Şirretlik ve siyaset

  • GİRİŞ24.05.2023 08:10
  • GÜNCELLEME24.05.2023 08:10

Şirretlik ve şiddet bir güç değil, aksine güçsüzlük, zayıflık ve çaresizliğin gereği olan acizlik göstergesidir. Muhalefetin ideoloji kasırgasına tutulması bu sebepledir. 

Siyasi güç elde etmek için şirretlik neticeli şiddet göstergesi olan her türlü yalan, iftira, bühtan ve bilumum gayri insani hal ve hareketleri dile getirmek veya eyleme dökmek, önemli örnektir. Mesela depremzedeleri kovmak gibi!

Şirrete ve şiddete başvurmak, kişinin hiçbir amacı ve gayesi olmadan aklına estiği şekilde her türlü güce sahip olma hırs ve öfkesindendir.

Topluma güven veren siyasetçiler; ayakları yere basan, ağzından çıkanı kulağı duyan, verdiği sözü yerine getiren, getiremediği zaman özür dileyen, yönetimine talip olduğu toplumun dini-milli değer yargılarına saygılı olan ve sahip çıkan kişi ve kişilerdir.

Yönetimine talip olmak istedikleri milletin yerli-milli duyguları başta olmak üzere ülkesinin ve halkının istiklalini, istikbalini, dış güçlerde arayan kimselerden değil siyasetçi, hiçbir şey olmaz.

Biz millet olarak son yüzyılımızda dünyanın en büyük savaşını ve hemen ardından Milli Mücadelesini yapmış bir toplum ve devletiz.

Ancak bu tarihi hakikate sahip çıkan siyasetçiler, milletten onay alabilirler. Ne demek istenilen anlaşılması için tepeden inme ilk Cumhuriyet hükümeti olan İnönü döneminin uygulamalarına bakmak kâfidir.

Mesela o devirde harp zenginlerinin kayırıldığı, bir evin bir tek horozuna bile vergi konulduğu, bu sebeple orta ve dar gelirli ailelerin korkuları ve başlarına gelen hadiselerden kurtuluşlarına dair şu söz tarihe geçmiştir:

- “Tahsildarın baskısı ve Jandarmanın dayağından kurtulduysan kendini insan say” bu ifade her şeyi anlatmaktadır.

Bir başka tespit daha aktaralım:

Merhum Emin Sazak, memleket ve millet sevdalısı birisidir ve parti yokluğundan CHP’de siyasete girmiştir ama bir türlü fikri olarak onlarla asla beraber olamamıştır.

Demokrat Partinin kuruluşuyla birlikte DP’ye geçmiş ve siyasete orada devam etmiştir.

CHP’de iken bile muhalifliğini daima sürdürmüş, 1943 yılında 4429 sayılı Toprak Mahsulleri Vergisi’ne karşı çıkarak İnönü’ye hitaben şunları söylemiştir:

“Bu vergi konusuna giren insanlar, bacağında donu, ayağında çarığı, üstüne örtünecek yorganı olmayan ve başını odunun üstüne koyup yatan insanlardır. Sen neyi ucuzlattın ki, bu vergiyi artırıyorsun?” Geçelim.

Yeri gelmişken ve söze Jandarma da karışmışken, İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu nezdinde, Jandarma Genel Komutanımız Orgeneral Arif Çetin’e teşekkürlerimizi iletelim.

Milletimiz üzerindeki jandarma korkusunu kaldırıp, insanımıza ve devletimize hizmette vatan evlatları haline getirdiği için.

Bugün bile yaşı 60 ve üzerindeki insanlarımızın jandarma korkusu hâlâ hafızalarından silinmiş değildir.

Mevcut CHP’nin ve destekçilerinin propagandalarına bakıldığında da geçmişlerindeki sisteme özendikleri ve o günleri yeniden geri getirecekleri meydandadır.

Rabbim şerlerinden korusun vesselam!

YENİ AKİT

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat