Ülkemiz tarihi açık hava müzesidir
- GİRİŞ29.11.2022 08:23
- GÜNCELLEME29.11.2022 08:23
Tarihsiz toplum yoktur. Milletler, tarihlerini yaşattıkları sürece varlıklarını koruyup, geleceklerini sağlam temeller üzerinde inşa ederler.
Diğer halklara göre biz, kendi tarihini kendi yapan bir toplumuz. Başka milletler tarafından yönetilmeden bağımsız devlet kuran tek toplumuz.
Bu sebeple Osmanlı devrinde 22 milyon metrekareye ulaşan topraklarımızda hâlâ tarihimiz ve eserlerimiz vardır.
Bugün 780 bin km’ye sıkıştığımız, Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Anamur’a coğrafyamız, Selçuklu ve Osmanlı eserleriyle doludur.
Yine dünyada böylesine “Açıkhava Müzesi” şehirler azdır. Eğitim-kültür ve tarih yoksulluğumuzu tam olarak gidermediğimiz için yıllardır tarihi mirasımız yok sayılmıştır.
Neyse ki son yirmi yıldır, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın güçlü şekilde sahiplenmesiyle yoksulluğumuz giderilmeye başlanmıştır.
•
Bu manada hafta sonu İstanbul’da uluslararası bir sempozyum gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı; Hindistan, Japonya, Çin ve Avrupa’dan çeşitli ülkelerin katılımıyla “21.Yüzyılda Saray-Müzeleri Değerlendirmek” konulu iki gün süren bir sempozyuma ev sahipliği yaptı.
Hani; “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler” denilir ya. Avrupa’daki müzelerin sunumlarını izleyince gördüm ki, memleketimizde tarih ve müze konusunda söz sahibi olduğunu sanan pek çok kimse, yaşadığı ülkemizin farkında değil.
Tarihe sırt dönmek, reddetmeyi de gerektirdiğinden, kendi tarihini görmemek-bilmemek-anlamamak için direnenler, aşağılık komplekslerini bilgelik sanmaktalar.
Oysa bizim medeniyetimiz-tarihimiz, halen yaşayan ve hatırlatılan insan merkezli bir medeniyettir. Tarihe ışık tutan müzelerimiz ise bu görkemli medeniyete ev sahipliği yapmaktadır. Bütün mesele, samimi bir şuurla sahiplenebilmektir.
•
Sempozyumun açılışında Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, Milli Sarayların bünyesindeki müzelerle ilgili sunum yaptıktan sonra yurtdışından gelen müze direktörleri, tek tek şaşkınlıklarını dile getirdiler.
Türkiye’nin tarihine böylesine sahip çıkmasına yeni şahitlik ettiklerini, müzecilikte kendilerinden ileri olduklarını ifade ettiler.
Sempozyum bir başka gerçeğin daha anlaşılmasını sağladı. Parlamenter sistem ile başkanlık sistemi arasındaki farkı ortaya koymuş oldu.
Parlamenter sistemin tıkaç olduğunu, başkanlık sisteminin ise gelişmenin, ilerlemenin önünü açtığını gösterdi.
Dr. Yasin Yıldız, Milli Sarayların Cumhurbaşkanlığına geçmeden önceki vaziyeti ile 2018 yılı sonrası durumunu rakamlarla ortaya koyunca mesele daha net anlaşılmıştı.
2018 öncesi Milli Saraylar; 2 saray, 6 köşk-kasır, 1 müze, 2 fabrika, 960 personel, 95 bin taşınır tarihi obje, 1,5 milyon ziyaretçi, 12 milyon € yıllık gelir ve bağımlı finansal yapıdan ibaretmiş.
1 Eylül 2018 sonrasında ise; 5 saray, 7 köşk-kasır, 5 müze, 2 fabrika, 1622 personel, 365 bin taşınır obje, 6,5 milyon ziyaretçi, 45 milyon € yıllık gelir ile kendine yeten finansal yapı, öz kaynaklarla restorasyon yapılmaktaymış.
•
Ezcümle:
Ne olduğumuzu temsil edemezsek, ne olmadığımızı anlatmak zorunda kalırız. Artık ne olduğumuzu anlatan bir ülkeyiz.
YENİ AKİT
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol