Siyaset Dilinde Edep ve Hayâ

  • GİRİŞ09.08.2022 11:02
  • GÜNCELLEME09.08.2022 11:02

Siyasetçi demek; toplumun önünde yürüyen, içinde yaşadığı halkın dini-milli değer yargılarına sahip çıkan ve topluma güven veren insan demektir.

Bizim milletimizin büyük ekseriyeti, dini-milli değerleri çerçevesinde oluşan; örf, adet ve geleneklerinin takipçisidir ve aile müessesesiyle birlikte, atalarından aldığı terbiyenin gereği ömürlerinin bütününde bunlara dikkat eder.

Edep ve hayâ kavramı, tüm bu kıymetlerin tabandan tavana kadar her safhasını kaplar. Siyasi tarihimizde belli partiler ve bu partilerde kümelenen kişiler, milletimizin değerlerine düşman olmayı kendilerine şiar edinmiş ideolojik örgütler olarak hareket etmektedir.

Siyaset dilinde edep ve hayâ yoksunluğu, fikir ve düşünce yoksulluğunun ispatıdır. Fikir ve düşünce eksikliğinin sebebi ise bilmemek, anlamamak, duymamak, öğrenmemek değil, bilerek ve isteyerek inkâr ve şirkte ısrar etmektir.

Şirk içerisinde olmak, inkârcı olmak, reddetmek de kişilerin atalarından aldıkları eylemlerinin gereği tercihlerine kalmış bir durumdur.

Yalnız bu şirk hali, İslam ile şereflenmiş bir millete karşı; siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetler adı altında düşmanlık beslemek, memlekette kargaşa ve kaos çıkarmaktan başka işe yaramaz.

Bugün malum siyasi ittifak; siyaset kamuflajı altında dışarıdan ve içeriden belli mihraklarca yönetilerek, millete ve devlete karşı zulüm ettiklerini göremeyecek kadar gözlerini karartmış vaziyettedirler.

Bunların şerrinden korunmak ehli iman her insanın boynuna borçtur.

Siyasette veya başka mecralarda kin ve öfke aklın düşmanıdır. Kin ve öfkenin olduğu yerde; akıl, mantık, düşünce ve fikir aranmaz. Bu hal Cehennemi bir durumdur.

Akıl, fikir, düşünce, duygu ve bunlara bağlı olarak dilin ve beden dilinin kullanımı; kişinin kimliğini, neye inanıp inanmadığını, nasıl bir ortamda yetiştiğini gösteren belgesidir.

Halkın dini ve milli değer yargılarına karşı husumetle yetişmiş bir kimse, elbette kendisi gibi düşünenlerle birlikte olacaktır ve bir açıdan normal de sayılmalıdır.

Yalnız söz konusu siyaset ise siyasetçi ise ve ülke yönetimine talipse, toplumun dini-milli değer yargılarına saygılı olmak mecburiyetindedirler.

Terör örgütleriyle kol kola gezerek, onlara özgürlük isteyerek, bu ülkenin yönetimine talip olan siyasi bir zihniyete, milletin vize vereceğini düşünmek, aklın devre dışı bırakılması anlamına gelir. Bu hal, toplumu hiçe saymaktır.

Geçmişte bu vaziyetin çok örnekleri görülmüştür. Halkımızın değer yargılarına savaş açmış siyasilerle uzun yıllar millet iradesini hiçe saymış vesayet rejimlerinin devri bitmiştir.

Ezcümle:

Yakın siyasi tarihi kısaca hatırlayalım.

İrtica diye bir şey uydurulmuş ve kendi uydurdukları inançlarının bin yıl süreceğini iddia etmişler ve bugünkü muhalefetin baş örgütü de destek vermişti. Şimdi neredeler?

Müslüman halkımızın pusulası Kur’an merkezlidir. Bu pusulayı bozmak isteyenler, tarih boyunca başarılı olamadılar, bundan sonra da olamayacaklardır.

YENİAKİT

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat