Aklıselim sahipleri için depreme dair (1)

  • GİRİŞ01.03.2023 08:15
  • GÜNCELLEME01.03.2023 08:15

Dünkü yazımızda İslam Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamızın depreme dair yaptığı konuşmadan söz etmiştim.

Lakin bu kadarla yetinmeye gönlüm razı olmadı. Dinleme veya okuma imkânı olmayan aklıselim sahibi insanlarımız için o konuşmadan tespitler aktarmak istiyorum.

“Öncelikle ifade etmek isterim ki, bu tür büyük afetleri doğru anlamanın ilk şartı, tekvin ile tenzili birleştiren, tedbir ile takdiri cemeden, yer ile göğü, arz ile semayı birbirinden ayırmayan bütüncül bir bakış açısına sahip olmaktır.

Gökten gelen seslere kulak veren yer bilimcilerle, yerden gelen seslere kulak kabartan din bilginlerinin ortak bir zeminde buluşması şarttır.

‘Tedbir’ diye haykıranlar ile ‘takdir’ diye susanların derslerine birlikte çalışması artık bir zarurettir.

Bugün hem metafizik âlemde artçı depremlere yol açan soru ve sorgulamalara cevap verebilmek hem acıları dindirmek hem elem ve kederi azaltmak hem de toplumsal fay hatlarımızın kırılmasını önlemek için farklı ihtisas alanlarındaki uzmanlarımızın kafa kafaya, gönül gönüle verip, birlikte hareket etmesi, artık bir tercih değil, bir zorunluluk arz ediyor.

Bu süreçte jeologlar, mimarlar, mühendisler, şehir planlamacıları, ilahiyatçılar psikologlar, sosyologlar, sosyal bilimciler, siyasetçiler, kısaca ilgili tüm kesimlerin yer ile göğü birleştiren bütüncül bir bakış açısı inşa etmelerine, yeni bir dil ve söylem üretmelerine ihtiyaç vardır.

Bu tür musibetleri belli bir kişiye, belli bir olaya, belli bir topluma ve belli bir günaha bağlamak yanlıştır.

Hiç kimsenin rahman ve rahîm olan Rabbimizi gökten kullarına öfke saçan, azap yağdıran bir ilah olarak göstermeye hakkı yoktur.

İnsanın haddini aşarak, haşa kendisini Allah’ın yerine koyup; “Bu, Allah’ın şunlardan dolayı şu topluma verdiği cezadır” demesi haddini aşmaktır.

Zira bu tür afetlerde sadece asiler değil, nice salihler, masum insanlar, çocuklar da ölür; sadece günah işlenen mekânlar değil, mabetler de yıkılır.

Nitekim bu depremde; Selçuklular, Dulkadiroğulları, Osmanlı’dan kalma nice önemli mabetler ilk defa yerle bir oldu. Tarih, Kâbe’yi yıkan depremlere dahi şahit oldu.

Bu tür büyük depremleri insanın yapıp ettiklerinden, insanın tabiatla ilişkisindeki hatalarından ayrı düşünmek de son derece yanlıştır.

Yaşadığımız bunca acı; ihmal edilen yasalar, gözden kaçırılan hikmet ve ucu kaçırılmış dünyevileşme ile yakından ilgili olduğu hâlde, bütün bunları göz ardı edip doğrudan Allah’ı mahkûm etmeye kalkışmak, doğru değildir.

Rahman’ın yerkabuğuna koymuş olduğu tabiî ve fıtri kurallarına aykırı hareket edenlerin sorumluğunu, ada ve parsellerin altından geçen fay hatlarının yerini değiştirenlerin mesuliyetini, bina yaparken yapı elemanlarından çalanların yükümlülüğünü bir kenara bırakıp, tüm mesuliyeti kadere yıkamayız.” 

Devamı yarına….

YENİ AKİT

Yorumlar1

  • sedat 2 yıl önce Şikayet Et
    Hocam yazdıklarınız doğru da Lut (as), Nuh (as), Salih (as) kavimleri ve diğerlerinin başına gelen felaketleri ve “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” (Şura 30) ayeti nasıl yorumluyorsunuz?
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat