İttihatçılara Özenen Muhalefet

  • GİRİŞ01.09.2022 08:22
  • GÜNCELLEME01.09.2022 08:22

Siyaset ilmi, insanları dürüstlükle, çalışkanlıkla, saygı ve muhabbetle kucaklama, sahiplenme ve hitap etme sanatıdır.

Muhalefetin yaptığı gibi iktidarın millet ve devlet hesabına gerçekleştirdiği bütün icraatlarını yok sayarak; yalana-iftiraya-bühtana-ihanete ve gayri insani ne kadar hal- hareket-tavır ve söz var ise bunlarla muhalefet etmek siyaset değildir.

Muhalefetin düştüğü vaziyet, siyaset ve siyasetçi açısından gerçekten çok vahimdir!

Söyleyecek sözü olmayanların dillerinde; inkâr-küfür-iftira ve yalan bulunur. Bunlarla çok ses getireceklerini düşünerek, muhalefet ettikleri zehabına kapılmaktadırlar.

Siyasi tarihimiz içerisinde benzeri muhalefeti, İttihatçılar ve devamı olan CHP’liler sergilemişlerdi.

Mesela İttihatçıların Cennet Mekân II. Abdülhamid Han’a atmadıkları iftiralar kalmamıştı.

CHP’liler de 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası, dünyada hiç kimsenin inanmayacağı büyük iftiralar atarak ve attırarak, toplumu ikna ettiklerini sanmışlardı.

27 Mayıs’ın ertesinde darbecilere tapınan gazeteler şöyle manşetler atmışlar:

- “Cesetler kıyma makinelerinde çekilip toz haline getirilmiş”. 12 Temmuz 1960, Akşam.

Bu yalanı, iftirayı ortaya attıran siyasi zihniyet memleket idaresine talipti. Asla vuku bulmamış bir olayı, yüzlerce öğrencinin Beyazıt meydanında ezildiğini ve kıyma yapıldığını haber yaptırmak ve bir de bunu mahkemeye taşımak nasıl bir iz’andır acaba? 

Yerkürede ihanet ve iftiralarla iktidara gelmiş ve uzun soluklu kalmış tek bir hükümet yoktur. Darbeler ve darbelerle hükümet olanların akıbetleri ise milletimizce malumdur.

Muhalefetin İttihatçılara özenmesi ve onların yolunu izlemesi bir çaresizlik ve çıkmazda olduklarının göstergesidir. Millete söyleyecekleri sözlerinin olmamasıdır.

Refik Halit Karay, İttihatçılar tarafından kuru bir iftiranın sonunda sürgünden sürgüne gönderilir. Karay, “Bir Ömür Boyunca” isimli kitabında İttihatçıları şöyle anlatır:

“Peki, neden sürgünlere düşmüştüm?

Birincisinde sırf yazılarımdan, “Kirpinin Dedikleri’nden” dolayı, hem de hiçbir partiye girmediğim, aktif politika yapmadığım halde İttihat ve Terakki komitesinin zulmüne uğramıştım.

Bu parti yurtta ‘İttihat’ sağlamak şöyle dursun, bütün İmparatorluk ahalisini birbiriyle kanlı bıçaklı etmiş, ‘Terakki’ yerine taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmadıktan başka, memleketi dünya haritasından silinmiş hale sokarak tarihimizin en büyük felaketine uğratmıştı.

Zaten ikinci sürgünlüğümün sebebi de asıl o parti değil midir?

Anadolu Kurtuluş Hareketinin esas ve gaye bakımlarından taraftar olmakla beraber, komitecilerinden birçoğunun o harekete katılmasına bakarak tekrar hortlayacakları ve günün birinde yeni hükümeti de ele geçirerek, yine vatanı parçalatmaları ihtimalinden korkmuş, eski kinimi bir türlü yenememiş, o tesir altında atıp tutmuştum. Meğer haksız değilmişim!”

Ezcümle:

İttihatçılara ve destek aldıkları basına Batılılar kucak açmış ve beslemişlerdi. Bugünkü muhalefette çok farklı değil.

Bugün de içeriden ve dışarıdan fonlanan medya kuruluşları yok mu? Aklını ve vicdanını terazi yapan herkes gerçekleri görebilir.

YENİ AKİT

Yorumlar1

  • Ahmet 3 yıl önce Şikayet Et
    Kaleminize sağlık....
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat