Kesekli Tarla Gibi Muhalefet
- GİRİŞ20.07.2022 08:09
- GÜNCELLEME20.07.2022 08:09
Anadolu’da Sonbahar veya İlkbahar aylarını görenler, köylerde nadasa bırakılmış, terk edilmiş tarlalar görürler.
Eğer tırpan çekilmemişse, birbirleriyle asla uyumlu olmayan irili ufaklı katılaşmış toprak yığınları görürler.
Bir de özellikle sosyetede görülen menfaat ve miras odaklı olarak çocuklarını varlıklı ailelerin oğulları veya kızlarıyla evlendirenler için “Her tarladan bir kesek alırlar” denilir.
Dolayısıyla bu tür evliliklerin akıbeti aile olmak için değil, mal-şöhret-şan temini ve kolay zenginleşme yolu gibi görülür ve evlilikler boşanma veya farklı şekillerde biter.
Yazının mevzu bu kısım olmadığından geçelim.
Kesekli tarla, bir şey ekilip biçilmediği ve ekime hazırlanmadığı için uyumsuzluk içerisindedir. Muhalefet bu bakımdan “kesekli tarlaya” benzemektedir.
Siyasi ve ideolojik olarak birbirlerine uyum sağlayabilecekleri tek bir ortak yanları yok çünkü. Bir kere ideolojik birlikten yoksunlar.
Dünya ve Türkiye siyasi tarihinde böylesine acayip ve garaip bir ittifaka rastlamak mümkün değildir. Üzerinde düşünmek bile düşünceye karşı abes sayılır.
Neyse ortak yönlerini bulmaya çalışmak, siyaset mesleğine karşı haksızlık olur. Siyaset; küfür, ihanet, kin, öfke, yalan, iftira mesleği değildir.
Muhalefetin görevi; iktidardaki iradeye küfretme, tehdit etme, terörle veya Batılı ülkelerin desteğiyle mücadele değildir. Mafya örgütü hiç değildir.
Daha da vahimi böyle bir ittifak; millet ve devlet olma tarihimize, kültürümüze, medeniyetimize karşı da dalga geçmektir.
Eğer bir takım kimselerde, milletimize-devletimize dair aidiyet duygusu mevcut değilse, aynı lisanı konuşmaları veya diğer paylaştıkları hususlar, milletin teşekkülünde önemli rol oynamazlar.
•
Ülkemiz, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın devlet direksiyonuna geçtiği günden bu yana şahsiyetli bir devlet ve millet olma şerefini yakalamıştır.
Cumhur ittifakının en önemli özelliği de; devlet-millet aidiyet duygusunun çok yüksek seviyede vazgeçilmez şekilde devam etmesidir.
Bu duygu; insanın soyunu, tarihini, kültürünü, din, ahlak ve töresini sahiplenmesi, ihya etmesi, millet devlet bütünlüğünün sağlanması demektir.
İnkâr etmemek, reddetmemek, kötülememek kaydıyla, aynı ataların neslinden gelmek, aynı toprakları vatan edinmek, aynı dili konuşmak, aynı inancı paylaşmak, aynı değerlere sahip olmak, aidiyet duygusunun şuurlu halidir.
Millet olarak soyumuzun, dilimizin, dinimizin, değer verdiğimiz her şeyin kaynağı köklerimizdedir. Köklerini inkâr edenlerle, varılabilecek bir menzil yoktur.
Millet olarak nereden ve hangi maceralarla geldiğimizi, hangi fedakârlıkların, dramların, kahramanlıkların neticesinde olduğunu ancak tarihimizden, köklerimizden anlayabiliriz.
•
Ezcümle:
Bunu idrak için tarih şuuru olmazsa olmazdır. Tarih şuuru olmayanlar, millet olma özelliklerini taşıyamaz ve o millet içerisinde huzurla yaşamak yerine maraz çıkarırlar.
Milli tarih şuuru, insanları belli bir benliğe mensup kimseler haline getirir. Bu da müşterek tarihe sahip çıkarak, kuvvetli bir gelecek oluşturma fikrini sürekli yaşanır kılar.
YENİ AKİT
Yorumlar2