İslam Milletinin ağır yükü ve Deniz Feneri

  • GİRİŞ14.06.2023 08:03
  • GÜNCELLEME14.06.2023 08:03

“Bir yerde bir hata etmişsen, oradan ayrılmadan bir iyilik yap öyle ayrıl”. Muhiddin Arabi.

Öyle bir zamandayız ki, dilimizle-gözümüzle- kulağımızla-zihnimizle-hal ve hareketlerimizle garip bir med-cezir içindeyiz.

Düne kadar doğru bildiklerimiz yanlış, yanlış bildiklerimiz doğru olmaya başladı. Yanlışlarla yaşamak, doğrularla yaşanmaya tercih edilir oldu.

Galiba ahir zaman ölçüsünü epeyce geçmiş gibiyiz. Hayırları çoğaltamadığımız gibi şerlere fren olmaktan da imtina eder hale geldik.

Dile getirmek istediklerim bir şikâyet değil. Bir vakıa. Yazıyı okuyan kimle oturup konuşsak, “Evet çok doğru! Acayip bir devirdeyiz” diye dert yanacaktır. Geçelim.

Allah rahmet eylesin Muhiddin Arabi harika bir tavsiyede bulunmuş. “Bir yerde bir hata etmişsen, oradan ayrılmadan bir iyilik yap öyle ayrıl” demiş.

Bu iyiliklerden birinin ismi de “infakta” bulunmaktır. İnfakta bulunmanın özü de şu soruda yatmaktadır: “Bu mal aslında kimindir? Size, bize, onlara kim nasip etmiştir”?

Meseleyi biraz inanç bakımından irdeleyelim:

Ahireti ve insan hürriyetini öteleyen Komünizm; “mal toplumundur” der. Tek çıkar yol olarak Kapitalizme inananlar ise; “mal fertlerindir” der.

İslam ise; “Mal-mülk, Allah’ındır. Kul ancak emanetçidir” der.

Mal-mülk, kulun tasarrufuna geçici olarak emaneten verilmiştir. Bu çerçevede emanetçinin emaneti, Allah’ın rızası doğrultusunda kullanması istenir ve beklenir.

Malum bugünlerde yapılacak iyiliklerden birisi de “Kurban Bayramı” münasebetiyle kurban bağışında bulunmaktır. 

Şükürler olsun bu manada güçlü ve önemli ülkelerden birisiyiz. Yurtiçinde ve dışında kurban kesme faaliyetleri hayırsever kuruluşlarla icra edilmektedir.

İşte bu icracılardan birisi de şahsımın da yıllardır gönüllü olarak faaliyetlerine katıldığı Deniz Feneri’dir.

Yurtiçinde ve dışında Kurban faaliyetleri başta olmak üzere varlıklı insanlarımızla, varlıktan yoksun insanlarımız arasında zekât köprüsü kurmalarına şahitlik etmekteyimdir.

Yeri gelmişken Deniz Feneri’nin felsefesini şu örnekle anlatalım:

Hz. Ömer (r.a.)’in torunu olan ve Beşinci Râşid Hâlife sayılan Ömer bin Abdülaziz halini şöyle anlatır:

“Bu ümmetin yükü omuzlarımda! Ümmet içindeki fakirler, hasta olup da ilaç bulamayanlar, giyeceği olmayanlar, boynu bükük yetimler, mazlumlar, küfür ve gurbet diyarındaki Müslüman esirler, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışma takatinden kesilmiş muhtaç, yaşlılar, aile efradı kalabalık fakir aile reisleri ile yakın ve uzak diyarlardaki mümin kardeşlerimi düşündükçe, yükümün altında eziliyorum. Yarın hesap gününde Rabbim bunlar için beni sorguya çekerse, Rasulullah (sav) bana serzenişte bulunursa, ne cevap vereceğim”?

Ezcümle:

Deniz Feneri yurtiçinde deprem bölgesinde dağıtılmak üzere Kahramanmaraş merkezli kurbanlar keseceği gibi yurtdışında; Afganistan-Bangladeş-Arakan-Benin-Burkina Faso-Burundi-Çad-Etiyopya-Gana-Kamerun-Mali-Somali-Tanzanya-Togo-Uganda-Bugiri-Filistin-Suriye ve Yemen’de kesecektir.

İnfakınızın himmeti, hikmeti, bayramı mübarek olsun!

Bilgi için: www.denizfeneri.org.tr Tel: 212 414 60 60- fener@denizfeneri.org.tr.

YENİ AKİT

Yorumlar2

  • İyilik Sensin 2 yıl önce Şikayet Et
    Her kurban bağışı, yolumuzu gözleyen kardeşlerimize bayram hediyesi oluyor.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Yaşar Gül 2 yıl önce Şikayet Et
    Ağzina sağlık üstadın
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat