Batıya umut bağlayanlar

  • GİRİŞ26.10.2022 08:13
  • GÜNCELLEME26.10.2022 08:13

Batılılar, yüzyıllardır sömürdükleri masum halkların bedelini ödemekteler daha da ödeyecekler. Hiçbir ah yerde kalmaz.

Amerika kan ve terörle kurulmuş bir ülkedir. Avrupa’da çok farklı değildir ve bir tek Batılı ülke gösterilemez ki, kendi imkânlarıyla devlet olmuş olsunlar.

Yerkürede Batılılara benzemeyen tek devlet Osmanlı’dır. Onu da içimizdeki Batıcılar, Batıya bağladıkları umutları yüzünden perişan ettiler. Kendileri de perişan oldular.

Cennet mekân II. Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesiyle birlikte Osmanlı coğrafyasından koparılan topraklar, hızla Avrupa’nın harman yerine döndü.

Yerüstünde ve altında bulunan ne kadar zenginlikleri varsa üstelik yerli halkı çalıştırarak sömürdüler ve açlığa, hastalığa mahkûm ettiler.

Bunun bedeli olmayacak mıydı? Elbet olacaktı! Hem öyle bedel ödeyecekler ve ödemekteler ki, önce “insanlıklarını” kaybettiler.

Bugün Amerika ve Avrupa’da: “insan olmak”, “aile olmak” gibi insani melekeler her türden felaketin üstündedir.

Bu hali pek yansıtmıyorlar ama yiyecek-içecek-para-pul ve benzeri dünyevi ihtiyaçların ötesinde ciddi bir insanlık krizi içerisindeler.

Rusya Ukrayna Savaşı sebebiyle meydana gelen kriz, insanlığın tükenişinin yanında devede kulak kalır.

İçimizdeki çeşitli isimler altında kayıtlı-kayıtsız şeytan hizmetlisi dernek, siyasi parti, platform ve benzeri oluşumlar, Avrupa’daki insani çöküşün aynısını burada da gerçekleştirmek için büyük çaba harcamaktadırlar.

Batının çöküşünü gizleyerek, Batıdan ve Batılılardan hâlâ umut devşirme peşindeler. Lakin görünen köyün ırağı olmuyor. Perişanlıkları her şekilde meydandadır.

Batı, beklenilen çöküşü yaşamakta ve daha da yaşayacak. Böylece Türkiye’deki Batılılaşmanın tutarsızlığı, büyük kayıplara sebep olmadan anlaşılmalı.

Bizi bizden uzaklaştırmaya ve değerlerimizden koparmaya çalışan “yabancı menşeili yerli görünümlü” besleme siyasetçi, akademisyen, sosyolog ve benzeri maskeli kişi yahut gruplara çok dikkat etmeli.

İnanıyoruz ki, devletimizin ilgili kurumları bunların kimler olduklarını ve nerelerden beslendiklerini, kimlerden direktif aldıklarını bilmektedirler.

Yalnız bilmek ve takip etmek yetmez. Hükümetimiz ve devletimiz, millet-devlet yanlısı sivil toplum kuruluşlarımız, iş dünyamız, edebiyatçılarımız, medyamız, elinden dilinden hayır hasenat gelen insanlarımız, milli birlik ve bütünlüğümüzü korumakla yükümlüdür.

Batının çöküşün eşiğine geldiği yeni fark edilmiş değildir. Batıyı umut olarak görerek, üzerinde yaşadığı devletine ihanet edip, işbirliği yapıp, kendi devletine-milletine husumet besleyenler de pek âlâ sona gidişi görmekte ama inanmak istememektedirler.

İçimizdeki Batıcı taraflar, büyük bir yanılma ve aldanışa düştüklerini gördükleri halde dönüşü olmayan yola girdikleri için bocalamakta ve sürekli patinaj yapmaktadırlar.

Ezcümle:

Dünyanın neresinde olursa olsun, kendi inanç ve medeniyetinden uzaklaşan her toplum ve devlet, kişiliksiz ve kimliksiz insan sayısı toplamından başka bir şey değildir.

Başta muhalefet olmak üzere, belli merkezlerden yapılan planlı-programlı çıkışlarla, milletimiz de kimliğinden, kişiliğinden ve inanç değerlerinden koparılmak istenmektedir.

YENİ AKİT

Yorumlar2

  • bayram öztürk 3 yıl önce Şikayet Et
    Bu güzel yazısından dolayı sayın yazara teşekkürler.
    Cevapla
  • Doğrucu Davud 3 yıl önce Şikayet Et
    Bir defa mesela komünist örgütlerde elemanların bir evrimi vardır; sempatizan partizan militan diye, hepsi birbirine benzer, fetö terör örgütü için bankaya para yatırmak ve yazışma kullananlar falan ölçü alındı, bunları partizan militan kabul edersek, peki sempatizanlar ne olacak ? fetö bir defa abd ajanı bir terör örgütüdür, bizi bu duruma aşırı özgürlükler buraya getirdi, baksanıza hainleri bile idam edemiyoruz !..
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat