İstikrarı olanın istikameti olur

  • GİRİŞ25.05.2023 08:03
  • GÜNCELLEME25.05.2023 08:03

Her meslekte ve her işte istikrar başta gelen hususlardandır. Hangi alanda olursa olsun istikrarını kaybedenler, yönlerini kaybeder ve istikametleri bozulur.

Siyasette ise istikrar, siyasetçinin yol haritasıdır. Kimliğini-kişiliğini tamamlamış, inandığı değerler doğrultusunda gideceği yönü ve varacağı noktayı bilen insan demektir.

Siyasi geçmişimizde rahmetli Menderes, Özalve Erbakan’ın başarısı, halkımız tarafından sevilmelerinin sebebi, partilerine hükmedebildikleri dönemlerde istikrarlarını, istikametleri üzerinde tuttukları içindir.

Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın 40 yıldır sevilip sayılmasının sebeplerin başında gelen ana temel nokta da istikrarlı ve istikrarına bağlı olarak istikametinden şaşmadan yoluna devam etmesidir.

Bir de bu zaviyeden Erdoğan’a karşı muhalefet eden partilere bakalım.

Siyasi düşünceleri itibariyle tutarsızlıkları, istikrarsızlıklarının ve istikametsizlerinin göstergesidir. Elbet bu anlayışları, kendilerine göre doğru olabilir.

Tabii yanlışta istikrar da bir inanç biçimidir. Gelin görün ki, bu istikrarın birden fazla istikameti olur ve görüldüğü gibi ortaya birbirlerine uymayan ters yön levhaları çıkar.

Şimdi bu çerçeveden ittifaklara bakalım:

Cumhur İttifakındaki istikrar ve istikamet sağlamlığı ve tutarlılığı, diğer ittifakta var mıdır? Hayır! Cumhur İttifakındaki millet-devlet bütünlüğü, diğer ittifakta lime lime olmuş vaziyettedir ve halleri ortadadır.

Biz millet olarak devlet yöneticilerinin istikrarlı ve istikametli olmasını isteriz. Çünkü devlet kuruluşumuz, diğer Batılı devletlerin oluşumundan farklıdır ve onlara benzemeyiz.

Osmanlı’nın Cihan Devleti oluşuna aklı erenler şöyle kısaca bir bakarsa, “insan merkezli” bir medeniyetin neticesinde kurulduğunu idrak edebilir.

Osmanlı Devleti’ni dışarıdan aldıkları emirnamelerle içeride batıran İttihat ve Terakkicilerin, Birinci Dünya Savaşı ile bölük pörçük ettirip, Devlet-i Aliye’nin sonunu getirdikleri topraklarda bugün kaç ülke var dersiniz?

El Cevap: En az hüküm sürdüğümüz yıl 50 ile 400 yıl arasında değişen 63 ülke.

Osmanlı Devleti kara hudutları sınırları içinde resmen bulunmamakla birlikte fiilen Hilafete bağlı ülke sayısı ise 8’dir. Yani toplam 71 ülke.

Dil-din-ırk-örf-adet-gelenek bakımından birbirinden bunca farklı coğrafyalarda barış içerisinde yüzyılları aşkın hâkimiyet sürülmesi kolay değildir.

Tek sebebi vardır. Devlet-i Aliye’nin istikrarlı ve istikametli oluşudur. İstikametinin temelinin Kelime-i Tevhid merkezli olmasıdır.

Bugün 22 milyon metrekareden kopa kopa sıkışıp kaldığımız 780 bin metrekarede hâlâ bağımsızlığımızı muhafaza etme mücadelesi vermekteyiz.

Cumhur İttifakının dışındaki ittifakların söylediği bir şey var. Diyorlar ki:

-“Türkiye bir yol ağzındadır. Türkiye, Cumhur İttifakının oturttuğu ‘yerli ve milli bir rotadan’ çıkarılmalı ve oturması engellenmelidir”.

Çok masalı ittifakın istikametine göz atıldığında eylemleri ve niyetleri gün ışığı gibi meydandadır.

Ezcümle:

28 Mayıs istikrar ve istikametimizin mayasını karan “Milli Şuurumuza sahip çıkma günüdür”. Bizi millet ve devlet yapan unsur Kelime-i Tevhid merkezli milli şuurumuzdur.

YENİ AKİT

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat