Bayramda en çok siyaset konuşulacak

  • GİRİŞ21.04.2023 08:59
  • GÜNCELLEME21.04.2023 08:59

Öncelikle yazıyı okuyan ve dinleyenlerin Bayram-ı Şeriflerini tebrik edelim. Rabbim niyetlerini salih amel ile sırat-ı müstakim üzere eylesin.

Malum seçim arifesindeyiz. İstesek de istemesek de bayramlaşma sohbetlerinin önemlice bir kısmını siyaset meşgul edecek.

Adı üstünde bayram! Birbirimize nefsimizle değil; gönlümüzle, kalbimizle hitap etme zamanıdır. Gerçi her daim böyle olmak lazım ama pek mümkün olmamaktadır.

Siyaseti konuşmak başka, tartışmak başkadır. Tartışmak niyetiyle başlayan hiçbir konu suhuletle çözülmez. Geçelim. 

Biz ne millet ne devlet olarak diğer dünya devletlerine ve milletlerine asla benzemeyiz ve benzetilemeyiz. Bizde siyasetin esası, yerli ve milli muhtevalı olanıdır. Başka türlüsü Müslümanlığa sığmaz.

Çünkü “Din u devlet mülk ü millet” diyen inanç sisteminin devamı ve takipçisiyiz. Dördünün birlikte var olması gerektir. Siyasete bu zaviyeden bakmalıdır.

Bağımsızlığımız “Din ü devlet mülk ü millet” öncülüğünde yerli ve milli siyasete bağlıdır. Yerli ve milli siyasetin temeli; “vatanımızın bölünmezliği-milletimizin birliği-devletimizin devamlılığı” üzerinedir.

Diğer dünya devletleri gibi değiliz. Hele avının üzerine atlamaya hazır bekleyen sırtlanlar gibi fırsat kollayan ve istedikleri gibi bir iktidar olduğunda, ezeli hesapları olan topraklarımızı parçalayacak İngiliz ve diğerleri gibi hiç değiliz.

Bugün ABD, İngiltere ve bunlara sırtını yaslamış diğerleri; topraklarımızın bölünüşünü, ülkemizin işgal edilişini; vatanımızın, bayrağımızın, devletimizin, dinimizin halini görmek için var güçleriyle muhalefete destek vermektedirler.

İşin tuhafı ve anlaşılması imkânsız olan da ülkemizdeki güvenden, istikrardan huzursuz olan iç siyasi çevrelerin umudunu Haçlı Batıya bağlamaları.

Bu nasıl siyaset? Bu nasıl millete müracaat ederek “Bizi seçin” demek ve güneşin balçıkla sıvanacağına inanmak.

Dünyanın hiçbir devletinde, o ülkeye hizmet etmek isteyen siyasetçi, kendi ülkesini, milletini Batılılara şikâyet etmez! Milletten almaları gereken desteği, millete düşman kavimlerden istemez! 

Merhum Cemil Meriç; “Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını ‘yaşanmaz’laştıranlardır. Ondan sonra da kalkarlar, ülkenin yaşanmaz hale geldiğini, can ve mal güvenliğinin olmadığını savunarak gavura şikâyet ederler” der.

Süleyman Nazif de: “Vatan sıhhat gibidir, değeri kaybedince anlaşılır” der ve devamla:

-“Bize şahsi politik hırsları için ülkeyi harabeye çevirmek isteyen beyaz politikacılar değil; iman, sadakat ve samimiyet timsali siyasetçiler lazım.

Böyle siyasetçileri benimsemek için, kabul etmek için, onlardan birisi olmak için esas kişinin kendisinde iman, sadakat ve samimiyet olması lazım ki, bir ve beraber olunabilsin”.

Ezcümle Üstad Necip Fazıl’dan. CHP için şöyle söyler:

“Cihan kuruldu kurulalı bütün politika ve particilik tarihinde acemilik ve şaşkınlıkta, haksızlık ve ölçüsüzlükte bu kadar bir acı manzara görülmemiştir”. (Sürgün, İntihal ve İntihar. Selçuk Karakılıç Ötüken Neş.)

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat