DTP Kongresi ve Kürt siyasetinin geleceği

  • GİRİŞ23.07.2008 08:12
  • GÜNCELLEME23.07.2008 08:12

Kongre ile iki Mardin milletvekilinden biri genel başkan diğeri ise başkan yardımcısı koltuklarına oturdu. Görünen odur ki parti içindeki “güvercilerle-şahinler” arasındaki hesaplaşma başka bir tarihe ertelenmiş durumdadır.

DTP yönetimi her ne kadar bu hayati hesaplaşmayı öteleyip vakit kazanmak ve meselenin kendiliğinden çözüm yoluna girmesini istese de aslında zamanın aleyhlerine işlediğini ifade etmek gerekiyor. “Ahmet Abi” formülünün ne kadar anlamlı olacağını ve parti siyaseti üzerinde ne kadar etkili olacağını önümüzdeki dönem gösterecek.

DTP içinde isimler üzerinden yürütülen bu tartışma aslında göründüğünden daha derin bir tartışma. Bu mücadele aynı zamanda DTP’nin nasıl bir parti olması gerektiğine dair bir meselenin parti içindeki başka bir yansıması.  Ahmet Türk’ün siyasete bakışı, siyaset üslubu ve Türkiye’nin meselelerine yaklaşımıyla Emine Ayna’nın tarzı arasında ciddi farkların olduğu aşikar. Ahmet Türk’ün, “Açık ve net söylüyorum. PKK’nın silahlı mücadelesi Kürt halkına zarar veriyor” ifadesi sonrasında çeşitli teviller yapılsa da tam da bu noktada DTP kongresinin bu sözün üzerine gitmesi ve meseleyi serinkanlı biçimde tartışması gerekiyor. Bu tartışma Kürt meselesinin normalleşmesini ve ortak bir çözüm iradesinin oluşmasına imkan sağlayabilir.

DTP’de iki tarz-ı siyaset

Parti içindeki bu iki tarz-ı siyasetin nasıl neticeleneceği ciddi bir merak konusu olmakla birlikte buradan yeni bir terkibe mi ulaşılacağı yoksa ayrışmanın daha mı derinleşeceğini zaman gösterecek. Daha da mühimi bu iki siyasetin parti yönetimine aynı anda hakim olması parti politikalarını nasıl etkileyecek ve partiyi nereye taşıyacak. Buradan bir gerilim mi çıkacak yoksa uzlaşma mı bunu hep beraber göreceğiz.

Meseleye bu zaviyeden bakıldığında bir müddet sonra Ahmet Türk’ün partinin yönü ve üslubu hakkında yönetimle ayrılığa düşüp görevi bırakması sürpriz olmayacaktır. Bu görev paylaşımının sanki hem tabandaki farklılaşmanın yönetime taşınmasıyla birlikte bazı kesimlere mavi boncuk dağıtılması, hem de Emine Ayna’nın gelecekte üsteleneceği önemli görevler için tecrübe kazanması şeklinde de yorumlanabilir.

Bu kongreyi önemli kılan hususlardan bir diğeri de 22 Temmuz 2007 genel seçim sonuçları sonrası Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ortaya çıkan tablodur. Genel seçimlere bağımsız adaylarla giren DTP seçimlerden istediği sonucu elde edemedi. Devletin “inkâra dayalı” geleneksel politikasını değiştirmesiyle yeni bir durumla karşı karşıya kalan Kürt siyaseti bu yeni duruma hazırlıksız yakalandı. Politika değişikliğiyle yapılan reformlar ve AB uyum süresinde sağlanan açılımlarla Kürt siyasetinde ciddi bir farklılaşma ortaya çıktı.  Bu açılımların nerede duracağı ve nasıl sonuçlanacağı henüz tam olarak bilinmese de mevcut ezberleri bozduğu muhakkak. Parti bu reel politik karşısında ciddi bir sıkışma yaşıyor. Ancak ülkede yaşanan türbülanslar bu gerçekliğin görülmesini engelliyor.    

Yeni bir reel politiğe doğru

22 Temmuz 2007 Genel seçimleriyle beraber Kürt siyaseti üzerindeki DTP tekeli kısmen de olsa kırıldı ve yeni bir durum ortaya çıktı. Bu kırılmanın başta kendisi olmak üzere ne kadar geçerli olduğu tartışmalı olsa da DTP bu seçimlerden istediği sonucu alamadı. Sadece Diyarbakır örneğine bakıldığında bile mesele tüm açıklığıyla ortaya çıkıyor. Diyarbakır şehir merkezinde 3 Kasım 2002 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi 67 bin, DTP ise 236 bin oy almıştı. 22 Temmuz seçimlerine gelindiğinde Adalet ve Kalkınma Partisi 191 bin, DTP ise 199 bin oy aldı. DTP bugün artık bölgede yalnız değildir.  22 Temmuz neticesine belki çok fazla anlam yüklememek gerekiyor ancak bu sonuçların yeni bir reel-politiği de işaret ettiğini de açık.

Bu reel durum, AKP’yi iktidar olmanın ötesinde bölgede sağladığı temsille Kürt meselesinin doğrudan muhatabı haline getirirken DTP’de yeni bir durumla karşı karşıya bırakıyor. Geçen süreçte Ak Parti meseleyle ilgili bazı adımlar atmış olmakla birlikte son tahlilde onun da diğer partiler gibi bu mesele karşısında tutarlı ve uzun vadeli bir siyasetinin olmadığı görülüyor. En evvel Ak Parti’nin mesele karşısındaki ikircikli tavrına bir son vermesi ve samimi olması icap ediyor. Başta CHP olmak üzere diğer partilerin ise yakın zamana kadar bölgede belli düzeyde de olsa bir temsil gücüne sahipken şimdi neden hiçbir varlık gösteremediklerini düşünmeleri ve Kürt meselesi karşısında yeni bir inisiyatif geliştirerek konunun çözümüne katkı sağlamaları gerekiyor.

