Orhan Akdoğan
- GİRİŞ27.09.2023 08:09
- GÜNCELLEME27.09.2023 08:09
“Allah’ın yardımı birlikte olanlaradır. Müslümanlar ayrılığa düşmezlerse onları kimse mağlup edemez”. (Muhyiddin İbnü’l Arabi)
Sırat-ı Müstakim üzere yaşamaya gayret eden ve bu gayretini de daima muhafaza etmeye çalışan bir dostum Hakk’a uğurlandı.
Fani âlemden, baki âleme göçtü. Hayatını hep mutlak göçe göre yaşamaya gayret ederdi.
İşine, gücüne, dostuna ve dinimizin gereklerine bu zaviyeden bakıp, kendisine tahsis edilen ömrü hitama erdirerek, ailesine sevenlerine veda etti.
Kimden söz ettiğim yazının başlığından anlaşılmıştır. Orhan Akdoğan. Merhum Orhan Akdoğan, gazetemizin yayına başladığı günden bu yana abonesi, dostu ve bu fakirin de kendisini ve imanını sevdiğim kadirşinas bir arkadaşımdı.
Tanımayanlar için hakkında biraz bilgi verelim. Rahmetli Orhan Akdoğan, Ankara İstanbul karayolu üzerinde bulunan ve ülkemizin yerli-milli yüz akı işletmelerinden Berceste tesislerinin, kardeşi Yusuf Akdoğan ile birlikte kurucu ortağı idi.
Düzce Kaynaşlı’dan Bolu Dağı’na tırmanışta yer alan Berceste’nin de yöneticisiydi. Rahmetli babaları namı diğer “Oflu Hacı Muhammet Akdoğan’ın” evlatlarındandı.
Babalarını tanıdım, hayatına çerçilikle başlamıştı. “Bir insan Müslüman nasıl olmalı” sorusu, Oflu Hacı Muhammet üzerinde neşvünema bulmuştu.
Orhan Akdoğan ve Yusuf Akdoğan da babalarından kalan bu güzide mirası, ellerinden geldikçe taşımaya ve yaşamaya gayret eden kardeşlerdendir.
•
Orhan Akdoğan, iş adamı olmakla birlikte aynı zamanda bir kitap kurduydu. İşiyle kitabı bir arada götüren nadir isimlerden birisiydi.
Yıllardır bir gelenek haline getirmeye çalıştığım Pazartesi günleri tanıttığım kitapları temin edip okurdu ve zaman zaman kendisine kitap gönderdiğimde çok sevinirdi.
Dünyaya bağlılığı pamuk ipliğinden bile zayıftı. Babasından mütevellit derdi ki:
- “Hüseyin Bey, babam rızkımızı kazanmak için çerçilikle işe başlamış. Bak Rabbim bizlere şimdi neler neler nasip etti. Kul çalışmakla mükellef, mükellefiyetini hakkıyla yerine getiren herkese Allah istemediği kadar nimet nasip ediyor”.
Nimetin emanet olduğunu bilir ve ona göre hareket ederek, maddi-manevi yardımlarda bulunurdu. Bilinen yardımlarının dışında esas bilinmeyen hayırları daha çoktu.
Rabbim hayırlarının bütününü ebedi âlemde yoldaş eylesin. Gönüller arasında köprü kurmaya çalışırdı. İhlas Suresi, hayatının denetleyicisi idi. Ona göre hareket ederdi.
•
Esas sancısını çektiği meselelerden birisi de değişik isimler altında veya şahıslar çevresinde Dini İslam’ı anlamak ve yaşamak için bir araya gelen Müslümanların, neden birlik ve beraberlik içerisinde hareket edememeleriydi.
Yazının başına aldığım Muhyiddin İbnü’l Arabi’nin sözü, onun Müslümanların birliği üzerine özlemini çektiği hususlardandı.
Geçtiğimiz hafta Düzce’de hastaneye yatana kadar yine gazeteyi okuduğunu, Ali İhsan Bey’e yürekli yazılarından dolayı teşekkür ettiğini ve selamını söylemişti.
Ezcümle:
Müslümanlar için söylüyorum. Bütün mesele ebedi âleme Orhan gibi hazırlıklı gitmektir! Ruhu için el-Fatiha.
YENİ AKİT
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol