olur.

Vatan, insanların bu topraklar üzerinde verdiği mücadelenin hikâyesi olan tarihten ayrı düşünülemez. Müşterek tarih toplumları millet yapar…

Yaşanılan acı tatlı hatıralar, bir potadan eriyip dökülerek coğrafyayı vatan yapar. Toprak çiğnene çiğnene vatan olur. Milliyet fikrinin doğuşu bir vatanla başlar.

Coğrafyamız her yandan o kadar çok düşmanla rakiple sarılmıştı ki felaketler arasında durmadan bilendik.

Bir toprağın coğrafyadan vatana yükselişi, kaç milyon faciaya, acıya, hatıraya mal olmuştur.

Çocuğun doğarken kaç kere anasını öldürüp, dirilttiği gibi, coğrafya da vatan olurken üstündeki milleti öldürüp, öldürüp diriltir. İşte vatan budur…

Evet, nasıl her ferdin bir kaderi-yazgısı varsa (inananlar için söylüyorum tabi) bu kaderlerin bütünü, toplumun kaderiyle örtüşerek vatan olur, devlet olur.

Bu sebeple kaderimizin ayrılmaz parçası olarak vatan edindiğimiz topraklarımızı içten ve dıştan gelecek her türlü saldırıya karşı savunmak, korumak, inancımızın bir gereğidir.

Bu hakikatin anlaşılması için Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Anamur’a kadar ülkemizin köylerinde-beldelerinde-ilçelerinde-vilayetlerinde vatan için şehit olmuş nice kahramanlarımız topraklarımızın tapusudur. Ruhları şad olsun.

Ezcümle:

Kutlu vatanımız, aziz milletimizin asli ve vazgeçilmez değerleri üzerine kurulmuştur. Bu hakikate düşman olanlar şimdiye kadar kaybetmişlerdir, bundan sonra kaybedeceklerdir.

YENİ AKİT

Yorumlar1

  • Vurucu 3 yıl önce Şikayet Et
    Kaleminize sağlık...
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat