Hafıza Kirliliği Kişinin Kendisine İhanetidir

  • GİRİŞ12.10.2022 08:42
  • GÜNCELLEME12.10.2022 08:42

Bir kimse bilerek ve isteyerek kendisine ihanet edebilir mi?

Akli melekelerini; hırs-tamah-bencillik-öfke-haram ve helal demeden kazanma, tüketme, yeme içme girdabında yaşamıyorsa hainlik etmez.

Şimdi denilebilir ki; “Toplumumuzda böyle kimselerin ve kendi kendisine ihanet edenlerin haddi hesabı yok”.

Böyle söylense de kimse kabul etmeyeceği için sözünüz havada kalabilir. Hatta bir de suçlanırsınız. “Ben ne yaptığımı gayet iyi biliyorum” diye çıkışabilirler.

Oysa hepimizin her şey için bir gerekçe üreten eşsiz bir mantık becerimiz vardır. Zihinsel, bedensel ve duygusal olarak hepimiz, kendimizin sağlıklı olduğunu iddia ederiz.

İyi güzel de sosyal medya başta olmak üzere, iletişim araçlarının bütününde ve televizyonlarda, niye sürekli insanlık dışı tartışmalarla, hadiselerle, bir ton gayri insani kirliliklerle yaşıyoruz?

Çünkü hafızamız kirli, kirletiyoruz, kirlettiriyoruz. Bu hakikate bir inanabilsek ve kendimizi kantara çekip; kilomuza, gramımıza, ardımıza, önümüze bakıp, halimize bir çeki düzen verebilsek, yüzleşebilsek, kendimizden kaçmak yerine özümüze dönebiliriz.

İnsanız ve elimizde olarak veya olmayarak çeşitli tuhaflıklarımız vardır. Fakat bu tuhaflıklar yine dıştan gelen tesirlerle o hale gelmekte ki, kendimize bir sürü putlar icat edip, sonra da bu putlarımıza tapmaktayız.

Put örneği pek anlaşılamayabilir, neyi kastettiğimiz farklı yönlere çekilebilir. Vazgeçmeye korktuğumuz veya vazgeçemeyeceğimiz her şey putlarımızdır aslında.

Biz putlarımızı bırakmasak da vakti, saati geldiğinde putlarımız bizi bırakıp, başkalarının putu olmaya devam edecektir hâlbuki.

Büyükler ısrarla şöyle buyururlar:

- “İnsanoğlu geldiği gibi gidecektir. Gelirken bir şey getirmediği gibi giderken de bir şey götüremeyecektir”.

Hafıza kirliliğimizin ekseri olarak insanımıza unutturduğu başka bir gerçeği daha hatırlayalım. Bu hakikati unuttuğumuz sürece kendimizi de unutacağımızı bilelim.

Bize kimliğimizi, kişiliğimizi, nerede ve nasıl yaşadığımızı öğreten iki bağımız var:

- Birisi; bizim mayamızı karan, ayaklarımızdan bağlayan, görünmez bağ olan yaşadığımız topraklarımızdır.

- İkincisi; içinden çıktığımız, seçme iradesine ve isteğine sahip olamadan içinde büyüdüğümüz ve yaşadığımız halkımızdır.

Günümüzde yine sosyal medya başta olmak üzere, belli televizyon dizileri ve benzeri programlarla toplumsal birlik ve beraberlik zedelenmekte ve tahrip edilmektedir.

Bunun sebebi açıktır. Yukarıda saydığımız iki önemli hususun reddinden başka bir şey değildir. İnsani melekeler hızla eritilirken, hafızalarımız da kirletilmektedir.

Ezcümle:

Teknoloji bizi mutlu etmiyor, sadece mutlu ettiğini sanıyoruz. İtiraz edecekleri saha dışı bırakarak, “acaba” diyenlere soralım.

- “Evlerimizle birlikte, çalıştığımız iş yerlerinde teknolojiyi ne kadar işimizde, özel zevk ve eğlencelerimiz uğruna kullanıyoruz”? İsteyen çevresine bir göz atabilir.

Hafızamız kirlenince dilimiz de kirlenir, neye nasıl inanıyorsak, inandığımız değerlerimiz de kirlenir. Ve bu kirlilikle yaşarız. Temizlenmeye de fırsat bulamadan tükeniriz. 

YENİ AKİT

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat