Milletten ve devletten kopuk bir siyaset

  • GİRİŞ19.01.2023 08:17
  • GÜNCELLEME19.01.2023 08:17

Altılı masayı oluşturan kimselerin siyaset dışında bir ameliyesi var mı bilmiyorum. Siyaset dükkânı açmışlar ve işletmeye çalışıyorlar.

Yalnız iktisattan, siyasetten, kültürden ve sanattan öyle uzak bir dükkân işletiyorlar ki, devleti devlet yapan unsurlara savaş açmış vaziyetteler.

Milletimizin göz bebeği Türk Silahlı Kuvvetleri, nihayet vesayetçi zihniyetlerden kurtulmuş, özüne dönerek devlet-millet bütünlüğünün bekçiliğini, savunuculuğunu yapmaktadır.

Emniyet ve Jandarma teşkilatımız hakeza aynı şekilde vesayetçi rejim rantçılarından kurtulmuş, devlet-millet bütünlüğünün savunuculuğunu ve bekçiliğini yapmaktadır.

Milletimizin 40 yıldır ciğerini yakan, devletimizi dışarıda ve içeride aciz duruma düşüren terörün sonu gelmiş; istikrarla, huzurla, güvenle gelişen ve büyüyen bir Türkiye’ye sahibiz hamdolsun.

Savunma sanayimizin güçlenmesine karşı savaş açan siyasetçiler, devlet yöneticisi olabilir mi? Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle garip ve anlaşılmaz siyasetçi görmezsiniz.

Anadolu’da sıkça kullanılan bir söz vardır.

“Kibrinden dübürü görünmüyor” denilir. Yani başını arkaya atıp, göğsünü öne çıkarıp, burnunu havada tutarak, normal insan şeklini bozmanın anlatım özetidir.

Öyle değil mi ama? Ülke yönetimine talip olacaksınız fakat devletin temelini oluşturan kurumlara karşı sürekli bir nefret söylemi içerisinde bulunacaksınız.

Memleketimizin dört bucağı şehitlerimizle doludur. O şehitlerimizin ve amentü sahibi bütün bir milletimizin gözünde Mehmetçik, asla üzerine toz kondurulmayan kahramanlardır.

Siyaset ve devlet yönetimi lider ister. Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan; sevenlerinin, sevmeyenlerinin hatta nefret derecesinde düşmanlarının gözünde bile siyaset ve devlet yönetiminde liderdir.

Devlet ve siyaset idaresinde bulunmak isteyen liderler, devletin kurumlarıyla çatışmazlar, milletin sahiplendiği kurumlarla kavga etmezler.

Yukarıda devletin temelini oluşturan kurumlarımızı sayarken, bunlara Diyanet İşleri Başkanlığını da ilave etmeli. Diyanetle savaşmak, dinle savaşmak demektir.

Yeri gelmişken bir hatırata yer verelim. Milletimiz devletine ve dinine sahip çıkan liderleri sever ve onlara hep hayırla hatırlar ve hatırlatırlar.

Tarihçi yazarlarımızdan merhum Ziya Nur Aksun“Dündar Taşer’in Büyük Türkiye’si” kitabında (Ötüken Neşriyat) şöyle bir hatıra nakleder:

Dündar Taşer, Söğüt şenliklerine katılır ve Yörüklerle sohbet etmektedir. Mevzu devlet ve devlet adamlarına gelince bir Yörük ağası şunları anlatır:

- “Bizim köyde Sarayda askerlik yapan biri vardı. Sultan Abdülhamid Han tahttan indirildiğinde, haddini bilmezlik etmiş, Padişahımız da ‘Bana dokunma, ellerin kurur’ demiş.

Bu adamın elleri kurudu beyim. Uzun zaman yaşadı. Çektiğini de, Sultan’a karşı gösterdiği edepsizliğe atfederdi. ‘Dünyada çekelim de ahirette çekmeyelim’ derdi.

Rahmetli Taşer bu anlatılanlar karşısında; “Müslüman Türk milletinin devleti ne kadar mukaddes saydığının göstergesidir” der. 

Ezcümle:

Biz asker ve devletçi bir milletiz. Millet olarak amentümüzün gereğidir. Değiştirmeye kalkanlar yahut karşı çıkanlar, şimdiye kadar hep ayazda kalmışlardır. 

YENİ AKİT

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat