Mezar üzerinde top oynanır, eğlence yapılır mı?
- GİRİŞ23.11.2022 08:38
- GÜNCELLEME23.11.2022 08:38
“Maziye ihanet edenler, atiye de ihanet etmiş olurlar”. Arif Nihat Asya
Yakın tarihe vakıf olanlar; ülkemizin her yöresindeki Osmanlı kabirlerimizle, şehitlerimizin, âlim ve mütefekkirlerimizin mezarlarına ve Osmanlıca yazılı mezar taşlarına nasıl düşmanlık edildiğini bilir ve okumuşlardır.
Oysa biz, mezarlıklarımıza medeniyet nakşeden bir toplumuz. Yahya Kemal’in; “Biz ölülerimizle yaşarız” demesi bundan olsa gerektir.
Böyle bir medeniyete sırt dönenler, tarihi şehirlerimizdeki mezarları ya yerinden kaldırmış yahut kırıp nehirlere atmış veya üzerlerine binalar ve eğlence merkezleri yapmışlar.
Mesela Bursa’da Emirsultan’daki mezarlıkta sarıklı mezar taşlarının başları kırılarak, başsız bırakılmışlardır. Bu acı örneklerden birisi de Edirne’de yaşanmıştır. Edirne 25 Kasım Stadyumu, mezar taşları sökülerek inşa edilmiş.
Hatta Edirne’yi savaştan sonra yeniden imar eden ve Edirne’de belediye meclis üyeliği yanı sıra, iki defa da (1898-1903) ve (1907-1910) tarihlerinde belediye başkanlığı yapan Dilaver Bey’in mezarı da bu stadın altında kalmış.
Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu’nun buradan elbet haberi vardır. Lakin Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın haberi var mı bilmiyorum ama eğer olsaydı, sanırım şehir stadı bir başka yere yapılarak burası çoktan koruma altına alınmış olurdu.
Yeri gelmişken belki meramımızı anlatır diye Aka Gündüz’ün “Bozgun” şiirinden özet paylaşalım:
Ne ettiler sana, ne oldu bana
Kulağımı verdim vurulan çana
Bir gariplik geldi çöktü her yana;
İslâm diyarında Kur’an ağlıyor,
Kur’an’ı başında, Turan ağlıyor:
Ağla, gözüm, ağla! Figan yaraşır,
Bülbülsüz bağına hazan yaraşır!
Rumeli tutuştu, vatan dağıldı!
Ertuğrul’un oğlu Osman nerede?
Utan ey Türkoğlu, halinden utan:
Bunu mu diledi senden Kayı Han?
Böyle mi emretti ulu Yaradan?
•
Tarihin devamlılığı, “millet-devlet bekası esasının” temelidir. Bir devlette-millette, tarihin devamlılığı kesilirse; toprağı kireçlenmiş, suyu çekilmiş kuru ağaçtan farkı kalmaz.
Haçlı Avrupa Balkan harbine girerken, Osmanlı Devleti’ni tarihten silmek üzere girmişti. Yüz binlerce insanın katledilmesi, evsiz, barksız kalması ve cehennemi şekilde yollarda, izlerde, bellerde, sellerde, ağaç kabuğu yiyerek ölmelerini seyretmişlerdir.
Hiç olmazsa onların hatırına mezarlarına sahip çıkalım ve Haçlı Batının hâlâ kininden zerre vazgeçmediğini unutmayarak birliğimizi, dirliğimizi düzene koyalım.
Yazıyı Dilaver Bey hakkında bilgiyle noktalayalım:
Balkan Savaşı’nda Dilaver Bey, Edirne şehrini müdafaa eden Şükrü Paşa yanında yer almış ve büyük destek sağlamıştır. Bu nedenle belediye binasının Bulgarlar tarafından işgali sırasında dövülerek kaburga kemikleri kırılmıştır.
Bu yüzden hastanede 10 gün kadar yatmış ve bu olaydan sonra iyileşemeyip, 15 Nisan 1919 yılında vefat etmiştir. Bugün 25 Kasım Stadyumu olan Zindanaltı mezarlığına gömülmüştür. (Yenigün Gazetesi 13 Şubat 2012)
Ezcümle: İnsaf! Vicdan! Merhamet!
YENİ AKİT
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol