Hataylı Market Sahibinin Verdiği Ders
- GİRİŞ22.03.2023 08:17
- GÜNCELLEME22.03.2023 08:17
Aşağıda okuyacağınız “röportaj”, televizyon haberlerinde ve sosyal medyada çok dolaştı ama “hırs, tamah ve kanaat” faslından tarihe not düşülmesi adına yazıya geçmeli.
Hataylı tüccar depremzedemiz Mehmet Bulanık, şehirdeki en büyük zincir marketlerinin sahibidir. 23 marketinden 20’si yıkılır ve çadırda yaşamaya başlar.
Dünkü yazımızda hatırlattığımız hususlara önemli bir örnek teşkil edeceği için arşivde beklettiğim bu haberde geçen tespitleri paylaşmak istiyorum.
CNN Türk’ten Fulya Öztürk’ün haberindeki konuşma özetle şöyle:
•
“Bir pazar günü sabahleyin erken uyandım, eşim kahvaltı hazırlıyor. ‘Kahvaltı hazır’ diye seslendi, mutfağa geçtim. Şöyle bir baktım mutfak masasında çatalı koyacak yer yok.
Kapının önünde durdum eşime de çocuklarıma da şunu söyledim, ‘Allah bize ceza verir. 20 çeşit kahvaltı sofrası koymuşsun lütfen yapmayın.’
Bir de benim ortanca oğlan Eymen, oturmuş. ‘Oğlum kahvaltı yapsana’, ‘yiyecek bir şey bulamıyorum’. ‘Ne için bulamıyorsun’? ‘Ton balığı yoksa ben yemem’.
O zaman şunu söyledim çocuklarıma ki depremden sonra onlara hatırlattım dedim ki:
‘Hatırlıyor musunuz ben sizi uyarmıştım. Şu an bir tane soğuk sandviçle günümüzü bitiriyoruz ve yine doyuyoruz’. Bu kadar 20 çeşit kahvaltının içinde ton balığı yoksa yemem diyen çocuklarımız bundan inşallah ders çıkarırız.
Çadırda yaşamaya başladık. Tabi çadırı sağ olsun devletimiz bize gönderdi, hemen kurduk elimizdeki birkaç şeyle doldurduk. Şimdi çay yapacağız, kimsede çaydanlık yok.
Benim oğlana dedim ki, ‘oğlum şu depoda eskiden depocular çay yaparlardı gelin bakalım’. Şu görmüş olduğunuz çaydanlığı bulduğum zaman bakın kapağı yok, biraz da yıkadım simsiyahtı. Bunu gördüğüm zaman, inanın hazine buldum zannettim o kadar çok sevindim ki sonra dank etti. Oğluma dedim ki;
‘Oğlum görüyor musun o kahvaltı sofrasından şu çaydanlığa seviniyoruz.’ Baba dedi, ‘Neredeyse çiftetelli çalıp oynayacağız çaydanlık bulduk diye’.
Yani insanoğlu ne oldum demeyecek ne olacağım diyecek. Bir gün böyle, ikinci gün çok farklı olabilir ama önemli olan bütün bunları anlaması bunlardan ders çıkartması”.
•
Mevzu hayli uzun ve böyle nice yaşanılanlar var tabi. Meselenin özü; “insan olabilmek ve insan kalabilmekten ibarettir”.
Mehmet Bulanık, tüm kayıplarına rağmen, inancını ve insanlığını muhafaza ederek, aklıselim bir şekilde kazanılan her şeyin bir gün aniden yahut belli aralıklarla kaybolacağını ve sahiplerinin değişeceğini, dünyanın kimseye kalmadığını, kalmayacağını izah ediyor.
Ezcümle:
Tekrar bütün depremzedelerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletelim. Devletimiz ve milletimiz bir merhamet yumağıdır. Şükür ki, millet devlet el ele bir haldeyiz.
Bilirsiniz iki tür insan vardır. Bir iyiler, bir de iyilere kötülük edenler. Rabbim iyilerin sayısının çoğalmasını nasip etsin.
YENİ AKİT
Yorumlar1