DTP siyasetinin çözmesi gereken bir diğer mesele temsil coğrafyasındaki dengesizliktir. Kürtleri temsil etme iddiasında bulunan bir partinin sadece Doğu ve Güneydoğu Bölgesinden oy alıp en çok Kürt nüfusun yaşadığı İstanbul gibi bir metropolden istenilen düzeyde oy alamaması önemli bir soru olarak ortada durmaktadır. DTP içinde uzun dönemdir sorulan ancak ciddi biçimde müzakere edilmeyen bu sorunun artık masaya yatırılması zamanı gelmiştir. DTP, neden Yüreğir’de yaşayan bir Kürt’ten İdil’de yaşayan bir Kürt’e göre veya daha az sempati ve destek bulmaktadır.

DTP’nin Meclis’te olması aslında Kürt meselesinin çözümü için yeni bir imkan yaratırken partinin bu şansı iyi kullanamadığı görülüyor. DTP’nin “dar, indirgemeci ve doktriner” siyaset anlayışından vazgeçip Türkiye’nin temel meseleleri hakkında daha fazla fikir beyan etmesi gerekiyor. DTP’nin başta yerel yönetimler olmak üzere ulusal düzeydeki siyasetine egemen olan kimlik vurgusu kadar modern bir parti olmanın gereklerine bağlı olarak yeni bir siyaset dili ve üslubu geliştirmesi icap ediyor. Aksi takdirde parti dar alanda siyaset yapmaya devam edecektir.

Yaşanan süreç, DTP’nin Kürt meselesine bakışına hakim olan “romantik havanın” artık terk edilerek yerine rasyonel, tutarlı ve ikna edici bir modern siyasetin oluşturulmasını zorunlu kılıyor. Tüm bunlarla birlikte DTP ve AKP’ye açılan kapatma davaları Kürt siyasetinin geleceği hakkında ki belirsizlikleri artırırken gözlerin başka yerlere çevrilmesine neden olabilir.

Son söz, DTP’nin önünde iki yol bulunmaktadır. Görünen odur ki ya modern bir parti olarak toplumsal merkeze yaklaşacak ve bir Türkiye partisi olacak ya da daha da sertleşerek 1991 inisiyatifine geri dönecektir. Bu karar aslında parti içindeki nihai mücadelenin de yönünü tayin etmiş olacaktır.

* Hüseyin Yayman (Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi)

Yorumlar22

  • NEFİ CELEBDAR 17 yıl önce Şikayet Et
    devran değişti. akp nin oyları artmış olabilir ama düşecektir ilk seçimde. çünkü sınırötesi harekat sonrası akp ve tayyip bölgeden zor oy alacaktır
    Cevapla
  • mehmet yıldırım 17 yıl önce Şikayet Et
    poitika ve yapılanlar yanlış.. ben geçenlerde tunceliye gitmiştim.yol boyunca ne mutlu türküm diyene.türkiye türklerindir .ya sev ya terk et.tek bayrak tek devlet tek dil. eeee gerisi yani bu ülkede tek türk mü var başbakanın dediği düşünmesen kürt yoktur sözü doğrumu .erbekenın dediği gibi.ne mutlu türküm desen birileri çıkar ne mütlu kürdüm der .farklıkları görmezden gelmiyelim .bu gemide hepimiz varız,
    Cevapla
  • dersimligenc 17 yıl önce Şikayet Et
    Ben size çözüm önerisi sunayım bakalım ne kadar kabul ediyorsunuz?. Ülkede ki tüm Etnik yapıların kültürü etnik yapısı ve dili anayasal güvence altına alınacak. Seçmeli ders olarak cocuklarımıza ana dilimiz devlet tarafından ögretilecek. Üniversitelerimiz de Ülkede yasayan Tüm halkların dil fakülteleri kurulacak. Kendi dogdugum topraklara atalarımdan kalan ve hala bölge halkı tarafından kullanılan isimleri iade edilecek.( Köylerimizde dahildir.) Buyrun size çözüm önerisi sizin neyiniz var peki?
    Cevapla
  • semsi ozer 17 yıl önce Şikayet Et
    fırat usta'ya. sen yaktin.binlerce sahit var. onca yil bu ulkeyi asker yonetiyor. hani biseyler yazmak icin buraya yaziyorsun bari ondan bundan duyduklarini yazma. yillardir bu tur suclamalarla bos islerle birbirimizi yedik yiyiyoruz.ogretmenim kalemimi aldi devri bitsin artik.Bizleri kirdirmak icin nasil tezgahlarin yapildigi ortaya cikiyor.Tezgaha gelmeyelim.
    Cevapla
  • Yıldıray 24 17 yıl önce Şikayet Et
    analiz. son güneydoğu ve doğu anadolu gezimde tespit ettiğim noktalar 1.akparti bölgede aşırı güç kaybetmiş 2,dtp ye yaklaşım çok önemli boyutta katılım dahilinde 3. akparti bölge halkının isteklerini karşılayamamış sonuç olarak dtpnin iki bölgede belirgin üstünlüğü varki bugün bir seçim yapılsa akpartiye verilen tepki oylarınında dtpye gideceğini söyleyebilirm burdaki halkta akpartinin gecen diğer iktidarlardan bir farkı olmadığını anlamış benim tahminim bölgesel olarak dtp= %68 akparti=%16
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat